Atatürk bunun üzerine, “Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz. Eğer izin verirseniz, biz de sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir” ifadesiyle öğretmenlere verdiği önemi gösterir.
“SULTAN MEHMET BENİM
AMA O BENİM HOCAMDIR”
Yaptığı fetih ile bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul fethi sonrası yanında Onu yetiştirene Akşemsettin, ile birlikte şehre girince yol boyunca dizilmiş şehir halkı ellerindeki çiçek demetlerini padişaha sunmak için yaklaşır. AMA O BENİM HOCAMDIR”
Beyaz sakalı ve duruşuyla Akşemseddin'i padişah sanan halk, çiçekleri Ona sunmaya çalışırken, atını geri çeken Akşemsettin göz ucuyla Fatih Sultan Mehmet'i gösterir.
Fatih Sultan Mehmet ise bunun üzerine, çiçeklerle kendisine doğru yürüyenlere, “Gidiniz çiçekleri gene ona veriniz. Sultan Mehmet benim, ama O benim hocamdır” ifadesiyle hocasına verdiği değerinin büyüklüğünü en iyi şekilde gösteriyor.
YAVUZUN ATININ ÇAMURU
Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi sonrası dönüşünde yanında hocası Anadolu Kazaskeri İbn-i Kemal de bulunmaktadır. Ordu ilerlerken bir ara çamurla kaplı bir sahadan geçilirken İbn-i Kemal'in atının ayağı sürçer ve yerden sıçrayan çamurlar padişahın kaftanını kirletir.
Büyük alim İbn-i Kemal, başını önüne eğer ve endişeli gözlerle beklerken padişah “Hocam üzülmeyiniz.
Sizin gibi bir alimin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için bir ziynettir” ifadelerini kullandıktan sonra kaftanını çıkarıp “Vasiyetimdir, öldüğüm zaman bu kaftanı sandukamın üzerine sersinler” der.
Hocasına verdiği değeri gösteren Yavuz Sultan Selim'in vasiyeti de yerine getirilir ve çamur sıçrayan kaftan, Yavuz Sultan Selim'in sandukasına örtülür.
VALİDE SULTAN CEZA
İÇİN RİCACI OLDU
Kanuni Sultan Süleyman şehzadeliği döneminde bir yandan kültür derslerini öğrenirken, ayrıca kuyumculuk sanatını da öğrenir. İstanbul'un en meşhur kuyumcularından Unkapanı'nda dükkanı bulunan Kostantin Usta ona kuyumculuk eğitimi verir. İÇİN RİCACI OLDU
Fakat bir gün Şehzade Süleyman hocasının verdiği işi yapmaz. Hocası da Ona kızarak, “Sana bin sopa atacağım...” diye yemin eder.
Bunu duyan Valide Sultan'ın ise hocadan oğlunu affetmesini rica etmesi bazı tarihi kaynaklarda yer alır. Bu olay da tarihte eğitime ve eğitimciye verilen değerin en güzel örneklerinden birisi olarak dikkat çeker.
“HOCAMIN YAPTIĞI
HİZMETLER BİN ORDUYA BEDELDİR”
Büyük Selçuklu sultanlarından Melikşah'ın yaşamı boyunca önem verdiği insanların başında veliahtlığı döneminde eğitmenliğini yapan veziri Nizamü'l-Mülk geliyor. Şehzadeliği döneminde siyasi, idari ve ilimi konularda Melikşah'a eğitim veren Nizamü'l-Mülk, Selçuklu Devleti'nin geleceği için kurduğu eğitim ordusuna her yıl 600 bin dinar harcama hakkı bulunmasının bazı kişileri rahatsız ettiği biliniyor. HİZMETLER BİN ORDUYA BEDELDİR”
Nizamü'l-Mülk'ü çekemeyen kişilerin Melikşah'a “Bu parayla büyük bir ordu kurulabileceği” yönündeki kışkırtmalarda bulunmasına karşın, Selçuklu Sultanının, “Hocamın yaptığı hizmet bin ordudan daha hayırlıdır” diyerek eğitmenine olan güveni ve saygısını göstermesi tarihi kaynaklarda yer alıyor.
Eğitime ve eğitimciye verilen tarihi örnekleri işte böyle.
Günümüzde nasıl diye sorarsanız o kısma hiç girmek istemiyorum.
Biraz bizden, biraz sizden, biraz da hepimizden bir hata, bir eksik, bir olumsuzluk çıkıyor ortaya yere. Her şeye rağmen öğretmenlik kutsaldır.
Öğretmenler ise eli öpülesi…
Bir günle kutlamak basitlik biliyorum ama tüm öğretmenlerimize sağlıklı, huzurlu, ekonomik sıkıntılardan uzak, öğrencileriyle Türkiye'nin geleceğine ışık tutan yarınlar diliyorum.