Yozgat’a olan özlemimizi hiçbir şey dindirmiyor. Biz şehrimizi seviyoruz ve Yozgat’a demir attık diyoruz. Yarın nerde oluruz bilemeyiz ama Yozgat bizim için son duraktır diyoruz. Tabii ki Allah bilir. Yozgat Sevdasını iliklerinde hisseden bir hemşeriniz olarak derim ki: “Yozgat seni uzaktan sevmek varmış!...”
Oğlumun ve büyük kızım Gülnihal’in tayinleri de İstanbul’a çıkınca İstanbul zaman zaman uğradığımız mekân olmaya başladı. Sıcak ve nemini sevmiyoruz amma, dünyanın incisi sayılan bu güzel şehirde bulunmaktan da büyük  zevk alıyoruz. Dolaştığımız mekanlar ve İstanbul Boğazı seyrine doyum olmayan güzelliklerle dolu..
Geçtiğimiz Cumartesi günü şair arkadaşlarım, Yusuf Dursun,  İsmailoğlu Mustafa Yılmaz ve Latif Mahmat kardeşimle Kabataş İskelesi Dolmabahçe Sarayı Kule Restoranda buluşarak şiir ve edebiyat sohbetinde bulunduk.. Çok güzel bir ortamdı ve çok hoş bir buluşma oldu..Tabi ki dillerden Yozgat Sevdası da düşmedi..
Salı günü de Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne uğradım, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü damadım Aydın Bora’nın mesai arkadaşı Birkan Onat’ın da şiirle uğraştığını edebiyata ve güzel sanatlara ilgi duyduğunu öğrenmiştim onu ziyaret ettim. Birkan Bey kardeşimizle güzel şiirleri eşliğinde kısa bir edebiyat sohbetinde bulunduk. Elazığlı olan Birkan kardeşime şiir ve edebiyat yolculuğunda başarılar diliyorum.
Koca şehir ama yalnız dolaşmak zorunda kalıyorsunuz. Şöyle Sirkeci, Eminönü, Kabataş İskelesi, Süleymaniye, Topkapı çevresi ve Ayasofya civarı dolaşıp uzunca bir gezinti yaptım. Gezintinin sonu akşam üstü bindiğim Kartal otobüsü tam üç saat yol aldı. Yolcularla şakalaşmayı da ihmal etmedik. “ Bıraksalar beni üç saatte Yozgat’a varırdım” diyordum. Beş saatin sonunda Tuzla Orta Mahalleye ulaşmıştık.
Tuzla Orta Mahallenin bir güzelliği var: İçme suyu uzak değil çok güzel bir kaynak suyundan içiyoruz. Hemen yakında Havaalanı var. Sabiha Gökçen Havalimanı (iç hatlar). Hemen hemen üç dakika da bir uçak iniyor ya da kalkıyor. Buda insanımızın artık uçağa olan ilgisinin ( Bir başka ifadeyle ekonomik seviyesinin ) arttığını gösteriyor. Gece vakti gökyüzünü seyrediyorum. Yıldızların kayışı gibi dolaşan onlarca uçak bir hava yolu trafiği oluşturuyor. Evet gelecek göklerdedir sözünü doğrulayan bir gelişme..Gökteki bu hareketlilik beni sevindiriyor.
Kendimi İstanbul’da dolaşan “ Yalnız bir Yozgatlı olarak hissediyorum. Kalabalıkların arsına karışmış “ Bir Garip Yozgatlı..” Karınca misali sokakları dolduran kalabalıklar artık dikkatinizi çekmiyor bile..Hayal kurduğunuz Yozgatlılık ruhu kalabalıkların arsında bile sizi memleketinizde dolaştırıyor, gelişmenin ve modernleşmenin şehrinize de taşınmasını hayal ediyorsunuz. Buralarda her şeyi güzelleştiren deniz. Muhteşem görünümüyle İstanbul Boğazı size apayrı bir dünya sunuyor. “Ey büyülü ve güzel şehir biraz da güzelliğini bizim memleketimize aktarsaydın” ne olurdu diyorsunuz…
İstanbul Parklar ve yeşillikler mekânı. Tuzla’da Orta Mahallede Kartal ve Kuzey Kesimlerde şahit olduğum manzara İstanbul’u cennete çevirmiş. Bu denli kalabalık şehirde geniş bahçelere ağaçlık alanlara mera ve parklara tanık olmak insana cidden ayrı bir hoşluk katıyor. Diyorsunuz ki: İstanbul hep beton yığını değil, aynı zamanda yeşilliğin ve ağaçlığın bol olduğu güzel bir mekândır.
Kızımın ve torunların yanında kaç gün daha kalırız bilmem ama; İstanbul’un güzelliklerini “ Gurbette yalnız kalan  bir Yozgatlı olarak dolaşmaya devam edeceğiz. Son bir not düşeyim. Tuzla da uzak bir camiye namaz kılmak için gitmiştim. Selam verdim bir köşeye oturdum. Kimseyi tanımıyordum. Gerçekten de kendimi yalnız hissettim burada..Kenar mahalleymiş mükemmel bir cami yaptırmışlar pırıl pırıl..Ama cemaatinin azlığı hüzün bıraktı gönlüme…Kendi kendime dedim ki:” Sen Yozgat Çapaoğlu- Büyükcaminin  cemaatisin hüzün yakışmaz sana, buraları mahrum bırakanlar, camileri hüzne çevirenler utansın”….İstanbul’dan, Tuzla dan özlem dolu selamlarımı yolluyorum güzel şehrimin güzel insanlarına…