Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar günü. Tüm yurtta olduğu gibi Yozgat'ta da düzenlenecek farklı etkinliklerle kadınlara özel bugün kutlanacak.
Yıl içerisinde kadınlara yönelik birden fazla özel gün var. ''Dünda Kadınlar Günü'', ''Anneler Günü'', ''Kadın Çiftçiler Günü'', ''Kadınlara seçme seçilme hakkının verilmesi'', ''Çalışan Kadınlar Günü'' ilk akla gelenler.
Daha da vardır, böylesine kadınlara özgün özel günler. Örneğin ''Cumartesi anneleri'', ''Kadınlara eğitim hakkının verilmesi'', ''Kadına şiddetin önlenmesi'' gibi  özel günlerin mantığını anlamakta zorlanıyorum.
Bugünler ''Kadınlarımıza olan sevgimizden, saygımızdan'' dolayı mı? yoksa yıl boyunca unutup, dışlayıp, hor gördüğümüz kadınlarımızın ''Gönüllereni alma'' amacına yönelik mi?...
Zora girdiğimizde yanıbaşımızda olmasını, saçlarımızı okşayıp, güler yüzüyle gözlerimizin içerisine bakarak, yüreğimizi ısıtmasını arzuladığımız kadınlarımızı, rahata erdiğimizde hatırlamayacak kadar hovardalığımızı, eksikliğini yokluğunda anladığımız, varlığında ise her zaman horlayıp, egemenliğimizi hissettirdiğimiz kadınlarımıza bu günleri armağan ederek, ''Bak hatırlıyoruz sizleri!'' diyerek, suçumuzun kabahatimizden daha büyük olduğunu unutturma arzumuzdan mı? Bu kadar çok özel günü gündemimize aldık.
Birde öteki yüzü var...
Tüketim toplumunun baş aktörü olarak gördüğümüz kadınlarımızın, daha fazla alışveriş yapmalarına ve yaptırmalarına vesile olunarak, normal günde dönüp bakmadığımız ürünlerin bu özel günlerde tüketilmesini sağlamak için mi? özel günleri ihtisas ettik, bilemiyorum.
Bildiğim, ''Kadın her yerde kadın'' olmasıdır. Kadınlar; bizim kadınlarımız, anamız, bacımız, karımız, çocuğumuz, gelinimiz, kızımız, ninemiz, büyükannemiz olan kadınlarımızın yılın belirli günlerinde hatırlanılması ne kadar centilmence bir durumdur?
Şairin; ''Ve kadınlar'' diye devam eden dizelerinde anlamlaşan ''bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri,
kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış
gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda
hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda
ve pazardaki
ve kara sabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı
bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve
zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız''
diye son bulan şiirdeki kadınlarımızın o mübarek ellerini saygı ve sevgiyle önlerinde eğilerek öpüyor, her şeye rağmen sende bir kaç kez de olsa toplumun her kesimi tarafından hatırlanılıp, bu özel günlerin armağan edilmiş olmasının da anlamı içerisinde saygılar sonuyorum.