Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı dün Yozgat'a geldi, bakanlığı ile ilgili bir dizi incelemelerde bulunmak üzere. Yozgat'ta eğitimin sorunlarının masaya yatırılması amacıyla düzenlenen toplantıda bakan öyle bir laf etti ki; şahsım adına şaşırıp, kaldım. Milli Eğitim Bakanı Avcı, ''Çocuklarınızı dershanelere gönderiyorsunuz 100 lira veriyorsunuz, peki okul müdürü, okulun eksiğini gidermek için 10 lira istemiş, bunu vermek sana ağır geliyor. Bu anlayışı değiştirmemiz lazım'' demiş.
Üzüldüm...
Garipsedim...
Bu millet, bir kalemde değil, en az 30 kalemde bu devlete vergi ödüyor. Devlet, ''yolumu, elektrikiğimi, okulumu yapsın'' diye. Üstelik, bu devlet vatandaşa ''Vergini öde'' derken, ''Vermiş olduğunuz her vergi size hizmet olarak dönecektir'' diyor.
Sayın Bakanın söylemindeki, ''Bu anlayışı değiştirmemiz lazım'' sözüne katılıyorum. Ama kendisinin anladığı biçimde değil. Bu anlayış değiştirilmeli, okullarda eğitim kalitesi artırılmalı, başımıza bela edilen dershane olayı ortadan kaldırılmalı.
Siz çocuklarımızı eğitmek yerine öğretmekle sınırlı bir eğitim sistemini benimseyip, sınav maratonundaki engelli atlayışlarına bir yenilerini ekleyeceksiniz, sonra da çıkıp, ''Dershanelere 100 lira veriyorsunuz, devletin okuluna da 10 lira verseniz ne olur?'' sorusunu yönelteceksiniz. Bu durum hiç de hoş karşılanacak bir durum değildir.
Bu ülkede imkanı olan zaten eğitime gerekli desteği verip, katkıyı sağlıyor. Devlet yönetimi eğitimdeki siyasal, kısa vadeli hesapları bir kenara bırakıp, eğitime ayrılan kaynakları siyasi getiriler karşılığında kullanmamış olsaydı, bugün Yozgat'ta boş tutulan okul binaları için yapılan harcamalar, gelecekteki 50 yıllık okul masraflarımızı karşılardı.
Yozgat'ta ''Bir okul, bir mühür, bir müdür'' anlayışı ile yapılan okullar, zaman içerisinde viranaye dönmekte, harcanan paralar da bu milletin cebinden çıkmaktadır. Eğer bunun önünü kesmek yerine, ''Bu anlayışı değiştirmemiz lazım'' diyerek, okulun ihtiyaçlarının karşılanması için okul idarecilerini, öğretmenlerini öğrencilere muhtaç duruma getirirseniz, o zaman yaşanılan şaibeler karşısında eliniz kolunuz bağlı kalacağı gibi, eğitim seviyemizin yükselmesi konusunda da bir arpa boyu yol alamayıp, gerilemeye devam ederiz.
Yozgat'ta bugün siyasi iradenin günübirlik politikaları yüzünden köylerde, beldelerde yaptırılan okullara öğrenci bulunamıyor. O nedenle taşımalı eğitime tutuluyorlar. Boş binalar çürümeye bırakılıyor. Bazı köylerde köy odası yapılıp, binalar kurtarılmaya çalışılıyor.
Eğitimdeki sorunların çözümlenmesi için öğrenci velilerinden beklenti içerisine girmek sorunu çözmez. Sorunun çözümü için sistemi yenileyip, sınavlardan arındırmamız gerektiği gibi, ''Bir bina, bir mühür, bir müdür'' anlayışını da bir kenara bırakıp, ihtiyaca bağlı eğitim kurumlarının yapılanması önceliğimiz olmalıdır.
Ötesi hikayeden ibarettir.