Zaman zaman birçoğumuz “Ahde vefa imandandır” hadisini konuşmalarımız ve sohbetlerimizde kullanmayı tercih ederiz.
Yaptığımız akitlerin önemini anlatırız.
Sadıklıktan ve sadık olmaktan söz açarız.
Hemen hemen hepimiz de sadık olduğumuzu ifade ederiz.
Hele Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsanız, yaşadığınız ülke ve toplum yapısı sizi birbirinizle akitleşmeye ve karşılıklı vefaya zorlar.
Askere gidersiniz silah arkadaşlığı oluşur.
Bir dava ve mefkureyi savunursunuz dava arkadaşlığı oluşur.
Türkiye’nin yakın tarihine dönüp baktığınızda bunları görmek mümkündür.
Büyüklerinizin anı ve hatırlarını dinlediğinizde bu türden hikâyelere rastlamak mümkündür.
***
Bugün geldiğimiz noktada hep vefa, saygı ve yoldaşlık şuurunun yitirildiğinden dem vurulur.
Geçmişte büyük idealler ve kutsal hedefler için bir araya gelen insanlar, bugün ters düşmenin veya farklı yollara sapmanın üzüntüsü ve kuruntusunu anlatır durur.
Bazıları ise halen ısrarla sadık, emin, ahde vefalı ve akitinde durduğunu söyler durur.
Birilerinin kendisi için belirlemiş olduğu konum ve noktadan izler hayatı.
Birileri tarafından kendisi için belirlenen konum ve noktanın doğru olduğunu zanneder.
Hâl böyle olunca karşısında duran veya kendisine eleştiri yönelten herkesi kısa sürede ‘hain’ ilan eder.
***
Peki, hainlik kime ve neye göredir?
Sadıklık, emin insan olma ve ahde vefalı kişiliğe sahip olmanın kriterleri bugün nelerdir?
Kime göre sadık, emin ve güvenilir insanız?
Mensubu bulunduğumuz tarikat liderlerine göre mi?
Onların bir alt kademesinde bulunan tarikat şeyhlerine göre mi?
Partimizin koltuğunda kudretiyle oturan genel başkanlarımıza göre mi?
Alt kademesinde çalıştığımız bakanımız, vekilimiz veya il başkanımıza göre mi?
***
Biz bunların belirlediği çerçeve içerisinde mi dava insanı oluruz?
İnançlı, yürekli ve şuurlu dava insanını bunlar mı belirler?
Öz eleştiri yapanlar hain mi olur mesela?
Bizim Muhsin bir kul, Muhsin bir kişilik unvanına sahip olmamıza kim karar verebilir?
Birilerinin onayıyla mı Muhsin bir kişiliğe sahip oluruz, o birilerine kafa tutup öze inerek mi?
***
Baştan aşağı soru işaretleriyle dolu bir yazı yazdığımı fark ettim.
Aslında bu yazdıklarımı kağıda aktarmak yerine, mütefekkir ve münevver insanlarla konuşmayı ve onları dinlemeyi arzu ederdim.
Özellikle sosyal medyada, halkın tanıdığı ve toplumun belli kesimleri tarafından sevgi ve saygı görmüş kişilere yapılan hakaret ve küfürleri görünce ortaya bu yazı çıkmış oldu.
Burada noktalıyorum.
Benim cevap bulamadığım soruların cevabını bilenler elbette vardır.
Bir gün belki bende öğrenirim.
Haydi selametle…

DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Sıcaktan bunalan mandaları hortumla sulayan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç’ı.
*Sıcak asfalttan önce, normal asfalt bekleyen bazı köyleri.