Bu günün diğer günlerden hiçbir farkı yok!
Allah’ın bizlere bahşettiği günlerden bir tanesi.
Cuma olma özelliğinin kutsaliyetini görmezden gelmiyorum elbette ama sonuçta insanın hissettiği kadardır kutsaldır günler.
Yani yaşamasını bilen için kutsaldır Cuma…
Her neyse, gelelim asıl meseleye.
Konumuzun başlığını bir kez daha tekrarlıyorum: Bu gün “Hiç olmadığını göster”
Kime?
Aklına kim geliyorsa…
Ey Yozgatlı…
Bu gün ihaneti protesto etmek adına bir yürüyüş düzenlenecek.
Bu yürüyüşün bunda öncekilerden çok da bir farkı yok aslında.
Askerler şehit olmuş, ihanet hortlamış, biz de biraz tepki gösterelim türünden.
Ama asıl mesele farklı.
Bu yürüyüşte olursun olmazsın onu sen bileceksin.
Yürüyüşte olmak, kalabalık gözükmek, ihanete hala Türk milletinin refleks verdiğini göstermek yürüyüş adına çok önemli.
Asıl olan mesele bir yerlerde hissedebilmek.
Dokunmadan hissedebilme yeteneği vermiş Allah!
Ki bizimle aynı dünyayı paylaşan diğer canlılar arasında insan olduğumuzun farkındalığını ortaya koyan da budur.
İnsan hissettiği kadar yaşar,
İnanmak, sevmek, sevilmek, kızmak, isyan etmek….
Bu özelliklerin tamamı hissetme kabiliyetimizden kaynaklanır.
Vatan denilen değer yargısı da işte tam burada şekil bulur.
Gök yüzündeki hava, soluk misali dokunamayız vatana.
Ama onun bize yakın ve anlamlı kılan; ay yıldızlı şanlı bayrak, gök kubbede ses bulan ezan, ana kucağına gider gibi ölümüne bağrına uzandığımız toprak ve ecdadın bize bıraktığı şan ve şeref dolu mazi, isim…
Bir zamanlar savaşın yeri cepheydi.
Ama bu gün cepheler var, farklı farklı güruhlarda.
İhanet her zamanki yerinde hiçbir ş y kaybetmemiş mazisinden.
Türk’ün olduğu yerde ihaneti konuşmamak ne mümkün.
Ben kabul etmesem tarih söküp atar bağrından suratımıza çarpar.
Bu gün üzerinde yaşadığımız toprakları kutsal, bütününü vatan kılan değer yargılarını bize anlamlı kılan hissi duyguların körelmeye başladığı bir dönem yaşıyoruz.
Belki de bu millet hiç bu kadar hissiyatsız olmamıştı!
Ne yapmalı, hissetmek için cephe de kan mı dökmeli?
Unutmamalı ki bu vatan sadece cephede savaşmakla kazanılmadı.
Bir millet refleks verdi Atatürk doğd.
Bir milletin bağrındaki yara büyüdükçe Fatih’ler doğdu…
Bir millet bendine sığmadı Alparslan’lar vurdu Anadolu kapısına.
Ve bir millet Osmanlı denilen o büyük cihan devletini kurdu tek bir yeşil daldan.
Tüm bunlar demek oluyor ki, bu milletin var olması için her şeyden önce hissetmesi gerekiyor.
Hissettiği kadar yaşar insan!
Türk milletini “hiç”leştirmek için elinden geleni ardına koymayan Haçlı zihniyeti, cephede bileğini bükemediği ecdadın torunlarını hissiyat yoksunu kılmanın derdinde.
Cumhuriyeti ilan ettiğimiz günden bu tarafa tek amaçları bu…
Gayeleri, hedefleri, ideolojileri, olmazsa olmazları.
Hissiyat yoksunu Türk’ün bir hiç olmadığını Galiçya’da, Conkbayrın’da ve daha birçok cephede çılgınlar gibi ölüme koşan insanlar ordusuyla gördüler.
Ve bu gün Türk’ü önce kendinden, sonra inançlarından, daha sonra da birbirinden uzaklaştırma politikası ile bunu yapmaya çalışıyorlar.
İhanetin ülkemiz üzerinde kol gezdiği bir dönemde cepheye gitme gibi bir şart içinde değiliz.
Zira vatanı ölümüne koruma vazifesini kahramanca yerine getiren yiğit Mehmetçiklerimiz var.
Gün gelir millet olarak bir kez daha uyanır, bir kez daha silkinir kazma, kürekle de olsa çıkarız düşman karşısına.
Ama o günü görmek için bu günü yaşamalı.
Peşi sıra şehitler gelirken, yürekler yangın yerine dönmüşken ağlayarak, sızlayarak vakit geçirme vakti değil bu gün!
Yozgat Şehit Aileleri bu gün Diyarbakır’daki hain saldırıyı ve terörü protesto etmek adına.
İhanet karşısında Yozgat’ın bir hiç olmadığını göstermek adına yürüyüş yapacak!
O yürüyüşte bulunmak ya da bulunmamak değil mesele.
Mesele hissetme, iliklerine kadar, hücrelerine, şah damarına kadar vatan denilen mefhumu hissetme meselesi.
Saati, günü belli: 13:30 Cuma!
O gün orada elinde Türk bayrağı ile bulunan her Yozgatlı,
Ve o gün, o an orada bulanamadığı halde yüreği o meydanda bulunan her Yozgatlı
Hissetme adına çok şey koyacak ortaya.
Bizi hissizleştirmek isteyenlere bir tokat!
Türk’ün ihanete karşı duruşunu, ihanete karşı hissettiklerini en demokratik şekilde ortaya koymak adına bu gün adım atma vakti.
Bir hiç olmadığını düşünüyorsan sen de gel…
Gelemiyorsan yaşa, daha da olmadı hisset ihanet denilen şerefsiz kurşunun an gelip sol yanından seni de vuracağını...
YOZGAT RÜZGARI
Hayır dolu hayır
Hayırsever İşadamı Bilal Şahin için bu gün ne desek, hangi ifadeyi kullansak, hangi cümlede anlatmaya çalışsak az gelir.Hayır dolu hayır
Yozgat için yaptıkları karşısında minnet duymamak ne mümkün.
Allah razı olsun!
Yaptıklarını saymaya kalksak şuan inanın bir kaçı eksik kalır.
Sayın Şahin, sadece hayır yapmakla kalmayıp yaptırdıklarının kalitesine de dikkat ederek aslında çok önemli bir iş yapıyor.
Onca yoğunluğuna, boşa geçecek zamanı olmamasına rağmen temelinde alın teri bulunan her hayrın başında.
Sanırsınız ki fabrika yaptırıyor kâr getirecek.
Sanırsınız ki yatırım yapan işadamı.
Sanırsınız ki, kendinin olacak bir mülk.
Yozgat’a en iyisini kazandırmak adına veriyor mücadelesini.
Yaptığı hayrın Yozgatlı için hakikaten hayra dokunur olmasını istiyor.
O kadar titiz ve özenli ki, Yozgatlı’nın olacak mülkün temelinden çatısına yakışanı yapmak için gayret ediyor.
Bir kez daha Allah razı olsun, sağolsun!