Bayramlıklar alındı, bayram namazı kılındı. Haberler de yine acemi kasaplar, kaçan boğalar, trafik kazaları vardı. Her şey alışageldiğimiz gibiydi. İslam dünyasında yine savaşlar, gözyaşı vardı. Dedim ya her şey aynıydı. Bu bayram hiç trafik kazası olmadı, boğalar kaçmadı, kasaplar elini kesmedi, İslam dünyası huzurlu bir bayram geçirdi diye bir haber beklemeyin sakın! Standart bir bayram ertesinden sesleniyorum size.
İslam dünyasında kan ve gözyaşının hâkim olduğu bir bayramı daha geri de bıraktık. Irakta, Suriye’de, Afganistan’da yine bombalar patladı. Bayram namazı sonrası sokaklar kana bulandı. Kusura bakmayın büyüklerim! Eski bayramların tadı yok demeniz o kadar saçma ki… İslam coğrafyası kan ve barut kokarken tatlı bir bayram nasıl geçirebilirdik ki?
Komşuların bile birbirini görmediği bir bayramdan haz almayı ümit etmek hayalperestlik değil mi sizce de? Şeker toplayan çocukların topluca istifa ettiği bayramlara uyanırken bayramlardan tat almayı beklemek nasıl bir gönlü bolluktur anlamadım.
Bayramları fırsat bilip yurtdışına giden, tatil köylerine kaçan bir millet olduk. Örf, adet, gelenek, anane hepsi yok olmak üzere. Hala geçmişin tadını aramak ne haddimize? Elin gavurları cadılar bayramını, yılbaşını el ele kol kola kutlarken, hediyeleşirken biz birbirimizden selamı esirgiyoruz. Bayram namazından sonra koşarak çıkıyoruz camiden. Sizce de hakkımız var mı eski bayramların tadı yok demeye?
Yetimhane ve huzurevi ziyaretçileri yok olmaya yüz tutmuşken bayram sevincini nasıl yakalayabiliriz? Bazı şeyler paylaştıkça çoğalır. Hala tek başına bayram yapan insanlar varken bayram da mutluluk aramak sizce de komik değil mi?
Şöyle bir düşündüm de geçen bayram sonrasında da benzer şeyler yazmıştım. Benim yazımda her sene televizyonlar da gördüğümüz bayram haberleri gibi oldu. Artık bambaşka bayramlar yaşamak nasip olsun bizlere. Layıkıyla yaşayalım, yaşatalım bayramları. Söz veriyorum bende bambaşka bir bayram ertesi yazısı yazacağım.