Sözlükte “Yaklaşmak Allah'a yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelen kurban, dini bir terim olarak ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, yada bu şekilde boğazlanan hayvan demektir.
    Kur'an'da Hz. dem'in iki oğlunun Allah'a kurban takdim ettiklerinden söz edilir.(Maide 27); bir başka ayettede ilahi dinlerin hepsinde kurban hükmünün konulduğuna işaret edilir. (elHac34) Ancak Yahudilik veHıristiyanlıkta kurban telakkisi bir hayli değişikliğe uğramış, Hıristiyanlık'ta Hz. İsa'nın çarmağa gerildiği ve bunun insanoğlunun asli günahına karşı Baba'nın oğlu Hz. İsa'yı feda etmesi olduğu inanışıyla kurban dini hükümüyle ilgili olarak Kur'an'da Hz. Peygamber'in sünnetinde önemli açıklamalar yer almıştır.
    Kurban gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan mali bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk şuurunu koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Müslümanlar her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu İsmail'in cenabı Hakk'ın emrine mutlak iteat konusunda verdikleri başarılı imtihanın hatırasını simgesel davranışla göstermiş olurlar.
    Kurban, toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, Sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle et alme imkanı hiç bulamayan veya çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda onun burolünü daha belirgin görmek mümkündür. Zengine malını Allah'ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığı verir, onu cimrilikten, dünya malına esaretten kurtarır. Fakirirde varlıklı kullar aracılığıyla Allah'a şükretmesine, dünya nimetinin yer yüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumun bir üyesi olarak benimsemesine vesile olur.
    Dinen arana şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeliri Hanefi mezhebine göre vaciptir. Kur'an'da Hz. Peygamber'e hitaben “Rabbin için Namaz kıl Kurban kes” (Kevser 2) buyurulması ümmeti kapsadığı ve gereklilik bildirdiği görüşündedir. Hz. Peygamber bir çok hadis-i  şeriflerinde hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi  emredilmiş veya tavsiye edilmiş, hatta “Kim  imkanı olduğu halde Kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın”. “Ey insanlar, her sene her ev halkına Kurban kesmek vaciptir.” gibi ifadelerle bunu önemle vurgulamıştır. Hz. Peygamber Kurban kesmeyi hiç terk etmemiştir.
    Kurban bayramında kesilen kurbandan ayrı olarak ibadet maksadıyla kesilen başka kurban çeşitleri de vardır. Buna göre kurban çeşitleri şöyle sıralana bilir. Kurban bayramında kesilen kurban, adak kurbanı, akika kurbanı, kıran ve temettü haccı yapan hacıların kestiği hedy kurbanı gibi.
    Vasiyetin ve adağın bulunması halinde ölmüş kimse için kurban kesilmesi gerekir ve kesilen kurban etinin tamamı fakirlere dağıtılır vasiyet ve adak olmasa bile sevabı ölüye bağışlanmak üzere onun adına kurban kesile bilir.
    Son günlerde moda cümlelerle kuran kesilmesede parası fakirlere verilse diye bazı kişiler bazı acayip görüşler ortaya atmaktadırlar.
    Bu ibadetin yerine gelmesi için şartları taşıyan insanların bu hayvanları kesmeleri gerekir. Parasını fakirlere vermekle bu ibadet gerçekleşmez. Yılın her gününde binlerce milyonlarca hayvan keselir etinden sadece zenginler faydalanır hatta onların kedileri köpekleri bu eti yerken kurban bayramı yaklaşınca bazıları bir telaşa düşer hayvanların hakları adına atıp tutarlar. Bayram sayesinde bir çok eve et girer. Kendileri hayvanların derilerinden kürk alıp ortada caka satarlar bunları gözleri görmez.
    Bir insanın kurban kesmekle yükümlü sayılması için bulunması gereken şartlara vacip olmasının şartları denir. Bir kişinin kurban kesmekle yükümlü olması için dört şart aranır.
    1- Müslüman olmak 2- Akıllı ve büluğ çağına ermiş olması 3- Yolcu olmamak, yani mukim olmak 4- Belirli maligüce sahip bulunmak.
    Yukarıda  saydığımız ilk üç şart açık ve nettir.Dördüncü şart mali imkanının bulunması zekat ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynıdır. Yani kişinin borçları ve asle ihtiyaçları dışında 85 grm altına yada buna denk bir paraya mala sahip olmasıdır.
    Bu miktar mala sahip olan kimsenin kurban kesme imkanına sahip olduğu düşünülmüştür. Buna göre ücretli, memur gibi sabit gelirli kimselerin, kendi bütçe imkanları içinde sıkıntı, çekmeden kurban ücretini ödeyip ödeyemeyeceğini göz önünde bulundurması ve ona göre karar vermesi gerekir. Uygun olan kurban alma imkanı bulunmayan kimselerin, kurban kesmek için kendini zorlamamasıdır.
    Dinen kurban olarak kesilmesi kabul edilmiş hayvan türleri şunlardır;
Koyun, keçi, sığır, manda ve deve. Ancak bu hayvanlar ve türleri kurban olur. Tavuk, kaz, ördek, deve kuşu, ceylan gibi hayvanların kurban olarak kesilmesi geçerlideğildir. Kurbanın geçerliliği için bunların dişi ve erkek olması arasında fark yoktur. Koyun ve keçi bir kişi için, sığır ve manda yedi kişiyi aşmamak üzere ortaklaşa kurban olarak kesile bilir. Koyun ve keçi bir yaşını doldurduktan sonra kurban edilir.
    Semizlik ve gösteriş bakımından bir yaşındakilerle aynı olmasıhalinde altı ayını tamamladıktan sonra da kurban olur.
    Sığır ve manda iki yaşını, deve ise beş yaşını tamamladıktan sonra kurban kesilebilir.
    Kurbanlık hayvanların bir kusurunun olmaması gerekir. Sağlıklı, düzgün, azaları tamam besili olması gerekir. Kör, kötürüm, kulakları ve boynuzları kökünden kesilmiş, dili kesik dişlerinin tamam veya yarıdan fazlası dökülmüş, kuyruğu ve memesi kesik hayvanlar kurban olmaz. Ancak hayvanın doğuştan boynozsuz, şaşı, topal ve deli, biraz hasta bir kulağı delinmiş veya yırtılmış olmasıda bir sakınca yoktur.
    Kurbanın sahih olması için belirlenmiş vakit içinde kesilmesi gerekir. Kurban bayramının ilk üç günü yani zilhiccenin 10.11.12. günleri, Bayram Namazının kılınmasından 3.günün akşamına kadar kesile bilir.
    Kurbanı kesen kimse hayvana eziyet vermemeye dikkat etmeli, bıçağı hayvana göstermemeli, keskin bıçak kullanmalıdır. Sağ eliyle tuttuğu bıçıkla hayvanı keserken “Bismillahi Allahu Ekber” der. Kurbanı vekilin kesmesi halinde kurban sahibide besmeleye iştirak eder. Kurban kesen kasten Allah'ın adını anmayı terk ederse bu hayvanın eti yenmez.
    Kurban etitin üç parçaya bölünüp bir parçasının kurban sahibi ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler tüketmeli, ikinciparçası eş dost ve akrabaya hediye edilmeli, üçüncü parçası ise kurban kesemeyen fakir kimselere dağıtılmalıdır.
    Adak olarak kesilen kurbanın etinden, adakta bulunan kimse ve onun bakmakla yükümlü olduğu kimseler (Babası, annesi, dede ve nineleri, çocukları, torunları ve hanımı) yiyemez. şayet yiyecek olurlarsa bedelini fakirlere vermeleri gerekir.
    Kurban sırf Allah rızasını kazanmak için kesildiğinden kurban etinin ve diğer parçalarının satılması veya benzeri şekilde sahipleri için gelir getirici işlemlere harcanması caiz değildir. Şayet kurban kasaba kestirilmişse ücreti kurbanın eti veya derisiyle veya bunların parasıyla ödenmez, ücret ayrıca ödenir. Vekaletle başka yerlerde de kestirilebilir.
    Kesim işlemi tamamlandıktan sonra çevre temizliği iyice yapılmalı hayvanın artan parçalarının toprağa derince gömülmesi, mümkün olduğu ölçüde dışarıda hiç bir parçasının bırakılmaması gerekir.
    Bu çirkin görüntüleri dillendirmek isteyenlere fırsat verilmemelidir. Kurban kesmenin ve etinin dağıtılmasının sevabını, çevre kirliliği meydana getirerek ve kul haklarını ihlal ederek azaltmamak gerekir.
    Kesilen kurbanların etlerinin ve kanlarının Allah'a ulaşmadığı sadece takvanın Allah'a ulaştığını unutmayalım.
    Her günümüz Bayram olması dileğiyle!