Yer, gök ağladı şehidine.
Topraktan önce gök yüzü sahip çıktı Peygamberin övdüğü yiğide.
Yozgat üç hafta içinde ikinci şehidini toprağa verdi.
Ölelim, mümkünse hepimiz ölelim.
Ölüm gam vermiyor insana.
Onlar ki, Peygamberin övgüsüne mazhar olmuş,
Onlar ki, Yüce Allah'ın şefaatine nail olacak ecdadın temsilcileri olacak.
Ne mutlu bu vatan için şehit olabiline.
Şehit Jandarma Er Mustafa Tekgül'ün baba ocağındaki ateş öyle büyüktü ki.
Bunu, İzmir'de oğlunun şahadet haberini alan inşaat ustası babanın öğle saatlerinde eve geldiğinde çok daha iyi anladım.
Bir banın yıkıldığı an işte bu andı Sevgili Yozgatlılar.
Orada ayaküstü sohbetimizde Sorgunlu Gazeteci Ağabeyim Rasim Bey; “Bir baba evladı yere düşse tutup ayağa kaldırıyor, bu baba nasıl dayansın acısına” dediğinde daha derinden hissettim şehit babasının hislerini.
Ateş düştüğü yeri yakıyordu, o babanın kalbindeki ateşte olamazdım belki ama duygularını anlamaya çalışıyordum.
Bölücü terör her geçen gün azıyor.
Azgınlıkların boyutunda sınır tanımayan eşkıyanın bulduğu cüretin kaynağı bir türlü ayakları sağlam basmayan politikalar üretmeyen siyasetçiler.
Böyle olduğunu düşünen yüzlerce Yozgatlı dün cenaze törenine katılan siyasetçilere tepki gösterdi.
Bu tür tepkiler kesinlikle toplum arasında infiale yol açan, kesinlikle yarar getirmediği gibi toplum birliğine zarar veren tepkiler.
İnsanların orada bulunan Ak Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'a hakaretler savurması,
Veyahut teröre verilen tavizle suçlaması çözüm yolu değil.
Önemli olan siyasetçilerin bunu görmesi.
Bunu göstermenin yolu sandıkta seçtiğin siyasetçiye yumrukla zarar vermekle olmuyor.
Eğer tabutların biri gelip biri giderken hala ve hala hamaset nutukları atılıyor,
Birileri şehit cenazelerini inadına saklamaya, inadına şehit cenazelerine katılan kalabalıkları sindirilmeye,
İnsanların milli ve manevi değerleri törpülenerek, hissiyat yoksunu makineler haline getirilmeye çalışıyorsa,
İşte ben burada suçlu aramak zorundayım.
Toplumlar hak ettikleri gibi yönetilirlermiş.
O yüzden verilen tepkilerin odağındaki isimden ziyade topluma bakmak, ortaya koyduğu heyecanların, sahiplenmenin dozajını değerlendirmek durumundayız.
Yağmur altında şehidini uçmağa yolcu eden kalabalığın hissiyatını ne kadar paylaşıyoruz.
Bana sorarsanız sorun burada başlıyor.
Eğer toplum olması gereken hissiyata tam manasıyla sahip olsaydı, emin olun ne siyasiler gaflet ve dalalet içerisinde olabilir,
Ne de terör bu denli cesaret bulabilirdi.
Şehit cenazesinin bir saat öncesi.
Yer Cumhuriyet Meydanı…
Buraya yakın bir yerde Yozgat'ın önce gelen siyasetçileri bir aradalar, sohbet koyu. Bulundukları yerden geçerken tesadüfü şahit oluyorum kahkahalarına.
Gördüğüm manzara şehit bekleyen yüreği yanık Yozgatlı profilinden çok uzak…
Beyler sanki düğün alayı bekliyor. Kahkahanın bini bin para.
Bozok Yaylası şehidini kalbine gömmeye hazırlanırken bir grup halk önderi şehidin maneviyatına bu denli saygısız olabiliyordu.
Bu ve bunun gibi karşılaştığım manzaralara saysam inanın şaşarsınız.
Sadece siyasetçilerle bitmiyor iş.
Cumhuriyet Meydanı'nda halk Sayın Bozdağ'a tepki göstermiş.
Kime duyurabiliriz sesinizi.
Ya da Bozdağ'ın makam aracını tekmelemekle kim kaybeder. O arabanın tamiri dahi bizim vergilerimizle olmayacak mı?
Tepki gösteren insanların birçoğunu yakından tanıyorum, bir çoğuna ise göz aşinalığım var.
Bu insanlar yüreklerindeki yangını hiç olmayacak bir şekilde ortaya koydular.
Bu gün gidin mikrofon uzatın siyasetçilere provokatör girişim yorumu yaparlar olaylara.
Bu halkı kim provoke ediyor dersiniz?
Pek tabi ki terörü çözmek için siyaset üretmek yerine, eşkıyaya cesaret veren siyasetin altına imza atanlar.
Yozgat üç hafta içinde iki şehit verdi.
Biraz önce de söyledim. Hiç önemli değil vatan müdafaası söz konusu ise…
Yeter ki hassasiyetlerimiz yok olmasın.
Törpülenmesin duygularımız.
Biz şehidimizi kalbimize gömdük, acısı babasında, annesinde, kardeşi, akrabalarında.
Allah sabırlar ihsan eylesin.
Vatan sağolsun elbette ki, ama acılar paylaşıldıkça azalır.
Bizler millet olarak mutluluklarda olduğu gibi acılarda da ortak paydada buluşmuyorsak şehitleri çoktan unutmuşuz demektir.
İşte o zaman biz vatan sağ olsun derken, birileri o vatanı kurcalamaya, huzur bozmaya devam eder.