Yozgat Belediyesi tarafından işletmeye açılan ''Katı Atık Berteraf Tesisi'' gündemden hiç düşmedi, sürekli çeşitli iddialarla anıldı. Yozgat Belediyesi'ne ''En Çevreci Belediye'' ödülünü kazandıran da bu tesis oldu.
Yıllar önce bölgede bulunan köylerde yaşayanlar, Katı Atık Berteraf tesislerinin etrafa pis kokular yayıp, çevreyi kirlettiği, hastalıklara neden olabileceğini ileri sürdüklerinde, hemen savunma mekanızması devreye sokuldu, suçlamalar birbirini kovaladı.
Bir süre önce tekrar gündeme gelen tesislerle ilgili yargı kapatma kararı aldı, valilik yargı kararını uygulamaya koyup, tesisi mühürledi. Sonrasında yine savunma mekanızması devreye sokulup, karşı taraflar suçlanmaya başlanıldı, gerçekler savsaklandı.
Karşılıklı suçlamaların bir şey ifade etmediği görüldü, Yozgat Belediyesi görülen eksiklikleri, çevreye verdiği zararları önleyici yatırımları devreye soktu. Sanıyorum sorun çözümlendi. Şimdi Katı Atık Berteraf Tesisleri ile ilgili iddialar, çevreye verdiği zararlar ortadan kalktı.
Bu yazıyı kaleme aldığım esnada Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer'de tam bu noktada ziyaretimize geldi, sanki içine doğumuş gibi. Kuruluş yıldönünümüzle ilgili kutlamada bulunduktan sonra, ''Geçtiğimiz gün Katı Atık tesislerine gittik'' diyerek söze başladı, ''Yaptığımız yatırım ile şimdi katı atıktan çıkıp, arıtılan su içilebilecek düzeyde berrak, görmeni isterdim''  dedi.
Sevindim...
En kısa sürede gitcem, yerinde de görmek üzere en kısa sürede tesislerin bulunduğu bölgeyi ziyaret etmeyi çok istiyorum.
Bu notu düştükten sonra asıl konuya gelmek istiyorum.
Yozgat'ta bir konu gündeme getirildiğinde, birileri hemen savunmaya geçiyor. Hal böyle olunca da sorunu çözmek yerine sorunun içerisinden çıkılmaz hale gelmesine neden olunmaktadır. Eğer, katı atık tesisleriyle ilgili konu gündeme geldiğinde, ortaya atılan karşı iddiların peşine düşülüp, devam ettirilmiş olunsaydı, sorunu çözmek de mümkün olmayacaktı. Günümüz  ''O bunu dedi, şu bunu dedi'' laflarıyla zamanımızı geçirmiş olacaktır. Sorunun ne olduğunu anlamayacak, anlamadığımız bir sorunu da çözemeyecektik.
Aynı konu eski Küçük Sanayi Sitesi ile ilgili ortaya atılan iddialarla da ilgilidir. İddialar değerlendirilirse, ortaya karşılıklı anlaşma zeminleri çıkar, ortada bir sorun varsa. Aksi takdirde sorun eksen kaymasına uğrar, çözüm yerine çözümsüzlük gündeme taşınır, yapılacak olanlar zamanında yapılamaz.
İstanbul'da başlayan ve dalga dalga yaşanılan olayların temelinde de aynı anlayış yatmaktadır. ''AVM'ye hayır, ağaçları kestirmeyiz'' diyenlerin seslerine kulak verilip, ''Ne istiyorsunuz?'' sorusu yöneltilmiş olsaydı, konu bu noktalara gelmeyecekti. Sorun, karşı tarafı anlamak yerine, karşı tarafı suçlamak olunca ortaya çıkan çözümsüzlüğü de kimse çözemiyor, karşılıklı suçlamalar havada uçuşuyor.
Bundan zararlı çıkanlar ise hep vatandaşlar oluyor.