Sorayım size dünya’da ki en büyük (kıymetli) şey nedir insanoğlu için diye? Sanırım herkes çok farklı cevap (yanıt)’lar verecektir.
Tamam kabul ediyorum bütün bireyler için toplumun benim belirteceğim yanıtı beklemem hata olur. Zaten insan olmanın farkıda bu değilmidir. Toplum’un her kesiminden farklı seslerle din, dil, ırk, mezhep, kadın, erkek ayrımı yapmadan bütün insanları kabul edebilmek yani hoşgörü buna en güzel örneklerden bir tanesi Hz. Mevlana değilmidir? İnsan bir soru sorarken dahi nasıl dağıtıyor konuyu şuan benim yaptığım gibi sanırım.
Bana soracak olursanız dünyada insan oğlu için en kıymetli, bir o kadar da değerli şey sadece (yalnızca) ‘SAĞLIK’ tır. İnanıyorum ki şuan bu yazıyı okuyan siz değerli okuyucularımda benim görüşüme katılıyorsunuzdur. Şöyle bir hatırlamaya çalışın. En son ne zaman siz yada sizin sevdiklerinizden bir tanesi hastalandı? Ve siz kendiniz yada sevdikleriniz için hastalandığı zaman neler hissettiniz yada hissettiler? Bir düşünün.
Bu arada ben hemen en yakın örnek olarakta, annemi vereceğim sizlere. Çünkü benim için en yakın dönemde annem rahatsızlandı.
Annem şuan sanırım yaklaşık diyorum belki hata yapabilirim. Hani eskiden, şuan ki gibi her doğan çocuk aile tarafından yada (evin reisi) tarafından gün, ay, yıl olarak günü gününe yazılmamıştır ya bende o yüzden sanırım diye belirttim Anne’min (kayınvalidem’in) yaşı 78 lakin ne yaşını gösteriyor nede hani o eski Osmanlı kadınları gibi ben yaşlandım, köşeme çekileyim diyen bir yapısı var. Yaradan’ım bütün o dünyada ki bütün anne ve babalara önce sağlık, huzur ve hayırlı evlatlar ihsan etsin, dikkat edin (para, mal, mülk) demedim. Çünkü o anne ve babalar için en kıymetli şey hayırlı evlatlara sahip ola bilmektir. Neden mi?
Hani atalarımız’ın bize bıraktığı nice güzel öğütleri ve nasihatları vardır ya “Malın var, evladın yoksa, malın yokta, evladın var ise hayırlı evlat malı neyleyim” demişlerdir atalarımız, yalan mı?
Bir insan için aile (anne, baba ) ola bilmek ve adam gibi evlat yetiştire bilmek öyle her kul’a da kolay kolay nasip olmaz. Özellikle şu yaşadığımız dünya’da bunu başarmak her geçen gün biraz daha zorlaşıyor olsa’da, insan oğlu inanıp, Yaradan’ına layık bir kul ise ve anne yada bbaba olma erdemine sahip (kişiliğe sahipse) kısaca anne yada baba evliliğini sevgi saygı ve hoşgörü üçgeni üzerine kurarak bir yuva inşa etmiş ve kendini ve eşini yetiştirmiş iki birey bu üçgen üzerine yuvasını kurup, devam ediyorsa, elbette ki bu yuva da, birbirine sıkı sıkıya bağlı, birbirini tamamlayıp, her sorunu berabe tartışıp fikirlerini özgürce açıklayıp birbirlerinin fikir ve düşüncelerine karşı saygı ve hoşgörü gösterip, ailelerinin başkasının etkisi altında olmadan ve evliliği sürdüre bilecek yaş ve bilgi birikimine sahip kendini yetiştirmiş bu iki birey için evlilik ve çocuk eğitimi kadar evladını’da elbette ki doğru yetiştirip hayatın en güzel meyvesi olan evlat yada evlatlarıyla huzurlu, mutlu ve gelecekten umutlu yarınları olacaktır.
Biliyorum bana bu yazıyı okuyunca kızanlarda vardır yapma ya kardeşim şimdi bu devirde ki örf ve adetlerin yok olmaya yüz tuttuğu ve sevgi, saygı, hoşgörü üçgenine sahip olmayan insan oğlu daha kendini tanımadan, anlamadan belki de henüz hoşlantı ile sevgiyi, aşkı anlamayacak kadar ufak yaşlarda,kendini yetiştirmeden bir anda ben seviyorum diye kendini yetiştirmeden bir anda ben seviyorum diye kendini bir anda balıklama diye tabir edeceğimiz şekilde yuva kurmakla zaten hataların en büyüğü yaşanmıyormu?
Şimdi burda benim yazımı okuyan büyüklerimiz bana evldım, bu devirde yaşayan insanların en büyük hatası şu diye belirtiyordur. Artık toplumda çile içinde sevgisiz, saygısız ve hoşgörüden uzak yuvalar kuruluyor ve bu çok hızlı ve bir anlık hevesle kurulan yuvalar, çok da hızlı yıpranıyor çünkü şuan insanların en büyük hatalarından bir tanesi de “SABIR” evet ne yazık ki şuanki toplumda yaşayan insanların büyük bir kısmı (sabretmeyi) bilmiyor.
Sizde sık sık duymuşsunuzdur, buna benzer cümleleri Yaşlılar; Yok evladım şuan ki gençlik sabırsız ve sevgi, saygı yok bunlarda. İstiyorlar ki yeni evlenen bir çift daha evlenmeden yada evlenince hemen bütün herşeyimiz olsun diyor. Niye çünkü insanoğlu her geçen gün biraz daha bencil yada rahatına düşkün yetişiyor. Yaşça benden büyük olan o elleri öpülesi büyüklerimiz hep söylemezlermi? Yok evladım biz evlenirken evin bütün eşyası alınmazdı. Biz eşimiz ile beraber kuru çul’da oturup, çalışıp, sabrederek kazanır ve yuvamızın eksiklerini, biz ailelerimizin yardımına ihtiyaç duymadan bir bir alırdık. Ya şimdi ki evlilikler böylemi? Daha düğün olmadan ev tutulur, ve eşyalarıda aileler karşılıklı evin bütün mobilyasını, eşyasını tek tek alınır ve sonra düğün merasimi yapılır oldu. Şu anki gençlik istiyor ki daha evliliğin ilk gününden herşeyimiz olsun yani hazırcı (yemeyi seven rahatına düşkün) kısaca miskin bireyler rahat yaşamayı seviyor.
Anlaşılan o ki, insanoğlu önce kendini yetiştirmeli, bu illa ki üniversite bitirmek anlamına gelmiyor. Akıllı insan zaten hayatın bir okul olduğunu bilir ve bu insan yaşadığı her ortamda içinde o istek ve arzu var ise ve mantığıyla hareket ediyorsa elbette kendini geliştirecek gücü kendisinde bulur, ve o birey yetiştirerek kendini hayat okulu’nun her anında, yaşadığı her olaydan ders alarak doğru yolunda ilerler, elbette ki lakin önce bu insanoğlu’nun sağlıklı olması en temel şarttır. Biliriz ki insanın sağlığı yerinde değil ise bırakın doğru yuva kurmayı, aklını kullanmayı hayat’tan asla keyif, lezzet alamaz.
O yüzden ben nacizane önce Yaradan’ım insanolu’na sağlık versin; Çünkü sağlıksız hasta bir insan önce hayat’tan lezzet alamaz, lezzet almayan bu beden ne sağlıklı ne de doğru kararlar alır yada olabilme yetisine sahiptir, vede yaşaya bilmek için savaşmaya hazırdır.
Ben dilerimki Yaradan’ımdan bütün kullarına önce sağlık bir beden ihsan eylesin Mevlam. Bu arada bütün hastalarımıza acil şifalar diliyorum.
Unutmayın ki bu dünya bir sınav’dan ibaret’tir. O yüzden önce Yaradan’ımızın bize bahsettiği bu güzel bedene akıl ve ruh sağlığımıza özen göstermeyi öğrenelim.
“En büyük nimettir, Sağlık” kıymetini bilene diye boşuna dememiştir ki atalarımız. Ben bütün insanlara sağlıklı, huzur dolu, umutlarımızın yok olmadığı, gülümsemenin eksik olmadığı sevgi, saygı ve hoşgörüyü unutma’dan yaşamanın tadına varabileceğiniz nice sağlıklı günler diliyorum.
Sağlık ve umut eksilmesin bedenlerinizden. Tekrar yeniden buluşmak umuduyla, sevgiyle kalın.