âhirette mü’ minin terâzisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle
anlatmışlardır:
Azîz ve Celîl olan Allah Teâlâ kıyâmet günü, ümmetimden bir adamı halkın içerisinden alır ve onun için doksan dokuz adet büyük defter açar. Her defter, gözün alabildiği kadar büyüktür. Allah Teâlâ adama sorar:
Bu defterde yazılı olanları inkâr ediyor musun? Muhâfız kâtiplerim (olmadık şeyler yazarak sana) zulmetmişler mi? Kul:
Ey Rabb’ im, hayır, (hepsi doğrudur!) der. Allah Teâlâ sorar:
(Bunları işlemenden dolayı beyan edeceğin) bir özrün var mı? Kul:
Hayır, ey Rabb’ im, der. Azîz ve Celîl olan Allah Teâlâ:
Evet, senin bizim yanımızda (büyük ve makbul) bir de hasenen (iyiliğin) var. Biz bugün sana zulmetmeyeceğiz! buyurur. Hemen bir kart çıkarılır. Üzerinde,
Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah (Şehâdet ederim ki, Allah’ tan başka ilah yoktur. Ve şehâdet ederim ki, Muhammed Allâh’ ın Resûlü’ dür)’ yazılı.
Sonra Allah Teâlâ buyurur:
Ağırlığını (yani amellerini) hazırla! Kul sorar:
Ey Rabb’ im! Bu defterlerin yanındaki şu kart da ne? Allah Teâlâ ona:
Sana zulmedilmeyecektir! buyurur.
Hemen defterler mîzânın bir kefesine konulur, kart da diğer kefesine.
Tartılırlar. Neticede defterler hafif kalır, kart ağır basar. Esasen Allâh’ ın ismi yanında hiçbir şey ağır olamaz!’
Namazı Üşenerek Kılmak
Münafıklık Alâmeti
Nisa Suresi 142.Ayeti Kerime meali: “Münafıklar, ALLAH’ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki ALLAH, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. ALLAH’ı pek az anarlar.Münafıklık Alâmeti
Kuran’ı Kerimi okurken mealine de bakıyordum.Mealen okuduğum ve dikkatimi velbeden ayet-i kerimelerin sonra çeşitli tefsirlerine bakıyordum… Evet can kardeşler namaza üşenere kalkmak-tembel tembel kalkmayı rabbimiz celle celalühü ayet-i kerimesindee münafıklık alameti olarak gösteriyor…
Acaba biz bu ayetin manasının neresindeyiz?
Sözü geçen ayet-i kerimenin bir kaç tefsirdeki anlamı:
Onlar namazı ağırdan alıp tembel tembel kılarlar. Ne sevap umarlar, ne de azaptan korkarlar. Onlar ALLAH rızası için değil, görsünler ve duysunlar, diye namaz kılarlar. ALLAH’ı çok az zikrederler.(Muhammed Ali Es-Sudari, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 1/39.)
“Namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar.” Yani ağır ağır, üşe-ne üşene kalkarlar. Zira onları namaza sevkedecek imanları yoktur. Onların namaz hususunda hiçbir niyetleri yoktur. Namazın manasını da düşünmezler. Bu onların dış görünüşlerinin sıfatıdır.
Cenab-ı Hak daha sonra onların çürük iç durumlarını da anlatarak şöyle buyurdu: “İnsanlara gösteriş yaparlar.” Yani onların ihlâsı yoktur. Allahla hiç*bir irtibatları yoktur. Bilakis onlar sadece suni ve yapmacık bir tavırla hareket ederek insanların kendilerini görmelerini isterler, namazlarında gösteriş ve şöhret amacını güderler. Bunun için umumiyetle yatsı ve sabah namazlarından geri kalırlar.
Nitekim Buharî ve Müslim’in Sa/u’A'lerindeki bir hadis-i şerifte Peygam*berimiz (s.a.) şöyle buyurmaktadır: “Münafıklara en ağır gelen namazlar yatsı ve sabah namazlarıdır. İnsanlar bu iki namazdaki ecri bilselerdi sürünerek de olsa bu namazlarına gelirlerdi.”
“Onlar ALLAH’ı çok az zikrederler.”‘Yani namazlarında haşyetullaha uymaz*lar, ne dediklerini bilmezler. Onlar namazlarından gafil ve habersizdirler. Ger*çekte ise onlar namazı pek az kılarlar. Hiç kimse görmediği zamanlarda ise hiç namaz kılmazlar.(tefsirül münir)
Evet arkadaşlar bu manaların hangileri bize baktı kendimizi orada hissen,kalben, ruhen hissettik… Bir sorgulayalım kıldığımız namazları, kendimizi….