(Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER/ Kaliteli Yaşam Uzmanı- Antalya)
Dost ki işte gülmeyi unuttuğumuz anda bize gülmeyi tekrar hatırlatabiliyor. Şu dünyada bir insanın her şeyidir dostları. Saçmaladığımız zamanda sıkılmadan dinleyebiliyor gerçekten böyle 100 kere anlatsan birdaha ki anlatmanda tavana bakmaz eminim. Ne kadar saçmalarsan saçmala işte sabırla dinliyor ve öğüt verebiliyor. 
Diyecek sözü kalmadı mı ağlıyor be abi seninle birlikte ağlayabiliyor.. Daha ne olsun da ? İşte benim canım yandığında gerçekten onun da canı yanıyor, hissettiğim acıyı benim kadar belki benden daha fazla yüreğinde hissedebiliyor.. 
Aynı şekilde ben mutlu olduğumda benim başarılarıma benden çok mutlu olabiliyor. Oysa bir başkasının sevincine, başarılı olmasından doğan mutluluğuna kıskanmadan ortak olmak her babayiğidin harcı değildir. Dost ya hani bu git dersiniz gitmez, ittiğinde sarılır insana. Herkesten kaçmak istediğinizde sizi hiç bırakmaz ki hayır diyemezsiniz dostlarınıza. Bunların hepsini içten ve menfaat beklemeksizin sevgiyle yaparlar.
Oldukça hareketli ve değişken olan dost ve arkadaşlık yelpazemizi, sürekli yüksek kaliteli bir şekilde dizayn edebilmek, İstiklal Savaşı kazanmak kadar zordur. 
Hemen hemen herkesin bu yelpazesi paramparçadır. Yırtılan yerleri bazıları başarı ile hemen dikebilirken, bazıları da olumsuz davranışları ile yırtıkları iyice büyütmektedir.
Halenin tamamen dolu olması da her hal ve durumda geçerli değildir. Teröristlerin çevreleri yeterince doludur, ama kendine benzeyen insanlarla. Kalite nerde? Dağa gitti… Hırsızların, tembellerin, gece hayatından vazgeçmeyenlerin, beslenmesine – sağlığına dikkat etmeyenlerin çevreleri de insanla dolu olabilir. 
Kalite nerde? Suya düştü…  Sapık bir düşünceye veya akıma kapılanların da çevrelerinde çok insan olabilir. Kalite nerde? Şeytan çarptı…
Çevremizdeki halelerin dolu olması da yetmiyor. Dolduranların da yüksek kaliteli olması gerekiyor. Bu mümkün mü? Elbette çok zor. Hatta bazen imkansız. Esas zorluk burada başlıyor. Sipariş versek bile bunu sağlamak imkansız.
O halde, ya kalitesizlerle de kaliteli ilişkiler sürdürmeyi başaracağız, ya da, çevremizdeki kalitesizlerle kalitelileri sürekli değiştireceğiz. Peki bu kolay mı? Bu yukarıdakinden de zor.
Ama unutmayalım ki, kaliteli bir insanın işi zaten zordur. Ne demiştik: “Kaliteli yaşamanın yüksek kaliteli bir bedeli vardır”. Kaliteli insan en zorlu şartlarda zoru başarabilendir.
Bazı suni veya geçici şöhretler vardır. Belirli bir meslekte, konumda başarı pik yapmıştır. (Genellikle belli bir dönem içindir). Çevre hayranlarla dolup taşmış ve halelerin düzeni patlamış ve idare edilmesi zor bir hal almıştır.
Bu defa da yakın korumalar ve body gardlar devreye girmiş, şöhretin çevresini zoraki temizleyerek bir şekilde yine onun yalnızlaşmasını sağlamışlardır.
Bu tür insanlar şehrin en kalabalık caddesinde yürüyemezler, simit yiyemezler, istedikleri gibi rahat kahkaha atamazlar. Zamanla yakın korumalarının koruyucu davranışlarından bile rahatsız olmaya başlarlar. Şöhret bitip, yaş ilerleyince de önceden yüksek kaliteli itibar bırakılmamış ise, “hoş geldin yalnızlık”.
Çevresel halemizi son nefesimize kadar, yüksek kaliteli bir şekilde, an be an, değişen şartlara ve dinamiklere göre, sürekli olarak yüksek kaliteli bir şekilde dizayn edip, yaşamanın lezzetini artırmamız gerekiyor. Haydi buyrun: Kolay Gelsin… Kolay ise….
Selam, sevgi ve dualarımla. Allah’a (cc) emanet olun…--Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER- Kaliteli Yaşam Uzmanı- Antalya)