"Bir birimize sevgiyle, saygıyla, insanca bakmamız ve birbirimize değer vermemiz gerekiyor. Bunun için de adeta öldürüp içimize gömdüğümüz gönül dünyamızı yeniden canlandırmaya çalışmamız icap ediyor.
Dünya derdiyle, sıkıntısıyla yapayalnız kalmış olmak duygusundan kendimizi kurtarmaya çalışmalıyız. "Allah insandan ne istiyor, diye sorsalar bu soruya kısaca verebileceğimiz cevap şudur: "Önce kendini yaratana inanmasını, sonra da mükemmel bir ahlaka sahip olmasını istiyor!.."
Süfyan ibni Abdullah adlı sahabi Rasulullaha gelerek:"Ya Rasulllah, bana İslami öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim." diyor.
Resul-ü Ekrem bu zata şöyle buyuruyor: "Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru ol!..." "Rabbimiz Allah'tır diyen, sonra da dosdoğru olanlar için ne korku vardır ne de hüzün!.." (Ahkaf Suresi-46/ 13)
"Müslümanların en güçlü ve en mutlu oldukları dönemler, sağlam bir ahlaka sahip oldukları dönemlerdir!." Her şey kendi ortamında yetişir, muhabbet gülü de sevgi ortamında... Sevenlerin, sevmesini bilenlerin meydana getirdiği muhabbet iklimi, sevgi tohumlarına can verir.
"Efendi bilmiş ol ki, edep insanların bedenindeki ruh gibidir. Aslında edep, Allah dostlarının gözü ve gönül nurudur. İnsanlara "Rabbimin kulları ve benim kardeşlerim!.." diye bakabilmek çok önemlidir. İnsanlar arasında ayrım yapmadan, onlara sevgi penceresinden bakabilmek, kardeşliği, barışı, huzuru temin etmek ne mükemmel bir davranıştır..."
İnsanların ve toplumların huzura, sükûna ve mutluluğa ihtiyaçı vardır. Bu istekler o toplumun en tabii hakkıdır. İnsanlar birbirlerini kırıyor, eziyor, kavga ediyor, huzurlarını kaçırıyorlarsa, kardeşlerini rahatsız ediyorlarsa, bu bir insani davranış biçimi değildir. Yüce Mevla da bu davranışa izin vermemiştir.
İyi insan olabilmek için iyilerle bir arada yaşamak gerektiği gibi, gerçek sevgiyi bulmak Rasullah muhabbetiyle mümkündür. Adam olmak için de iyilerin arasında bulunmak ve onları kendine örnek alabilmek gerekir.
"Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz!." buyuran yüce Peygamberimiz insanların kardeşliğini savunmuştur. İnsan hakları denen şeyler bu güzel davranışlar olsa gerekir.
İnsanları kırma, mümin kardeşlerinin malına, canına, namusuna saldırma hakkını size kim veriyor?
"Kul hakkı ile huzuruma gelmeyiniz!." buyuran Cenabı Allah'a bunun hesabını nasıl vermeyi düşünüyoruz? Ve siz kim oluyorsunuz da insanların arasına fitne, fesat ve nifak tohumları ekmeye çalışıyorsunuz?
"Müslüman kardeşinizi sevmedikçe nasıl kamil bir mümin olacakmışsınız?..
Eğer şeytanın başını ezmek dilersen, gözünü aç, gör ki şeytanın katili edeptir.(Mevlana)
"İnsanlarla iyi geçinmeyen ve kendisiyle geçinilmeyen kişide hayır yoktur!." buyuran sevgili Peygamberimiz güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildiğini ifade etmiştir. Sevgi İslam'ın temel anahtarıdır.
Hz. Muhammed (SAV) sadece müminlere karşı değil kendisine inanmayanlara karşı da hassas davranmış, kimseyi kırmamış, kimseye kin beslememiştir.
O, kendisine eziyet edenlere ve kendisini öldürmek isteyenlere dahi beddua etmemiştir. Onun asıl gücü güvenilir olmasının yanı sıra insanlara sevgiyle yaklaşmasından kaynaklanır.
Olaylara, insanlara ve çevremize sevgiyle bakan, kardeşçe davranan, güzel ahlaka sahip örnek insanlar olmaya çalışmalıyız...
Sevgi ortamı kardeşliği, kardeşlikte insanca yaşamayı getirir. Sevgi insanca yaşamanın parolasıdır! Her şeye sevgi ile bakabilmek, insanları bu sevgi ile kucaklayabilmek en güzel davranıştır… Dostça ve sevgiyle kalın…