Birçoğumuz en son kime iyilik yaptığımızı hatırlamaz olduk. Belki de bu erdemli davranışın çarkları böylesine hızlı dönen bir dünyada çok fazla alıcısı yok.
    Ama daha da ilginci, bu eylemin giderek bir kötülük aracına dönüşmeye başladığıdır. Kötülük için iyilik yapmak. Mümkün bu.
    İyilik yaparken iki üç hamle sonra bu iyiliği bir hançer gibi kullanmayı hesaplayanlar olmadığını sanmayın sakın.
    Peki, nasıl olur da bu kadar soylu bir davranış kalbimizdeki balans ayarının bozukluğu sonucu bir ihanet eylemine dönüşür?    Önce eskilere gidelim...
    Bir akşam vakti Hz. İbrahim'in yaşadığı köyden geçen yaşlı bir yolcu, misafir olup geceyi geçirebileceği bir ev aradı.
    Hz. İbrahim'in kapısını çaldı ve kendisini misafir edip edemeyeceğini sordu.Yolcu seksen yaşındaydı ve o yaşına kadar hiç iman belirtisi göstermeden yaşamıştı.
    Hz. İbrahim ise kapısını çalan bu insanı Hak yoluna davet etmesinin peygamberliğinin gereği olduğunu düşünmekteydi.“Bir şartım var” dedi adama.
    “Senin Allah'a iman etmeni istiyorum. Kabul edersen misafirim olursun.” Adam kızdı. Kabul etmedi ve akşamın son ışıkları altında köyün ufkuna doğru ilerledi.
    Tam o sırada Hz. İbrahim'e ilahi uyarı geldi. “Ey İbrahim, biz o insana ömür verdik, mal verdik, evlatlar verdik, rızk verdik. Bunun karşılığında ona şart koşmadık.
    Ama sen kulum, ona bir gecelik misafirlik için iman etmeyi şart koştun.”Bu uyarıyla aklı başına gelen Hz. İbrahim hemen koşup adamı durdurdu ve evine çağırdı. Adam “koştuğun şarttan neden vazgeçtin?” diye sordu.    Hz. İbrahim “Allah bana hiçbir karşılık istemeden ve senin iyiliğin için olsa bile şart koşmadan iyilik yapmamı emretti” karşılığını verdi.
    Bunun üzerine “seksen yıl bihaber yaşadığım Allah'a şimdi iman ediyorum” dedi adam.
    Şimdi bana, “iyi de , bu eski bir masal, zaman değişti, günümüze gelelim” diye çıkışabilirsiniz.
    Peki! Olay geçen Ramazan'da İstanbul Bağcılar'da yaşandı. Bir grup insan bir araya gelip fakirlere maddi yardım götürmeye koyuldu. Bir gün karşılarına çok muhtaç yaşlı biri çıktı.
    Ona düzenli olarak 200 TL ödemeye başladılar.
    Aradan bir müddet geçmişti ki, yine böyle bir başka fakire raslayıp ihtiyaçlarını sordular, yardım önerdiler. Adam reddetti: “Bana her ay birisi 100 TL ödüyor zaten.”    Bunun üzerine yardımsever dostlarımız “bizi bu zatla tanıştır da çabalarımızı birleştirelim” deyince, adam onları götürdü.
    Karşılarına çıkan kişi, o her ay 200 TL ödedikleri yaşlı ve çok fakir adamdı. Dostlarımız şaşırdılar ve oracığa çöküp ağladılar.Evet, iyilik yürek işidir!..
    Ve bildiğim bir şey varsa o da iyiliğin artık birçoğumuzun becerebileceği bir iş olmadığıdır.
Sana seni yazıyorum
Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.
    Sana yazmak.''Sana seni Yazmak''
    Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...
    Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm banliğimle sana yağmak istiyorum...
    Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında. Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına!
    Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum. Bu gece gene yağmur yağıyor.
    Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine. Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!! Bu gece gene yağmur yağıyor.
    Sen yoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.
    Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.    Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında.
    O,doya doya bakamadığım gözlerin,gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi?
    Bir bakışın bir ömüre değmez miydi?
İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime...
    Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.
    Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...
    Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.    Seni arıyorum,erimekteyim...
    Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...
    Ve gökyüzü yüreğimde.