Geçtiğimiz haftanın ekonomimiz açısından en dikkat çeken olaylarından birisi şüphesiz TCMB Başkanı Sayın Erdem BAŞÇI’nın yapmış olduğu açıklamalardır. Ekonomi dünyasında önceki yazımda detaylarından bahsettiğim PPK toplantısı kararları ile birlikte alevlenen tartışmalar döviz kuru, faiz, enflasyon, parasal sıkılaştırma vs. üzerine hararetini korurken Amerika Birleşik Devletleri’nin Wyoming eyaletindeki Jackson Hole bölgesinde her yıl ekonomi ve finans alanlarındaki değerli katılımcılar ile düzenlenen Jackson Hole toplantısında yaptığı açıklamalar ile devam etti. Gerek Sayın BAŞÇI’nın yaptığı açıklamalardaki tarzı, gerek kendine güveni gerekse döviz kurunu, enflasyonu nasıl düşüreceği; ekonomimizin gidişatını etkileyecek çok önemli hususlara dair kullanacağı araçlara dair günlerdir her kesimden sesler yükseliyor. Açıklamanın içeriğine ve ortaya çıkan tartışmalara dair kolaylıkla birçok bilgi edindiniz ve edinmeniz de mümkün. Bu yüzden sizi bu bilgilerle yazıya boğmak yerine kendi adıma kısaca değerlendirme yapmak istiyorum… Unutulmaması gereken birinci konu: Merkez Bankası’nın bağımsızlığı kanunlarla koruma altına alınmıştır. Bu kurumun çalışmasında/çalışabilmesinde en elzem konu budur ve elini kolunu bağlamak yerine yapmamız gereken destek olmaktır. Bizzat biliyorum ki TCMB’nin uyguladığı politikalar ve ortaya koyduğu stratejiler kendi alanında yetkin, donanımlı ve iddialı bir başkan ile ekibi tarafından hazırlanmakta. Ve bu ekip elindeki araç-gereçleri günün ekonomik şartlarına göre en verimli ve faydalı şekilde kullanmaya içtenlikle gayret etmekteler. Ben kendi adıma bu ekibe çok güveniyorum! Ve açıkçası son dönemlerde yaşanan ulusal ve küresel ciddi manada sıkıntılara rağmen işin içinden bizi çıkartabileceklerini iddia ediyorum! Hepimizin yapması gereken de güven duymak ve alacağımız iktisadi kararlara bu güven çerçevesinde yön vermek olmalıdır. Başkan şöyle konuştu, böyle konuştu, tarzı şu şekildeydi, kendine aşırı güvenliydi gibi tenkit dolu tartışmalar bana gayet gereksiz geliyor çünkü esas amaç halkı panik havasından kurtarmak ve telkin etmek olmalıydı ve açıklamalar da o şekilde gerçekleşti. Peki başkanın bu derece kendine güvenli olmasındaki neden nedir diye soracak olursanız: En büyük silahın Varlık Barışı dolayısıyla ülkemize girecek olan sıcak para ve Ağustos ayı ile birlikte hız kesmesi düşünülen enflasyon olduğunu düşünüyorum.
Şimdi de geçtiğimiz hafta açıklanan ve bizler için büyük önem arz eden ekonomik verilerimize göz atacak olursak:
Sektörel Güven Endeksleri
TÜİK tarafından Ağustos ayına dair açıklanan verilere göre önceki aya göre inşaat sektöründe güven azalırken hizmet ve perakende ticaret sektörlerine güven artış gösterdi.
Tüketici Güven Endeksi
TÜİK ve TCMB tarafından tüketicilerin gelecekteki tüketim ve tasarruf beklentilerine dair öngörülerine dayanarak aylık olarak hazırlanan Ağustos ayı Tüketici Güven Endeksi önceki aya göre %1,6 azalma gösterdi. Yapılan açıklamada önümüzdeki 12 aylık dönemde, maddi durumunun daha iyi olacağını düşünenlere ilişkin endeks %1,3 oranında azaldı; genel ekonomik durumun daha iyi olacağını düşünenlere ilişkin endeks %2 oranında azaldı; işsiz kişi sayısına ilişkin endeks %1,2 oranında arttı yani işsiz sayısında artış beklentisi azaldı; tasarruf etme ihtimaline dair endeks ise %10,4 oranında azaldı.
Reel Kesim Güven Endeksi
TCMB tarafından hazırlanan İktisadi Yönelim Anketi ve Reel Kesim Güven Endeksi verilerine göre endeks Ağustos ayında önceki aya göre %1,2 azalma gösterdi. Yapılan ankete göre bireylerin dahil oldukları sanayi dalında gidişatın önceki aya göre daha iyimser olduğunu düşünenlerin oranı %12,3’e yükseldi. TCMB’nin yaptığı açıklamaya göre endeksteki düşüşte katılımcıların “… genel gidişat, mevcut toplam sipariş miktarı ve gelecek üç aydaki üretim miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aydaki toplam istihdam, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı ve mevcut mamul mal stok miktarı…” (TCMB İstatistik Genel Müdürlüğü-Reel Sektör Verileri Müdürlüğü İktisadi Yönelim Anketi Ve Reel Kesim Güven Endeksi (Ağustos 2013)) faktörleri ile ilgili değerlendirmelerindeki nispeten karamsar görüşleri etkili oldu.
Sanayi İşgücü Girdi Endeksleri
TÜİK tarafından 2013 yılı II. çeyreğine dair açıklanan verilere göre önceki yılın aynı çeyreğine göre sanayide istihdam %3,4 arttı, çalışılan saat %2,7 arttı ve brüt ücret/maaş %14,0 arttı. Bir önceki çeyreğe yani 3 aylık döneme göre ise sanayide istihdam %1,6 arttı, çalışılan saat %1,6 arttı ve brüt ücret/maaş %5,3 arttı. Ayrıca MIGs (Ana sanayi grupları) tasnifine göre bir önceki yılın aynı çeyreğine göre istihdamda en yüksek artış %4,6 ile ve çalışılan saat bazında en yüksek artış %3,5 ile dayanıksız tüketim malı imalatında gerçekleşirken en yüksek brüt ücret/maaş artışı %15,6 ile dayanıklı tüketim malı imalatında gözlendi.
Dış Ticaret İstatistikleri
TÜİK’in Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile birlikte çalışarak hazırladığı 2013 yılı Temmuz ayı verilerine göre 2012 yılının Temmuz ayına göre ihracatımız %2,2 artış gösterirken ithalatımız %10 arttı. Böylece parasal olarak ihracatımız 13.113 milyon dolara ve ithalatımız 22.918 milyon dolara ulaştı. Dış ticaret açığımıza baktığımızda ise beklentilerin üzerinde gerçekleşen %22,5’lik bir artış ile 9.806 milyon dolara ulaştığı görülmekte. Açığın beklentilerin üzerinde gerçekleşmesinin başlıca nedeni mineral yakıtlar ve yağlar ithalatından kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra altın ihracatımızdaki azalma da açığa etki eden diğer önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor çünkü yapılan açıklamalarda altın ihracatını dışladığımızda ihracatımızdaki yıllık artışın %18 civarına yükseldiğini görüyoruz. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise önceki yılın aynı ayına göre gerileme göstererek %57,2 olarak karşımıza çıktı. Açıklanan verilere baktığımızda en fazla ihracat yaptığımız ülkelerin Almanya, Irak ve Rusya Federasyonu olduğu görülmekte. Temmuz ayında en fazla ihracatı motorlu kara taşıtları ve aksam parçaları; en fazla ithalatı ise mineral yakıtlar ve yağlar fasıllarında gerçekleştirdik.
İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı
TCMB tarafından açıklanan Ağustos ayı verilerine göz atıldığında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre kapasite kullanım oranı imalat sanayi genelinde %1,2 artarak %75,5 düzeyine ulaşmıştır. Bunun yanı sıra mal gruplarına göre kapasite kullanım oranları yıllık olarak yatırım malları, ara malları, dayanıklı tüketim malları, gıda ve içeceklerde artarken dayanıksız tüketim mallarında azalmıştır.
Tüm hemşehrilerime Saygılarımla ve Sevgilerimle…