YOZGAT, güzel ülkemizin önemli tarım bölgelerinden birisi. Toprak ana, ne ekersen biçebilme imkanını tüm cömertliği ile sunuyor. Ama gelin görün ki, ürettiklerimiz ekonomide yerini bulmuyor. Ekiyor, biçiyor, tüketiyoruz. Ötesi yok gibi...
Şu günlerde Türkiye'nin tüm bölgelerinde karpuz hasatı takamlandı. Tezgahlarda da son günlerini yaşıyor. Yozgat'ın Sekili bölgesinde ise hasat yeni başladı, başlayacak. Yani tezgahlarda diğer bölgelerde üretilen karpuz son demini vururken Yozgat'ta yetiştirilen karpuz, tezgahlarda boy gösterecek. Ama gösteremiyor. Seralarda yetiştirilen karpuz kadar bile rağbet görmüyor. Rağbet görmesini de bir türlü sağlıyamıyoruz. Sekili köyünün yol kenarında traktörlerle karpuzu gelen-geçene satmaya çalışıyoruz. Bir kısım çiftçi traktörlere yükleyip, Çerikli, Kırıkkale, Yerköy, Yozgat pazarlarına taşıyıp, satmaya çalışıyor. Sekili karpuzunu Yozgat'taki marketlerde de bir ara görüyoruz. Sonrasında yine sera karpuzu boy gösteriyor... 
Ağustos'un sıcağında, sonbaharın ilk demlerinde hasat edilen karpuzu Yerköy ilçesi 'marka' yapamazsa, bu konuda bir adım atamazsa sadece 'bizim karpuz çok lezetlidir' övgüsü, kendi iç dünyasında döngö olarak devam etmekten öteye gitmez. Sekili'de yetiştirilen karpuz, diğer bölgelerde üretilen karpuzdan çok farklı. Üstelik organik. Rengi hiç bir zaman kıpkırmızı değil ama tadı o renklendirilmiş karpuzlardan daha teziz/güzel. Sera karpuzu bulamayan Ankara, Çorum ve Amasya'dan tüccarlar bazen gelip, tırlarla alıp götürürler. Halbuki, Sekili karquzunun bir yıl önceden tarlada satılması gerekir. Satılmıyor. Çoğu zaman elde kalıyor. Bunun için bir adım atılmalı. Birlik kurulmalı. Kooheratif veya şirketleşmeli. Ama bir şey yapılmalı...