Toplumda diyetisyenleri sadece insanları zayıflatan kişi olarak görürler. 
İnsanların sağlık için zayıflamasında sağlık danışmanlığı yaparlar.
Ancak diyetisyenler bazen hastalarına kilo almalarını sağlayacak diyet ve önerilerde de bulunur.
Bizim hikayemiz buradan başlıyor işte.
Hastanedeydik dün, Allah kimseyi düşürmesin, ama yokluğunu da vermesin.
Bir sürü personel, bir o kadar doktor, bir sürü hasta hepsi şifa bulma derdinde.
Devletin her imkanları mevcut, her hasta sosyal güvenliği ne olursa olsun eşit ve aynı şartlarda hizmet alıyor.
Neyse, hastanede bir abiye yapılan tetkikler sonucu diyetisyen kilo alması gerektiğini söylüyor.
Sağlıklı bir yaşam için bir miktar kilo almasının faydalı olacağını belirtiyor diyetisyen.
Sonra tabi eline kağıt-kalem alıp, hastanın kilo alması için uygulayacağı beslenme takvimini yazıveriyor.
Bizim hasta abi öncelikle seviniyor ve buna şükür tek dert kilo almak olsun diyerek diyetisyenin listesini alıp çıkıveriyor.
(Hasta bu olayı daha önceki rahatsızlığında yaşamış, dün ise başka bir derdi için hastanede.)
Tabi garibim ilk önce seviniyor, reçete yazılsaydı kaç lira ilaç parası öderdik, dişe dokunur bir reçetede yazmadı diyor.
Akabinde diyetisyenin yazdığı diyet listesine bakınca ne kadar zorlu bir tedavi sürecine girdiğini ve tüm bunların maddi külfetini anlayıveriyor.
Diyetisyen listede sabah kahvaltısına pirzola yazıveriyor, şöyle yarım kiloya yakın ama tam yarım kilo değil tabi.
Sonra bunların yanında keçi peyniri tüketmesini söylüyor ve tabi ki doğal bal ile yanında kaymak.
Çay değil de onun yerine taze sıkılmış portakal suyunun daha yararlı olacağını belirtiyor diyetisyen.
Yine tabi ki haşlanmış yumurta tüketmesini, öğle yemeği arasında muz yemesini falan istiyor bizim diyetisyen.
Akşam yemeğinde de yine etli, proteinli güzel yemek çeşitleri…
Tabi bizim hastada bir karamsarlık başlıyor, tam tedavi olamayacağını düşünüyor.
Acep başka dermanı yok mu ki diye sızlanıyor kendi kendine.
Ne ola da reçete yazaydı, ilaç vereydi diyor.
Öyle ya asgari ücretin altında çalışan gariban bir Yozgatlı o.
Nasıl alsın yarım kilo pirzolayı, muzu, halis balı, ev yapımı reçeli, kaymağı, zeytinyağlı yemeği.
Ayaküstü sohbetin sonunda soruyorum kendisine, diyeti uygulayabildin mi diye.
Cevap olarak diyor ki: “Uygulasam yine burada olmazdım, hem de ben onları yesem evdeki çocuklarla hanım kanepeyi kemirir. Onların yerine bir kazan makarna haşlayıp yiyorum, o da kilo yapıyor, o da…”
Kimi çok yer, kilo alır doktorlar diyet yaptırır, kimine de hayat ve onun şartları doğal diyet uygular.
Hayatın içinden, hayatın merkezinden, akıp giden zamanın, kayıp giden ömrün, geçim derdi veren insanın, işçinin, orta sınıf ailenin sürdüğü yaşamın içinden bir yazı.
Allah şifa bekleyen herkese şifalar versin.