Türk halkı misafirperver, doğru iş yapmayı seven, insan sever bir millettir... Tatlı dillidir. Haksız olarak başkalarının kalbini kırmaz... Hatta, Anadolu'nun çeşitli çeşme taşlarında şöyle yazar...
    Bu çeşme ne güzel Su içecek tası  yok,
    Kırma insan kalbini Yapacak ustası  yok...
    Kalb yani gönülTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. mahlûkların en üstünüTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. en şereflisidir. insanTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. insanın dışında bulunan her şeyi kendinde topladığı içinTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. mahlûkların en kıymetlisi olduğu gibiTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. kalb deTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. insanda bulunan her şeyi kendinde topladığı için çok kıymetlidir. Kendinde çok şey bulunanTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. Allahüteâlâya herşeyden dahâ yakındır. 
    Kalp kırmak,Allah (C.C)’yu inciltmek gibidir
    Bu sebepleTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. küfürden sonra en büyük günahTarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. kalb kırmaktır.
    İnsan güçlü olduğu kadar narin bir varlıktır... Maddiyat kadar, bilgi kadar sevgiye, saygıya, insanca davranışa gereksinmesi vardır.. .Bir çiçeği sevdiğiniz, ona iyi baktığınız, gereksinmelerini karşıladığınız zaman çiçek nasıl daha gürbüz ve güzel çiçek açıyorsa insan da öyledir.
    Ailesinde sevgi, saygı, güler yüz, hoşgörü, anlayış... gören ve kavgadan çekişmeden uzak yetişen bir çocuk da büyük olasılıkla; kendisiyle ve toplumla barışık, başkalarına sevgi saygı gösteren bir insan olacaktır.
    Kin, nefret, öfke, kıskançlık, hasetlik... İnşam çirkinleştiren, kasıp kavuran bir kasırga gibidir... Bu kötü duygu ve davranış  özelliklerinin törpülenmesi kolay değildir... Bu özellikler, kişiye en çok yakın çevresinden geçer. Bu kötü durumdan kurtulmak için her birimize görev düşmektedir... Evlatlarımızı kız erkek ayrımı yapmadan yetenekleri ölçüsünde okutmalıyız. Ailemizi, komşularımızı sevmeliyiz... Başkalarının hak ve hukukuna saygılı olmalıyız, bencillik hastalığından kurtulmalıyız... İster sosyal, ister siyasal, ister, ekonomik, ister ticari... her türlü davranışlarımızda, erdemli, yasalara uygun, iyi düşünceli, tarafsız, adaletli olmalıyız.. .Herkesin hakkım herkese vermeliyiz... Kimsenin hakkını zorla veya hile ile gasp etmemeliyiz... Haram yememeliyiz... Çok çalışmalı, kaliteli hizmet ve mal üretmeli, kendi emeğimizle geçinmeliyiz... bilgilerimizi sürekli artırmalı sevgi  saygı içerisinde mutlu yaşamalıyız... Tanrı insanları en yüce sevgisiyle mutlu yaşasınlar diye yaratmıştır...
    Başkaları  ile tebessüm, daima nezaketle davranmak, güler yüz göstermek evrensel bir erdemlilik kuralıdır... Bir Çin atasözü vardır... "Yüzün gülmüyorsa dükkan açma.’’ Basit bir selam, küçük bir tebessüm bazen insana dünyaları verir... Genellikle hüzünlü olan insanın yüreğine bir teselli sevinç verir...
    İnsan olarak hepimiz birbirimizden sorumluyuz... Kendimizin gelişmesine, mutluluğuna önem verirken, komşularımızın, yaşadığımız köy ve kasabanın veya kentin ülkenin kalkınması, gelişmesi, insanların birbirleriyle barış, kardeşlik, özgürlük, adalet, sevgi saygı... içerisinde yaşamalarına dikkat etmeliyiz.. .Biz buna toplumculuk diyoruz... Sosyal insan başkasını da düşünen insandır... Ben iyi olayım da başkası nasıl yaşarsa yaşasın görüşü tamamen bencil ve insancıl değildir... İnsan insan kardeşini; varlığının  canının bir parçası gibi düşünmeli... Aslında evrende her şey bir bütünün birer parçası, uzvudur.. .Kanımca bu parçalara verilecek her türlü zarar bütüne verilmiş olur...   Böyle bir yaklaşım biraz felsefi ve duygusal oldu... Ama ben böyle düşünüyorum... Başka bir insanın acısı, kederi, yokluğu sizi de üzüyorsa... aynı düşünüyoruz, hüzünlerimiz bir derim,.. İnsan öyle olmalı ki, başka ulusların insanlarının da insanca mutlu yaşamasını istemeli... Onlarla ayrım yapmadan; dostça, ticari, ekonomik, kültürel, siyasal, sosyal... ilişkilerde ve dayanışma içerisinde yaşamayı ilke edinmeli... Tarihten gelen eski düşmanlıkları, kin ve nefreti... tarihin sayfalarına gömmeliyiz... Yeni bir insan, yeni bir toplum, yeni bir dünya... amaç ve düşüncelerini kendimize ideal edinmeliyiz... Bu amaca fikirle, sevgiyle, iyi şeyler üreterek yardımcı olmalıyız...
    Özellikle,  bizi ziyarete gelen dostlarımıza, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza veya ülkemizi görmeye, gezmeye, bilgilerini artırmaya, dinlenmeye, eğlenmeye... gelen turistlere çok iyi davranmalıyız.. .Hizmet sektörümüzde kaliteyi yükseltmeliyiz, hoş görülü ve sevgiyle saygıyla davranmalıyız. Her insanın kim olursa olsun; güler yüz, nitelikli hizmet, sevgi saygıya gereksinmesi vardır...
    Sevgi birçok hastalıkların ilacıdır... Sevgisiz bir dünyanın tadı  olmaz. Özünde sevgi olmayan hiçbir canlı yoktur, önemli olan yaratılışımız gereği yüreğimizde var olan sevgiyi yüceltmektir, Ruhsal sağlığımız da sevgi saygıya bağlıdır. Sevgi çok çeşitlidir. Tanrı sevgisi,  Anne  baba sevgisi, kardeş sevgisi, doğa sevgisi, kitap sevgisi, aile sevgisi, okul sevgisi, okuma sevgisi, çiçek sevgisi... gibi... Yaşamda sevgi yönümüzü geliştirmeliyiz...
    Evrendeki güzellikleri görmeli ve sevmeliyiz... Aslında her varlığın kendine özgü güzelliği vardır... Her varlık sevilmeye, güzel duygu ve düşüncelerle bakılmaya muhtaçtır... Başkalarının iyiliğini istemek, kalp kırmamak, insana insanca davranmak, başkalarının hak ve hukukuna saygılı olmak; aslında insanı sevmektir...
    Yüreğinizden, sofranızdan, çevrenizden sevgi ve mutluluk eksik olmasın... 
Esen kalın...