Bir zamanlar dillerden düşmeyen ''Hadi gel köyümüze geri dönelim/ Fadime'nin düğününde halay çekelim'' diye nakaratı bulunan bir türkü vardı. Kırsala yönelik altyapı çalışmalarıyla ilgili haberi yazmaya çalışırken, aklıma geldi, hatırlayabildiğim nakarat bölümünü gariihtiyari bir şekilde tekrarlayıp durdum.
Köyden şehre göç olgusu elbette bugünün konusu değil. Hele Yozgat açısından konuyu ele aldığımızda durumun daha da vahim olduğunu söyleyebiliriz. 1960'lı yılların başlarında işçi talebinde bulunan Almanya'ya gitmek için başvuru olmayınca, Yozgat'tan belirlenen isimler trenlere bindirilip, götürüldüğü gerçeğini biliyoruz.
Sonraki yıllarda bu süreç, bu göç olgusu özellikle Orta Anadolu Bölgesi'nden devam etti. Köyden şehre, şehirden büyük şehirlere devam eden göç olaylarının temelinde ekonomik kaygıların yanında, Anadolu'da yeterince eğitim, sağlık gibi konularda yatırımın yapılamaması da yatıyordu. İş ve aş umudu ile gurbete çıkan Anadolu insanları içerisinde en azından emekli olduktan sonra dönüş yapanlar olmasına karşın, Yozgat insanı gitti, gittiği gurbet ilini vatan olarak benimseyip kalmayı tercih etti. Bu tercih halen devam ediyor. Üstelik artarak, devam ediyor.
Bugün dünyanın hangi bölgesine gidereniz gidin, eğer birisi ile karşılaşırsanız, bu kişi Karadenizli değil ise kesin Yozgatlıdır. Bunun bir çok örneğini duyduk, gördük biliyoruz. Yozgat insanı gittiği yerde kök salmış. Dönüp geriye bakma ihtiyacını bir süre sonra duymamış. Eski kökünü Yozgat'ta kurutmuş, yeni bir kökten çoğalıp, yayılmış.
Bunun birçok nedeni var. Bu nedenleri tekrar tekrar sıralayarak, kafa şişirmeye gerek var mı? Bence yok. O yüzden, bu nedenleri herkes çok iyi biliyor. Yaşayarak görüyor. İsyan ettiğinde, derdini anlatamıyor. Yozgat insanı ''Suyum yok'' diyor, birileri çıkıp, ''Konut yaptık, suç mu işledik!'' diye haykırma ihtiyacı duyuyor.
Yozgat'ta bu göç olgusu, yani diğer illerden farklı olarak dönüşü olmayan göç olayları nedeniyle boşalıp, hayalet köy konumuna gelen kırsal alanlarda üretimde durmuş durumda. Tarım ve hayvancılık sektörlerindeki üretim sınırlı. Pazara sunmadan kendimiz yetiştirip, ancak kendimiz tüketiyoruz. Kendi topraklarımızda yetiştirdiğimiz tarım ürünleri yeterli gelmediğinden dışarıdan sebze, meyve getiriyoruz. Hangi sebze haline gitseniz, hangi markete gitseniz Yozgat'ta yetişen bir kilo ürün bulma şansınız neredeyse yok denecek durumda. Tarım alanlarının resmi verilere göre yüzde 50'sinden fazlası ekilip, biçilmiyor.
Yürütülen bir çalışma var. Köydes kapsamında köylerin altyapı sorunları çözümlenmeye çalışılıyor. Yeterli olmasada yollar yapılıyor, kanalizasyon şebekeleri döşeniyor, oyun parkları kuruluyor. Sulama amaçlı tesisler inşa ediliyor. Tüm bunlar gidip de dönmeyenlerin ilgisini çekmek için. Tekrar dönebilmelerini sağlayabilmek için yapılıyor. O halde, Fadime'nin düğününe yetişmesek de, haydi köyümüze...