Ulu önderimizin çok önemli sözünü bilmeyenimiz yoktur. “Tek bir şeye ihtiyacımız vardır, o da çalışmak”. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de, “bir işi tamamlayınca hemen diğerine başlayın” buyurulmaktadır.
Demek ki, çalışmak o kadar önemli ve hayatımızın olmazsa olmazları arasındadır. Bütün başarıların en büyük destekçisi çalışmaktır. Çalışmadan para kazanamayız. Çalışmadan ortaya işe yarar üretimler ve kazanımlar koyamayız. Çalışmadan toplum içerisinde saygın bir yer edinemeyiz.
Çalışmanın zıddı, tembellik ve atalettir. Tembel insanın toplumda hiçbir etkinliği yoktur. Üretimde bulunamaz, toplumla ve çevreyle birtakım etkinlikler paylaşamaz, para kazanamaz, güç ve yeteneklerini geliştiremez, gelişen teknoloji ve bilimden yeterince yararlanamaz, çevresine verimli ve kaliteli katkılar sunamaz ve değerli paylaşımlarda bulunamaz. Üstüne üstlük, spor ve egzersiz yapmadığı için, sağlık ve mutluluğunu da kaybeder.
Çalışan insan ise, yenilikler üretme peşindedir. Çevresini sürekli takip ederek, yüksek kaliteli üretimlerde bulunmak derdindedir. İyi para kazanarak sefillikten kurtulur. Vatanına ve milletine yararlı olmak için daha fazla çaba sarf eder. Çevresinde ve arkadaş grubunda aktif ve dinamik olarak bilinir. Her hangi bir durum veya olayı, iyi ve etkin analiz ederek, katkı sunar, destek verir ve paylaşır.
Çalışmanın en önemli unsurlarından birisi, dengeli ve ölçülü olmaktır. Dinlenmeden, ara vermeden, eğlenmeden sürekli çalışmak, çalışma verimi ve etkinliğini düşürürken, bazı dengeleri de bozar. Metabolizma yeterince dinlenmeden sürekli çalışırsa, yorulur ve tedavisi imkansız sağlık problemleri (sürmenaj gibi) ortaya çıkabilir. Zira, vücudumuzun belirli aralıklarla dinlenerek, hücrelerini yenileme ihtiyacı vardır.
Geceleri geç saatlere kadar çalışmak, verimlilik ve etkinliği düşürür. Ertesi günü heba ettiği gibi, hücrelerimizin yenilenme zamanına da yer verilmemiş olur.
Bazı insanlar der ki, vücut her türlü duruma alışır. Dört saat gece uykusuna alışanlar için problem olmaz derler. Ben bu görüşe katılmıyorum. Zira vücudumuz sürekli tekrarladığımız her türlü eylemi alışkanlık haline dönüştürüyor ve otomatik pilotuna kaydediyor. Sigara içmek, küfürlü konuşmak, az uyumak, çok uyumak, kaşları çatık tutmak, sürekli gülümsemek, tembellik yapmak, çok çalışmak, çok okumak, hiç okumamak, neşeli olmak, hayattan zevk almamak vb. gibi.
Gördüğümüz gibi sürekli tekrarlayarak alışkanlıklarımız içerisine soktuğumuz her eylem, pozitif veya kaliteli değil. Negatif eylemleri de bilinçaltımız alışkanlıklar listesine ekliyor. O halde en önemli konularımızdan birisi, günlük yaşantımızda gerçekleştirmiş olduğumuz bütün eylemlerin kaliteli ve pozitif olması. Bunların dengeli ve ölçülü bir şekilde tekrarlanarak, alışkanlıklarımız listesine eklenmesi büyük önem taşımaktadır.