Kıymetli hemşerilerim, geçen hafta işçinin iş sözleşmesini işverenin kolaylıkla feshini engelleyen hükümlerin “İş Güvencesi” kavramında toplandığına değinerek, işçinin bu güvencede yer alabilmesi için gerekli koşullar ile işverenin fesihte izleyeceği usulü aktarmıştık. Bugün feshin gerçekleşmesinden itibaren işçi ve işverenlerin haklarının neler olacağı konusuna değinmeye çalışacağız.
İşvereni tarafından iş sözleşmesi feshedilen işçi, eğer geçen haftaki yazımızda değindiğimiz gibi en az altı aylık kıdeme sahip ve işyerindeki işçi sayısı da 30 ve üzeri ise, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir ya da taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.
İşçi konuyu yargıya ya da özel hakeme götürdükten sonra, feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir.
İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.
Burada ilk değinmemiz gereken işçiye fesih bildiriminin tebliğidir. Fesih bildirimi, kanuna göre yazılı olarak yapılmak zorundadır. Ancak uygulamada işçinin kendisine sözlü olarak iletildiği gibi, iadeli taahhütlü posta ya da noter kanalı ile de fesih bildiriminin gönderildiğini görmekteyiz. Bilinmesi gereken fesih bildirimi nasıl yapılırsa yapılsın, karşı tarafın yani işçinin öğrendiği andan itibaren bir aylık sürenin başlayacağıdır. Örneğin, işçinin iş sözleşmesi 31.07.2013 tarihinde kendisine yazılı olarak bildirilerek feshedilmiş ve işçi bu fesih bildirimini aynı gün tebliğ etmiş ise, dava açma süresi ay olarak belirlendiğinden, 31.08.2013 günü mesai saati bitiminde sona erecektir. 31.08.2013 tarihi Cumartesi günü olduğu için de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre izleyen ilk çalışma günü olan 02.09.2013 Pazartesi günü mesai bitiminde dava açma süresi sona erecektir.
İşçi feshe itiraz etmekle kendisine ulaşmış fesih sebebini yargı organlarına vermek dışında başka bir yükümlülüğe tabi tutulmamıştır. Bunda böyle fesih bildiriminde yazılı olan sebebi işverenin savunması ve delillerini yargı organlarına ibraz etmesi gerekmektedir. Ancak, örneğin haklı nedenle feshedecek kadar ağır olmamakla birlikte devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesi feshedilen bir kadın işçinin iş sözleşmesini hamileliği dolayısıyla feshedildiğini iddia etmesi durumunda, bu durumu kanıtlayıcı belgeleri ve durumun bundan kaynaklandığını gösterir diğer kanıtlarını mahkemeye ibraz etmesi gerekmektedir.
Kanun davanın iki ay ve temyizin bir ay süreceğini söylese de, mahkemelerin iş yükü nedeniyle uygulamada bu sürenin aşıldığını söylemek mümkündür.
Değerli okuyucular, işçinin başvurusu sonucunda mahkemenin önünde iki seçenek bulunmaktadır. Başvuru yerinde görülmezse iş ilişkisi sona ermiş olacak ve işveren varsa işçinin fesih tarihindeki hakları ile sorumlu olacaktır. Eğer başvuru yerinde kabul edilip, iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmaksızın feshedildiği kararı verilirse “İşe iade” dediğimiz kararı verecektir.
Buna göre fesih için işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Bu durumda işçinin kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.
Geçerli feshin sonuçlarına değinmek gerekirse, usulüne uygun bir geçerli fesihte işveren işçiye ihbar tazminatı ve hak etmiş ise kıdem tazminatı ile sair diğer haklarını ödemelidir. İş sözleşmesinin sona ermesinde yukarıda değindiğimiz gibi fesih bildirimi ile birlikte bu haklar ödenmiş olabileceği gibi fesih bu haklar ödenmeden de gerçekleştirilebilir. İşçi mahkemeye her iki halde de gitmek hakkına sahiptir. Ancak işçi, işe iade kararı sonrasında işverenlikçe işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret yani ihbar tazminatı ile kıdem tazminatı kendisinden geri istenir.
Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. İşveren işçiyi başvurusu üzerine bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Yine kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Yukarıda değindiğimiz ihbar ve kıdem tazminatı, işe başlaması halinde bu ödeme miktarından mahsup edilebilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.
İşçinin iş sözleşmesinin geçerli olarak feshedilmediğine mahkemece karar verilmesi halinde, artık işçi için fesihten itibaren dört aylık süre çalışılmış gibi sayılmaktadır.
Bunu açıklamak gerekirse, eğer işverene başvurusu halinde işçi çalıştırılmazsa, yani işe iade edilmezse, işveren tarafından fesihte ödenmesi gereken ihbar ve kıdem sürelerine, mahkeme dört aydan fazla sürmüş ise dört aylık dönem de eklenecek, kanunen ödenmesi zorunlu dört aylık ücret ve diğer haklar, en az dört ve en çok sekiz ay olarak mahkemece belirlenecek tazminat ile birlikte hesaplanarak ödenecektir.
Bu dört aylık süre aynı zamanda Sosyal Güvenlik Kurumuna primler de yatırılacağından hizmet süresinden sayılacak, eğer ki işçi bu sürenin eklenmesi ile yeni bir yıllık izne hak kazanacak ise ilave olarak yıllık ücretli izne de ayrıca hak kazanacaktır.
Tüm bu söylediklerimiz işverence işe başlatılmama haline ilişkindir. Eğer işçi 10 işgünü içerisinde işverene işe başlamak için başvurmaz ise, ancak fesih tarihinde ödenmesi gereken haklar olan ihbar, hak etmişse kıdem ve sair diğer haklara hak kazanacaktır.
Bugün iş mevzuatında önemli bir yer tutmakta olan “İş Güvencesi” kavramına ilişkin, öğretide “İşe İade” denilen kurumun işleyişi ve işçinin sahip oldukları hakları sizlerle paylaşmaya çalıştık. Çalışma yaşamına ilişkin bilgilendirmeleri önümüzdeki yazılarımızla sürdürmeye devam edeceğiz. Selamlar ve saygılar …
[email protected]