Rıfat Amca.. Kardelen Çiçekleri nasıl hiç gördünmü? diye sordu.  Naçizane kardelen çiçeklerini tarif ettim.
     Baharı müjdeleyen, beyaz ve umut dolu görüntüsüyle doğacak mutlulukların habercisi olduğunu, güzel ve sıcak günlerin yakın, diğer çiçeklerin ve yeşil dokunun etrafı saracağını ilk haber veren çiçektir kardelen çiçeği dedim. Karlar eriyi erimez ilk ortaya onların çıkacağını söyledim.
    -Peki Rıfat Amca Kardelen Çiçekleri en çok Sarıkamış denen yerde mi çıkar.
    İçimiz burkulmuştu. Allahım ne kadar güzel ve duygu dolu bir benzetmeydi.
     Doksanbin vatan evladı 1914’ün kış aylarında Allahuekber ve Soğanlı Dağlarında donmuş, üstünü kaplayan yürekleri rengindeki karlar, bahar aylarıyla birlikte eriyince kardelen çiçekleri gibi ortaya çıkmışlardı. Türk Milletinin ruhundaki beyazlık ve güzelliği yansıtırcasına…
    Ve Onlara tüm dünya dememişmiydi ki, Allahım bu nasıl vatan sevgisi?….
    Vatan sevgisi hiç candan kıymetli olur mu? Gurur ve onur hiç bu kadar yüce olur mu diye şaşırmamışlarmıydı?... Kahramanlık destanlarımızla dünyaya sembol olup, kuzularımızı kınalayarak önce vatan dememişmiydik biz?...
    İşte Anadolunun her yeri… Antep, Maraş, Çanakkale, İzmir, Sakarya, Kafkaslar, Balkanlar, binlerce çeşit rengarenk çiçeklerle dolu değil mi?... Leylaklar, manolyalar, mimozalar, açelyalar, gelincikler, nilüferler, orkideler, begonyalar.. Mehmetler, Çağrılar, Tunaylar, Kaanlar…vs.vs….
    Belki de Anadolumuz bu yüzden bu kadar kutsal, belki de bu yüzden bu kadar cennet.
    Altında yatan Mehmetlerin asil kanlarıyla sulanmış, huzur kokan toprakları bu yüzden bu kadar vazgeçilmez…
     Bu toprakların evlatları onurlu olmak ve hür yaşamak sevdasına hiçbir güçten aman dilememiş, hiçbir milletin zenginliğine göz dikmeden, sömürmeden barış ve kardeşlik içerisinde yaşamıştır.
    Bugün içinde bulunduğumuz çağda, dünya siyasetine yön veren zengin ve güçlü milletler, mazlum halkların ahını alarak çıkmamışlarmı o yüksekliğe. Tüm nefretleri üzerlerine çekerek, küçülerek….
   Meşhur bir filozofa…
    “Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?” diye sorulduğunda: “Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan”, demiş.
    Türk milleti var oldu olalı yanında yakınında konuşlanmış güçsüz milletlerin hiçbir zaman korkulu rüyası olmamış, sömürmemiş, küçülmemiş, adeta varlığıyla dünyaya güven vermiştir. Türk Milleti bu asil ve faziletli tutumuyla gök kubbe delinmedikçe, yer küre yarılmadıkça ilelebet payidar kalacak, dürüstlük ve onurun sembolü olarak yaşayacaktır.
    Tüm şehitlerimize sonsuz rahmet ve şükran dileklerimle saygılar sunarım.