Yaklaşık bir haftadır buralarda değildim.
İzinli olmam münasebetiyle bir hafta yazma işine de ara verdim.
Son üç gündür ise yine izinli olarak Yozgat’taydım.
Üç gün boyunca araba kullandım ve şehir içi trafikte aracımla seyir halindeydim.
Mesela yeni açılan alışveriş merkezinin önündeki yoğunluğu ve orada meydana gelecek tehlikeleri yerinde görme fırsatım oldu.
Şimdiden bir önlem ve çare düşünmek gerekiyor sanırım.
Trafiğin sürekli aktığı uluslararası bir yola, alışveriş merkezi önünden rastgele fırlayan araçlar tehlikeye ya da olası kazalara davetiye çıkarıyor.
Bunun dışında Yozgat Belediyesi tarafından daha önce çift yön olan birçok sokak ve caddenin tek yön yapıldığını gördüm.
Şehir merkezindeki sokaklardan bahsetmiyorum.
Mahalle aralarındaki sokak ve cadde bunlar.
Artık bazıları tek yön olmuş.
Belediyenin koymuş olduğu bu düzenleme ve kuralların işe yaradığını bizzat test ettim.
Şöyle ki bir sokağa giriyorsunuz ve gitmek istediğiniz yön trafik akışına göre size ters yön oluyor.
İşte burada biraz kızıyor veya sinirleniyorsunuz.
Sonra ‘burası ters ise aşağısı veya yukarısı benim istikametimedir’ diyorsunuz ve öyle olduğunu görüyorsunuz.
Yani kurallara uygun sürüş yaptığınızda, kargaşa, maddi hasarlı kaza veya benzer durumlar söz konusu olmuyor.
Emin olun kurallar işe yarıyor. Deneyin!
Örneğin kent park istikametinde yollar ikiye bölündüğü için kimse kimseyi sollamaya kalkışmıyor.
Böyle olunca ne okul geçidinde bir çocuğa araba çarpıyor, nede kaza meydana geliyor.
Özetle ‘ben kural tanımam’, ‘ben tek yön, çift yön bilmem’ diyen kuralsızlar için bu sistem zor ama şehirde yaşadığını bilen bilinçli vatandaşlar için bir kolaylık ve rahatlama.
Gidip gördüğümüz tüm büyük vilayetlerde de sistem hemen hemen böyle zaten.
***
Önceki gece kırktan fazla evladımızı daha kurban ettik vatana.
Şehitlerin ardından yazı yazmayı ve onların ardından, onlarla ilgili cümleler kurmayı istemiyorum.
Söz bitiyor, sükut ve dualar başlıyor bu noktada.
O yüzden onların ardından dua etmeyi, yapabiliyorsak cenazelerine katılmayı tercih ederim.
Şehadet şerbeti içen başta Yozgatlı iki kardeşimiz olmak üzere, tüm şehitlerimize rahmet diliyorum.
Aşağıdaki satırlar Gazeteci-Yazar Serve Avcı’ya ait.
Ondan alıntı yaparak, burada sizlerle paylaşıyorum.
Yarınlara olan umudumuzu ve inancımızı tazeleme adına.
Selametle…
***
Türküler bekleyecek bu toprakları...
Hüseynik’ten yola çıkılacak...
Mardin kapı yine şen olacak, karanfili hep eken bilecek...
'Hangi bağın bağbanısan gülüsen' diye sorulacak, makaralar sarı bağlayacak...
Mektebin bacaları tütmeye devam ederken, bir ay doğacak Maraş’tan...
Kara taş içinde çete kaynayacak, yaşasın Urfalılar teslim olmayacak, dumanlı dağlarında ceylanlar gezecek...
Yine Ahlat’ın başına gelinecek, bebekler yine şekere katılacak... 'Vanlıyam şanlıyam' sözlerinin eşliğinde Ağrı dağından uçulacak...
Her daim buralardan bir atlı geçecek, eşme pınarlar dert deşecek...
Yine geceler yârimiz olacak... Türk’ü kazımak isteyenlere karşı yüksek minarelerde kandiller yanmaya devam edecek...
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
* Şehitlerimizi ebediyete birlikte yollayan Yozgatlı vatandaş ve protokol mensuplarını.
* Şehitlerimizin cenaze törenine Türk bayraklarıyla yoğun katılım gösteren Yozgatlı gençleri.