Dün uyanmamla birlikte sosyal medyayı karıştırdım biraz.
Karşıma bir abimizin vefat ettiği haberi çıktı.
Kısa bir şaşkınlık yaşadım, çünkü kendisini üç gün önce Büyük Cami önünde görmüş, karşı karşıya gelmiştik.
Sonra gün boyu aynı paylaşım ve sohbetlere tanıklık ettim.
Herkes ‘daha dün akşam görmüştüm’ diyerek üzüntüsünü ve şaşkınlığını dile getiriyordu.
Sahi her akşam birbirimizi görüyor ve bazen ise selamlaşıyoruz.
Ama bir sonraki sabaha ulaşacağımızın ve selamlaşacağımızın garantisi var mı?
Bugün sen, yarın ben, ertesi gün bir başkası…
Hele Yozgat gibi küçük bir vilayette yaşıyorsan verilen her salaya kulak kesilirsin.
Tanıdıktır, bildiktir, ahbaptır, akrabadır…
Bir ölüm haberi daha bana bunları hatırlattı işte.
Sonra birde Necip Fazıl’ın şu dizelerini hatırladık:
“Gideriz nur yolu izde gideriz
Taş bağırda, sular dizde gideriz
Bir gün akşam olur bizde gideriz
Kalır dudaklarda şarkımız bizim”

Allah herkese geride hoş bir seda bırakmayı nasip eylesin.
AYDIN YÖNETİCİLER
Hafta sonu Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç ve Belediye Başkanı Kazım Arslan, iki farklı programda vatandaşlarla buluştu.
Yozgat Valisi Sayın Yurtnaç, TÜGVA tarafından düzenlenen sohbet programında gençlere seslendi.
Yozgat Valisi Sayın Yurtnaç, daha önce Ülkü Ocakları, MTTB ve Türk Ocakları tarafından düzenlenen etkinliklere katılmıştı.
Önceki gün de yine gençlere seslenerek, gençlerin fikir ve ülkü sahibi, imanlı ve ahlaklı nesiller olarak Türkiye’nin geleceğine sahip çıkması gerektiğini dile getirdi.
Belediye Başkanı Kazım Arslan ise bilgi ve birikimlerini ve hayat süzgecinden geçirdiği anılarını kaleme aldığı ‘Yol Bitmeden’ adlı kitabı için imza günü düzenledi.
Başkan Arslan da yine gençlere ve vatandaşlara çeşitli konularda hitap etti.
İdareci ve yönetici sıfatı taşıyan insanların sadece resmi unvanlarını kullanmaması ve bu tür toplantılarla halk ile kaynaşması son derece önemlidir.
Yozgat’ta valiyi, valilik kimliğinin dışında, aydın kişiliği ve devlet adamlığı kimliğiyle dinleyebiliyoruz.
Belediye başkanını başkanlık kimliğinin dışında yazar ve şair kimlikleriyle dinleyebiliyoruz.
Bu ülkenin geçmişinde yöneticiyle halk arasında derin uçurumlar vardı.
Bu memleketin dününde yönetici azami yükseklikte, halk azami alt tabandaydı.
Erişmek, konuşmak, sormak yürek isterdi…
Sadece yöneticide değildi elbette.
Abdurrahim Karakoç boşa mı ‘Doktor Bey’, ‘Hakim Bey’, ‘Mebus Bey’ şiirleri yazdı.
Halkla kucaklaşan, halkla meşveret yapan idarecilere teşekkür ediyoruz.
Haydi selametle…

DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Yeni stadında maç izleyemeyen, hevesi kursağında kalan Sorgun taraftarını.
*Yozgat il sınırda Çekerek Irmağı’na Hes yapımını protesto edip, jandarmayla karşı karşıya gelen grupları.