YOZGAT il genelinde yaşayanlar, yerlisi, bürokratı, üst yöneticisi, çalışanı, köylüsü, emeklisi, yeni yetişeni olarak hepimiz, ‘Geride kalmayı’ kanıksamış durumdayız. Hedefimiz yok. Mevcut ile yetiniyorduk, şimdilerde mevcudun bile fazlalığını tartışma konusu yapar duruma geldik...
Yozgat siyasetinin aktörleri, geri kalmışlığı, göç olgusunu, insanların fakir olmalarını ‘Yozgatlı tembeldir, çalışmayı sevmez. Bakınız tarım alanlarında çalışmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden her yıl 15 bin kişi gelmektedir, sırf Yozgatlı iş beğenip çalışmadığı için’ diyerek, özetler. Kısmen veya biran için doğru olduğunu kabul etmiş olsak bile, bu iddiayı ortaya atanların, ‘tarım sektöründe üretimi yapılan ürünler nerede nasıl pazarlanacak? Yozgat'ta tarım ve hayvancılık sektöründen elde edilen ürünü alıp, işleyip, piyasaya sürecek tesisler, yatırımlar var mı?’ sorularına öncelikle yanıt vermeleri gerekir. Bu soruların yanıtı yoksa, ortaya atılan ‘tembel!’ söylemi safsatadan öteye gidemez, 'Şehir efsanesi' olarak konuşulur...
Bu ili yönetmek kolay değildir. Bu ilde yaşayanlar ‘sonradan görme’ değil, ‘görmüşler, yaşamışlar, kazanmışlar, kaybetmişler’ bunun sonucunda da ciddi tecrübeler edinmişler. Bu tecrübeler ışığında ‘yoğurdu üfleyerek yeme’ alışkanlıkları vardır. Yozgat’ta yaşayanlar, ili, ilçesi, beldesi, köyü, mezrasına kadar son 15 yıllık dönemde, bu nedenle iktidardan yana tavır almıştır. Moda söylem ile ‘ne istediyse Yozgat insanı da vermiştir’ ama karşılığını tam olarak alamamıştır…
Devam etmekte olan yatırımlardan söz etmek mümkün. Binalar dikiliyor. Dikilen binaların içleri boş, Yozgat insanına faydası olmadıktan sonra olsa ne yazar, olmasa ne yazar...