Hükümet, Yozgat gibi kırsal, küçük yörelerin gelişimine, kalkınmasına, üretimine katkı sağlamak amacıyla birden çok desteklemelerde bulunuyor. Bildik bazı desteklemer dışında Yozgat'ta kaç kişi hangi teşvikten nasıl yararlanacağını biliyor?...
İşin garip tarafı, bazı kurumlar kendi bakanlıkları tarafından verilen teşvikler, desteklemeler ile ilgili bilgi sahibi bile değil...
O yüzden de Yozgat'ta tarımsal üretime dayalı, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı çifçiler dışında kredi ve teşvik kullananların sayısı yok denecek kadar az...
Bunun nedeni, kurumların teşvik ve krediler konusunda halkı bilgilendirmemesidir. Veya bilgi sahibi olmamasıdır. Hal böyle olunca, Yozgat'ta teşvik ve düşük faizli kredilerden yararlananların sayısı bir elin parmaklarını bile geçmiyor.
Bu da Yozgat'ta üretime yönelik yatırım faaliyetlerinin yapılmasına engel olmakla kalmıyor, üreten göç ediyor, tüketen burada kalıyor. Ortaya ''Üretmeden, tüketen'' bir kent görüntüsü çıkıyor.
Peki çözüm nedir?...
Çözüm, Yozgat'taki resmi kurum yönetimlerinin güçlendirilmesi, teknik ve alanında uzman elemanların görevlendirilmesidir.
Bugün resmi kurumlarda yapılacak olan bilgilendirme faaliyetini yürütecek kaç kişi vardır?...
Bildiğim kadarıyla iki-üç kişi ile sınırlı kalmaktadır...
Birde buna kurum yönetimlerine farklı alanlarda uzman olan kişiler getirilip, görevlendirilince ortaya sessizliğe gömülen bir yapı çıkıyor. Ondan sonra da çıkıyor, ''Yozgat'ın üzerine ölü toprağı mı serpildi?'' diye, hayıflanıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde siyasetçilerden birisiyle de bu konuyu tartıştık. Yozgat'ta atanan bürokratların özenle seçilmesinin yarattığı sıkıntılardan bahsederek, bunun Yozgat'a verdiği zararları sıraladık. Bürokraside görev yapan kurum amirlerinin, yöneticilerinin tamamının çok iyi insanlarlar olduğunu biliyoruz. Şahıslarına yönelik herhangi bir itirazımız, eleştirimiz de yok. Ancak, işinin ehli olup olmadıkları noktasında şüphelerimizin ötesinde, yaşanılan gerçekler mevcut.
Kurumlarda görev yapan idarecilerden işinin ehli olanların durumları ise daha farklı. İşinin ehli ama mahiyetinde görevli teknik eleman ya hiç yok, ya da bir şekilde ''Teknik eleman'' unvanını kazanmış kişilerden oluşuyor.
Burada bir başka sorun ise ''Vekaleten'' atamalarda. Kurum yönetimlerine ataması yapılan isimlerin büyük çoğunluğu ''Vekaleten'' görevlerini yürütüyorlar. Bu vekaleten görevlendirilen isimler gerçekten işinin ehli, makamını hakkeden isimlerden oluşuyorsa; o zaman neden ''Asaleten'' atamaları yapılmaz. Yok eğer, bu isimler işinin ehli değil, ''Deneme'' amaçlı veya ''Görevini yapıp yapmayacağını'' öğrenmek amacıyla bu yol tercih edilmişse, o zaman neden yıllarca ''Vekalet'' ile görevini sürdüren kurum amirleri bulunuyor?, bunu anlamak mümkün değil...
Nereden tutarsanız orası elinize geliyor. Sorunlara iyi teşhis koyamaz, birbirimizi suçlayarak bir yere varma şansımız yoktur.