Her şeyde bir hayrın olduğuna inanan milletiz.
    Kimi zaman hayrın, şerrin geliş noktasına olan inancımızı yitiriyor gibi dursak da, en küçük bir olumsuzlukta dua ve hayır dökülür kalbimizden.
    Van depremi sonrasında Türk insanının kenetlenmesi, bir anda şucu-bucu ayrıştırması yapanları silip atması hakikaten önemli bir hareket, insani refleks.
    Bazen düşünüyorum da ailemle birlikte oturduğumuz bina en umulmadık bir anda yıkılsa…
    Hemen yan binadaki anne-babamın, komşularımızın,
    Sonra tanıdıklarımızın, eş dostun…
    Allah korusun düşünmesi dahi korku verici.
    Hemen yan odada uyuyan masum yavrucağın enkaz altına kalmasını düşünme kabiliyeti yok oluyor insanın.
    Neredeyse tüm binaların yıkıldığı bir depremde sesinizi duyabilecek bir can, nefesine nefes olabilecek bir nefes kim bilir ne zaman gelir.
    Kıyamet gibi bir şey…
    Van depreminin yaşandığı anda kameralara yansıyanları düşünmesi dahi güç geliyor insana.
    Onlar küçük kıyameti yaşadılar bir şekilde.
    Kimi canı kadar sevdiği evladını, annesini, babasını, kardeşini kaybetti…
    Kimi de düne kadar hayatının en değerli anlarını yaşadığı yuvasını.
    Kalanlara şükretmek zorunda kaldılar çaresiz.
    İnsanın çaresiz kaldığı andır aslında kıyametin koptuğu an.
    O yüzden en önemli duamdır Allah’tan insanlığı çaresiz bırakmaması…
    Van depremi sonrasında ilimize de gelen aileler oldu. Bir şekilde Yozgatlı da üzerine düşeni yapmaya çalışıyor.
    Devlet-millet el ele vermiş, tek vücut olmuş durumda.
    Hal böyleyken hayırsever vatandaşlarımızın ortaya koyduğu hayır dolu bir el en kaz altında kalmış yaşantılara ışık oluyor.
    Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar da onlardan bir tanesi.
    Uçar, Bozok Üniversitesi’nde görevi aldığı günden bu tarafa pozitif yaklaşımı ve üniversite içerisindeki gerek otoriter gerekse kurumsallaşma adına yürüttüğü politikalarla dikkat çekiyor.
    Sayın Uçar gibi bir insanın Van depremine kayıtsız kalmaması, öğretim görevlisine evinin kapılarını sonuna kadar açması bana göre çok değerli, kıymetli bir davranış.
    Bu güne kadar yaptığı birçok işte hayra, hasenata imza atan Rektör Uçar, eşyaları ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden öğretim görevlisine sıcak bir yuva kurdu.
    Bu örnek davranışından ötürü Uçar’ı tebrik ediyorum…
    Allah razı olsun…
    \"Bir adam Rasûlullah\'a gelerek \"Ey Allah\'ın Rasûlü! hangi iş (amel) daha hayırlıdır?\" der. Peygamberimiz, \"Allah\'a iman ve Allah yolunda cihaddır\" buyurur. Adam, \"Bunu yapamazsa?\" der. Peygamberimiz de \"Bir iş becerene yardım eder ve iş beceremiyenin işini yapıverirsin \"cevabını verir.
    Adam, \"Bunu da yapamıyorsa?\" deyince, Peygamberimiz, \"Nefsini serden alıkoy. Çünkü bu da sadakadır. Onunla nefsinden tasaddukta bulunmuş olursun\" der.\"
    Bir başka hadîste de Hz. Peygamber (s.a.s.), \"Her Müslüman’ın sadaka vermesi gerekir\" deyince ashab, \"Ey Allah \'in Rasûlü (sadaka verecek) bir şey bulamazsa (ne yapar)?\" diye sorarlar. Hz. Peygamber de; \"Eli ile çalışır, kendisine faydalı olur ve tasaddukta bulunur\" der. \"Bunu da bulamazsa?\" diye sorarlar. \"İşini yapamayan ihtiyaç sahibine yardım eder\", \"Bunu da bulamazsa?\" derler, Hz. Peygamber de; \"İyi işler yapar ve kendisini kötülüklerden ahkor, bu onun nefsi için bir sadakadır\" buyurur…
    Yine bir başka hadîste \"...Ya Rasûlallah! bazı amelleri yapmaya gücüm yetmezse bana ne tavsiye edersin?\" diye soran bir sahabiye Peygamberimiz \"Kendini halka zarar vermekten alıkorsun. Bu senin için nefsin için verdiğin bir sadakadır\" diye cevabını verir…\"
    Van depremini yaşamış, o korkunun içinde kalmış bir aileye güvenli, sıcak, samimi bir yuva hediye eden Sayın Tamer Uçar, maddi desteğin dışında manevi bir muhabbet de sunmuş oldu öğretim görevlisine.
    O insan ve çocukları bu yaklaşımı ömürlerinin sonuna kadar unutmayacaklar.
    Unutmayacaklar çünkü insan en zor anında bir sıcak tebessüme muhtaç olur.
    Tam da ihtiyaç anında Van depreminde mağdur olan aileye sıcak bir tebessüm sundu Uçar.
    O tebessüm Van’dan gelecek ailenin kalbinde her zaman canlı kalacak.
    Soğuk kış günlerinde insan daha da anlıyor sıcak bir yuvanın değerini…
    Van depremi sonrası bastıran kışın soğuğuna samimi ve içten tavrı ile ısıtan, gücü yetmese de duaları ile o insanların yanında olan herkesten Allah razı olsun demek lazım.
YOZGAT RÜZGARI
Şeker kapanır mı?
Sanırım şu sıra herkesin korkusu bu…
    Özelleşmesine özelleşecek dediğimiz fabrika özelleşti.
    Bundan önceki de (Tekel Bira) özelleşmişti.
    Sorası malum.
    Ya Şeker Fabrikası’nın da kaderi aynı olursa.
    İşte bundan sonra ne olacak?
    Bu konuda muhalefet ve iktidarın aynı masada buluşması bir ortak yol bulması gerekiyor.
    Yozgat’ın menfaatleri, çıkarları uğruna aynı masa etrafında bir olunmalı.
    Şeker Fabrikası kapanacak mı, kapanmayacak mı önce bunun yanıtını verilmeli, netlik kazanmalı.
    Sütten ağzı yanan Yozgat yoğurdu üfleyerek yiyor.
    Yiyor ama nereye kadar!
    Eğer Şeker’i de kaybedecek, fabrikayı kapatacaksa bu zaten tükenme noktasında olan Yozgat tarımını bitirir.
    Ekonomi tamamen durağanlaşır, yaprak kıpırdamaz hale gelir.
    Ondan sonra ne olacak?
    Ben kapanmayacak diye düşünüyorum, öyle umut ediyorum.
    Ama umutlar kurtarmıyor.
    Birilerinin de harekete geçmesi gerekiyor.
    O birilerinin arasında iktidarı da var muhalefeti, sen de varsın bende…