Yüce Mevla’mız;
    “Ben insan ve cini  ancak bana kulluk yapsınlar diye yarattım” buyuruyorlar. Allah’a sonsuz şükürler olsun ki, tam bir ibadet ayı olan Ramazan Ayı’na bir defa daha kavuşmuş bulunuyoruz.
    Hep birlikte biliyoruz ki, Ramazan Ayı Müslümanlar için kulluk ayıdır. Allah’a teslimiyet ve itaat ayıdır. Ramazan İslam dininin beş şartından dördünün birlikte ve fiilen uygulandığı aydır. Biz insanlara hidayet rehberi olarak gönderilen Kur’an-ı Kerim, Allah’ın lütfu olarak Ramazan Ayı’nda insanlığa sunulan bir nurdur.
    Bir Hadis-i şerifte belirtildiği gibi Ramazan ayı geldiğinde cennetin kapıları Müslümanlar için açılır, cehennemin kapılarıda kapatılır.”
    İşte bunlar ve benzeri güzellikler, Ramazan Ayı’nın rahmeti ve bereketidir.
    Pazar günü (dün) ilk Teravih namazını kıldık. Sahurumuzu yaptık ve Allah (C.C.) nasip ederse bu gün de ilk orucumuza başlamış bulunuyoruz.
    Bir ibadet ayı olan Ramazan Ayı’na yeniden kavuşmuş olduğumuz şu günlerde eğer  dilimizi kötü sözlerden, yalandan, küfürden korursak, doğru sözlü, tatlı dilli olursak, bunları yaparken de daima Allah’ın rızasını kazanmayı düşünürsek, bunlarda bizim için en değerli ibadetlerdir.
    Ticaret, ziraat, sanat, memuriyet, iş ve meslek hayatımızda, Allah’ın emir ve yasaklarına uygun davranışlarda bulunursak, anamız, babamız, akrabalarımız, komşularımız, arkadaşlarımız ve bütün Müslüman kardeşlerimizle iyi bir Müslüman kardeşlerimizle, iyi bir Müslüman gibi münasebetler tesis edersek işte bu güzel davranışlarımız da Allah katında gerçek birer ibadettir.
    Yoksul, düşkün, hasta, yetim ve yaşlıları korursak, açları doyurursak, bütün bunları şahsi çıkarlar uğruna değil de Allah böyle emrettiği için yaparsak, Allah’a kulluk yolunda önemli dereceler kazanmış oluruz.
    Bildiğimiz gibi;; dinimizde namaz, oruç, hac, ve zekat gibi Allah’a kulluğun sembolleştiği güzel güzel ibadetler vardır.
    Ramazan Ayı, bu ibadetlerin, bu ibadetlerle iman ve ahlak anlayışımızın bütünleştiği bir aydır.
    Şüphesiz oruç, bu ayın en belirgin ibadetidir. Günde beş vakit namazda ne derece de Allah’a kulluk şuuru varsa Ramazan Ayı’nda tuttuğumuz oruçta dahi aynı şuur vardır.
    Ramazan Ayı’nda yiyecek ve içeceklerine kadar lezzetli olursa olsun, her müslüman sırf Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak ve O’nun emrine itaat etmek için ikinci fecirden güneşin batmasına kadar ne lokma yer, ne de bir damla su içer.
    Her müslüman, kendi arzu ve iradesi ile, gönülü olarak bu fedakarlığa ve disipline yönelten sebep, yüce yaratana olan inanç O’nun emir ve yasaklarına saygı, bir hesap ve ceza gününün geleceğine imandır. İşte bu sebepledir ki, bir hadisi kudsi de, Yüce Mevla Peygamberi Hz. Muhammed( S.A.V.)’in dilinden;
     “Oruç benim içindir. O’nun mükafatını da ben vereceğim” buyurmuştur.
    Bir başka Hadis-i şerfite şöyle buyurmuşlardır!
    “Oruçlu için iki sevinç vardır. Orucunu bozduğu için sevinir, cennete, Rab’bine kavuştuğu zaman sevinir.
    Oruç, ferdi hayatta olduğu kadar, cemiyet hayatında da önemli tesirler icra eder. İctimai mevkii ne olursa olsun bütün Müslümanlar, Ramazan Ayı’nı hep birlikte oruçla geçirirler. Bu durum cemiyette bir birlik ruhu ve şuuru meydana getirir. Böylece ce miyet ferdleri arasında sevgi, saygı ve kardeşlik duyguları gelişir ve güçlenir.
    Ramazan Ayı’nda meydana gelen bu olumlu hava ile cemiyet hayatında insanların mal ve can güvenliğini tehdit eden olaylar ortadan kalkar. Cinayet, hırsızlık, dolandırıcılık, dövme, sövme, içki, kumar, zina, hakaret gibi toplum hayatında ki olumlu beşeri münasebetleri zedeleyen davranışlar azalır, Temiz ve ruhani bir hava bütün cemiyet, sadece acımak gerekir.
    Müslüman bir cemiette Ramazan Ayı’na kavuştuğu halde oruç tutmayanlar; toplumun bu mutlu ve huzurlu havasına ayak uyduramayanlardır. Onlara kızmak değil, sadeec acımak gerekir.
    Yazımı bitirirken Ramazan’ı Şerif-in içinde bulunduğumuz şu günlşerde bir defa daha hatırlatmak isterim ki, Ramazan Ayı’nın gelişi ile üzerimize Allah’ın rahmet gölgesi yeniden düşmüştür. Bu sebeple; Ramazan-ı Şerifte gafletle geçirmemeliyiz.
    Oruçlarımızı imanla, ihlasla, Allah’a itaat, teslimiyet ve ibadet ruhu ile tutmalı, mükafatını da yalnız Allah’tan beklemeliyiz.
    Ramazan’ın nurlu aydınlığında namaz kılmalı, Kur’an-ı Kerim okumalı, günahlarımız için tevbe ve istiğfar etmeli, dualarla Allah’a iltica etmeli, geçmiş günahlarımız için af dilemeliyiz.
    Salat ve selam, getirdiğin hidayet ruhu ile karanlık yolumuzu aydınlatan sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’e …