Çocukların ısrarını kıramadım ve bu yıl ki yaz tatilimizi Muğla’nın Datça ilçesinde geçirdik. Harika bir memleket, temiz deniz, bereketli doğa ve hayran bırakacak bir doğal güzellik.
1 Eylülde Datça Belediyesi ile Yunanistan’ın Sömbeki (Simi) adası Belediyesinin ortaklaşa düzenledikleri Barış Günü etkinlikleri çerçevesinde Sömbeki Adasına gittik, mukabili Sömbekililer de Datça’ya geldiler. Sanatçı Fedon’un şarkıları eşliğinde tiyatroda etkinlikleri izlerken Yozgatlı İşadamımız Devlet ŞANKAZAN’la karşılaştık. Devlet bey bizleri yemeğe davet etti ve size bir süprizim var dedi.
Akşam olduğunda bizi kaldığımız otelden alarak evlerine götürdü ve dünyada en mutlu olduğum bir süprizle karşılaştık.
İlkokul Öğretmenim Kezban hanımdı..
Hasretle ellerinden öptüm. Hala o saygınlığı, hala o idealist tutumu ve hala o güler yüzüyle karşıladı bizleri.
O da çok mutlu olmuştu. Okuma yazmayı bana o öğretmişti. Sayısal kavramları beynimde o geliştirmişti. Yalnız benim mi? ağabeyimin ve ablalarımın da öğretmeniydi. Eşim ve çocuklarımla tanıştırdım. Saatlerce sohbet ettik.
Diyorum ki, her yıl 24 Kasımda Öğretmenler Günü oluyor. Hangimiz bir öğretmenimizi arayıp onun hatırını soruyoruz.
Dememiş mi Hazreti Ali “Bana bir kelime öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diye.
Bizleri hayata hazırlayan, çocukluk hatırlarımızın mimarı, bilgilerimizin kaynağı ve beynimizin ışığı bu kutsal insanları aramak bir erdem değil mi?
İletişimin çok kolay olduğu yaşadığımız şu bilgi çağında irtibat kurmak o kadar kolay ki. Annemiz, babamız kadar üzerimizde kalıcı eserler bırakan bu değerleri lütfen unutmayalım.
Saygılarımla..