Kim kimlerin isteğine göre şekillenmeli hayatta? Kolay mı içinden gelmediği gibi davranmak? Birisi gelir sessiz sakin insanları över, bir başkası konuşkan ve neşeli insanları… Ve sen etkilenirsin duyduklarından; kimi daha fazla önemsiyorsan onun telinden çalarsın. Ya da tam tersi bir başkası seni çok fazla önemsediği için o senin telinden çalar. Bir insanın fikirlerini önemsersin mesela ve kendini rahat hissetmeyeceğin halde saç rengini değiştirirsin tek lafıyla ya da o kişinin tavsiyelerine göre giyinirsin. Bir başkasına iyi görünmek adına hoşlanmadığın aktiviteleri alışkanlıkların gibi yansıtırsın. Öyle ya yaranmak istersin bazılarına! İşinden olmamak için yöneticilerinin her söylediğine onay verir laikiyle yerine getirirsin istenilenleri; söyledikleri senin kişiliğine uymuş ya da uymamış çok da fazla önemli değil! Sırf eşin ya da sevgilin diye alttan almaman gereken şeyleri bile alttan alırsın kimi zaman; göze alamazsın çünkü onu kaybetme riskini!
Ve bunları yaparken aslında hepimiz kendimiz olmaktan çıkarız!
Biliyorum bu söylediklerime katılmayanlar olacak! E çok normal kim kolay kabullenebilir ki bunu? Ben şimdi sizlere resmen diyorum ki; “insanoğlu bukalemun misali sürekli renk değiştirir.” Evet bu söylediklerimin arkasındayım, İSTİSNALAR DIŞINDA durum bu! Peki doğru olan nedir? Başka birilerine iyi görünmek adına kişiliğimizi kaybetmemize değer mi? Hayat bazen stratejik davranmayı gerektiriyor ama hani o da bir noktaya kadar diye düşünüyorum. Yalan söylemek senin karakterinde yoksa kimse için yalan söylemeye mecbur değilsin mesela. Gitmek istemediğin bir yere bir başkasına yaranmak için gitmek zorunda da değilsin. Bir başka örnek olarak; hayatındaki insan kitap okumayı sevmiyor diye kitaplarından vazgeçmek zorunda değilsin. O çiçek kokusunu seviyor diye sen sevdiğin meyve kokularından vazgeçmek zorunda da değilsin.
    Bu kadar şeyi söylüyorum da bu eleştirdiğim şeyi ben hiç yapmıyor muyum diye merak ediyorsanız hemen yanıtını vereyim sizlere; evet bende canlı kanlı bir insan olduğuma göre bende yapıyorum. Aklıma gelen ilk örneği de vereyim hatta sizlere; lise öğrencisiyken sigara içmediğim halde arkadaş ortamımda herkes sigara içtiği için bende içiyormuş gibi yapıyordum zaman zaman. Aslında benim yaptığım, yani sigara içmemek doğru olandı ama sırf bu küçük şeyden dolayı bile dışlanma ihtimalim vardı. Neyse ki sigara içtikçe alışmadım aksine daha da nefret ettim.
  Sözün kısası; hayatımız boyunca bir kez olsun başkalarına yaranmak için içimizden gelmeyen şeyleri yapmışızdır ama bunu süreklilik haline getirmek kişiliğimizi kaybetmemize neden olacaktır.
  Bu yazımda sözlerime son noktayı ben değil çok sevdiğim yazar Dr. Muhammed Bozdağ’ın sözleri son versin istiyorum. Ve herkesin kendisi olarak yaşabilmesini umut ediyorum.
"Ey nefsim, unutma ki herkese hoşluk için uğraşan, kişilik boşluğuna düşer. Melek gibilere yakın isen, şeytan gibilerden uzaklığa mecbursun. Öyleyse tarafını seç ve inançlarınla kendin ol. Sen kendinsin diye sana kırılan, bırak kırılsın. Değerlerine yaklaşman için, gerekiyorsa eşinden, işinden, aşından, arkadaşından uzaklaş. Herkes karşına dikilse de en önemli Birini kaybetme! Bedenini bebeklikten bu günlere getirip, seni ölümsüzlükle buluşturmak isteyen şefkatli Sahibini kaybetme ki karanlıkta kaybolmayasın." Dr. Muhammed Bozdağ