Eskiden, yapılacak yatırımın birden fazla temeli atılır, tamamlandıktan sonra da birden fazla açılışı gerçekleştirildi. Bu uygulamada da hiyerarşik düzeneye uyulur, ilk temel atma veya açılış mahalli idareler tarafından, daha sonra bakanlar, son olarak Başbakan temele harç koyar veya kurdelesini keserdi. Mevcut iktidar bu geleneğe nokta koymuş, bununla da kalmamış, ''Bu tip uygulamalar nedeniyle zamanın boşa harcandığını'' ileri sürüp, ''Birden fazla temel atma ve açılış yapılmayacağı gibi, her tesisin temeline harç konulması veya açılması konusunda da cafcaflı törenlerin yapılmayacağı'' ilan edilmişti. ''Çıraklık'' dönerminde ''Azar işitebiliriz!'' düşüncesinden hareketle, yapılan uygulamanın devam ettirilmemesini isteyen iktidar, şimdi ''Ustalık'' döneminin verdiği rahatlıkla olsa gerek, Milli Piyango'nun ''Her ayın 9'u, 19'u, 29'u'' çekilişlerini örnek almış gibi, yeni bir uygulama başlatmış görünüyor. Geçtiğimiz yıl ''11.11.2011'' tarihinde açılışları veya temelleri atılan tesislerin, bir önceki yıl ''10.10.2010'' tarihinde de bir açılışı veya temel atma töreni yapılmıştı. Bu yıl ise ''12.12.2012'' tarihinde aynı tesislerin temeli atılıp, açılışları yapılacak. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz yıl 11 Kasım 2011, yani ''11.11.2011'' tarihinde Çekerek ilçesinde yapımı gerçekleştirilen ''Süreyyabey Sulama ve Hidroelektrik Santrali'' barajı inşaatının tamamlanıp, su tutulmaya başlanması nedeniyle tören düzenlenmişti. Bu yıl 12 Aralık 2012, yani ''12.12.2012'' tarihinde Süreyyabey barajında yeni bir açılış programı var. Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, barajın bu yıl da açılışı gerçekleştirilecek. Önümüzdeki yıl da başka bir formül veya özel bir gün bulunup, ''Barajdan suyun bırakılması'' nedeniyle bir tören gerçekleştirilir. Sonraki yıl barajdan bırakılan suyun ''Tarım alanlarına ulaşması'', bir sonraki yıl ''Tarım alanlarına ulaşan suyla üretilen ürünün hasadı'' nedeniyle bir tören yapılmak suretiyle, ''Bir taş ile 40 kuş nasıl vurulur?'' örneği, uygulamalı olarak gösterilmiş olunur. Yanlış hatırlamıyorsam, mevcut iktidarın ''Çıraklık'' sürecinde hükümet üyelerinden birisi, ''Tarih çakışması veya özel gün çılgınlığı, aslında ticari ürünlerin satışlarının artırılmasına yönelik bir uygulamadır, tüketicinin kandırılmasına izin vermemeliyiz, bu konuda bilinçlendirmeliyiz'' şeklinde, tam olarak böyle olmasa da buna benzer bir açıklama yapılmıştı. ''Çıraklık'' döneminde tarih çakışmalarının, özel günlerin kutlanması veya bir etkinlik yapılması gibi konulara karşı çıkanların ''Ustalık'' dönemlerinde bunu gündemlerine alıp, değerlendirmelirini anlamakta zorluk çekiyorum. Yaşanılan bu tezat durumun, ''Modanın'', ''Demode'' olmasından mı kaynaklanıyor? olduğunu düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Halkın halen ''Umut'' olarak gördüğü iktidarın mensupları, ''Devirlerini tamamladıklarını mı'' düşünüyor dersiniz?