Dönemin Yozgat Valisi Ertuğrul Ersoy ile birlikte ilk kez gitmiştik, Sorgun ilçesinin Şahmuratlı Köyü yakınlarındaki Kerkenez dağına. O yıllarda gazetecilik yapan Ahmet Başkal ile birlikte jandarmaya ait jeepe binip, Vali Bey ile o yıllarda yüzey araştırmasına başlanılan 7 kilometre uzunluğunda, 7 metre enindeki surları gezip, yerleşim alanları arasındaki yolları gezerken, şehir içerisindeki yollara dikkat çekmek amacıyla, ''Sayın Valim, bir dahaki gelişimizde Belediye Başkanını da mutlaka yanımıza alalım, antik kentin yolları bile bizim yollardan daha düzgün'' diyerek, espri yapmaya çalışmıştım...
Surları gezerken, arka planda görülebilen köylerin Taşlık ve Gözbaba olduğunu, E-88 Karayolu'ndan surların bulunduğu kesimin daha kısa mesafe olduğunu da keşfedip, ikinci gidişimizde o yolu tercih etmiştik. Bugün herkes gibi kendisini saygı ile andığımız sayın Vali Ertuğrul bey, ''Kazılar sonucunda ortaya biraz görsellik çıksın, o zaman buranın bağlantısını buradan veririz. Hattuşaş'tan gelen turist önce Büyük Nefese, oradan buraya, buradan da Peyniryemez'e uğramak suretiyle bir güzergah belirlenmiş olur. Peyniryemez sonrasında ise Sorgun üzerinden Sarıkaya kaplıcalarına, oradan da Yenifakılı üzerinden Nevşehir Kapadokya bölgesine gidilebilir'' diyerek, kafasından çizdiği yol haritasını paylaşmıştı, bizlerle...
Şimdilerde unutuldu...
Kapalı kapılar ardından tarihi ve turistik alanları koruma, kollama alışkanlığı had safhaya ulaştı. Turistin gelmesi için değil, gelmemesi noktasında herkes elbirliği ile çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Gariptir, aynı kişiler Yozgat'ın sahipsizliğinden de yakınıyor...
Dünde belirtmiştim, Tarihte kayıp şehir olarak adlandırılan Ptreria Antik kenti kalıntılarının bulunduğu, yine tarihte Güneş Tutulması ile devam eden bir savaşın sona ermesine sahne olan önemli bir bölge olan Kerkenes, mevcut haliyle bir başka ilde olsa inanın, turizimin merkezi haline gelir. Kerkenes dağında tarihte yaşanılan öykülerin her birisi ayrı belgesel, dizi film haline getirilir, turistler bölgeyi ziyaret edebilmek için adeta birbirleri ile yarış ederler. Ama ne yazık ki; böylesine önemli bir merkez başka bir ilin sınırları içerisinde değil, Yozgat'ta.
''Ne yazık ki'' diyorum, çünkü, böylesine önemli bir merkez, sadece birilerinin keyfiyeti, ''Turist gelirse ahlak bozulur'' anlayışı ile Yozgat insanını ''Potansiyel'' görenlerin vurdumduymazlığı nedeniyle turizme kazandırılamıyor. Sadece Kerkenez değil elbette, diğer bölgelerde bulunan antik kent kalıntıları ve turizim alanlarının durumu da aynı. Sadece birilerinin keyfiyeti nedeniyle atıl durumda bırakılan turizm alanlarının değerlendirilmesi yönünde adımlar atılması halinde Yozgat ekonomisine farklı bir sektörden ekonomik girdiler olacağı gibi, istihdama dayalı turizm yatırımları da devreye mutlaka gireceği muhakkaktır. Bunun yerine, Yozgat'a uygun olmayan çalışmalara imza atmayı tercih edenler, gün geldiğinde bu vebalin altından nasıl kurtulurlar, bilemiyorum...