Birileri gerçekleri öğrenmesinler diye ışıkları karartıyorlar. Neden? Kendi çıkarları için. Etraf karanlık olunca kimse bir şey göremeyecek çünkü.
Ortalık yalan, dolan, yolsuzluk, hırsızlık, çıkarcılık rüşvet, adam kayırma, kadrolaşma, cemaatçi kadrolaşma, gerek polis teşkilatı, gerek Yargıtay ve diğer memur kesimi daha önceden parselleşmiş, kutuplaşmış bir kadro.
Ve ardından paralel devlet yani devletin içinde ikinci bir devlet kadrolaşmış bir memur organizasyonu, ikinci bir emniyet gücü gerek sivil, gerek üniformalı siyasal bir güç. Ve terazinin iki kefesi de bu aralar yanlış tartmaya başladı nedense birileri ışıkları kapattı ondandır. Karanlıkta hukuk adamları teraziyi dengelemekte zorlanıyorlar.
Vebali boyunlarına, Adalet bağımsız diyorlar, bağımsız karar alır diyorlar hukuk adamlarının hakimlerin, savcıların, avukatların giydikleri cübbe bile böyle söylüyor. Cübbenin düğmeleri yoktur adeta bağımsız bir cübbe. Hukuk adamları bir karar alacakları sırada hiçbir kimsenin etkisi altında kalmamaları dürüst ve bağımsız bir karar almaları gerekmektedir.
Böyle bir düzen olunca hukuka bazı güçlerin gerek iktidar, gerek siyasi etki olunca hukukun üstünlüğüne şaibe karışır ve hukukun üstünlüğü tartışılır. Yoksa adam kayırma ile yanlış karar verme ile bu kervan yürümez. Vatandaşın hak ,hukuk, adalete güveni ve itibarı sarsılır ve Adalet mülkün temeli olmaz hukuk ve adalet adeta iktidarın borazanı olur. Sen gerçek suçluyu yargılayacağın yerde suçsuzu içeri atarsan, adam kayırırsan, taraf tutarsan lafla peynir gemisi yürümez ve şeriatın kestiği parmak acır ve çok kanlar akar.
Onun için aklımızı başımıza alalım devleti yönetenler ve kim olursa olsun hata yapan kişi kim olursa olsun cezalandırılmalı adalet yerini bulmalıdır. Yolsuzluk mu yapıyor hırsızlık mı yapıyor, rüşvet mi alıyor, adam mı kayırıyor, ihaleye fesat mı karıştırıyor. Hakim bey kır kalemi ver cezanı girsin kodese çeksin cezasını
Küçük İnsanlar
Ebeveynler anlıyor ki çocukların sorunları olamaz, dertleri, sıkıntıları sadece bir şekerlemede, bir çift ayakkabıda sanırlar. Biz ki size en derin, en içten yardım çığlıklarıyla seslenirken siz bu çığlıkları görmezden geliyorsunuz. Hayat o kadar acımasız ki biz çocuklar daha dün hayat doluyken bugün ölümün terazisinin ölçüyoruz.
Aslında biz küçük insanlarız bazılarımızın ailesi doğuştan hatalı, bazılarımızın kaderi kundaktayken başlıyor. Bazılarımız o kadar şanslı ki zenginlikleri ilk anne, baba deyişinde başlıyor. Hayat müşterek dostlar. Kimsenin dünyası pembe değil. Muhakkak bir yerde bir çürük var. Çocukluk öyle bir şey ki bazen büyümek için günlerce dua ederken, büyüdüğünde tekrar geriye dönmek istemek. Biz küçük insanlarız ve inanıyorum ki bu insanlar büyük insanlardan daha güçlü…
Süheyla Çiğdem Aslan