Çayımı soğutmamam konusunda uyarıyorsun beni; aslında derdin bakışlarımın sana yönelmesi. Gözlerinin derinliklerinde kaybolup gitmemi izlemek hoşuna gidiyor belki de ve sende benim derinliğimde kaybolmayı istiyorsun.
    Tenin tenime değdiğinde irkilerek bakıyorsun gözlerime ve tenimin soğukluğundan endişe duyarak bir yelek getirip bırakıyorsun omuzlarımın üzerine.
    Başımı çevirip sana baktığımda gözlerimdeki minneti görmek istiyorsun belki de; yanımda oluşunun minnettarlığını bir yenisinin eklendiğini görmek hoşuna gidiyor.
    Tam karşımdaki sandalyeye oturup beni izlemeye koyuluyorsun; ne olur kalk oradan konsantremi bozuyorsun.
    Sana bakarken yazamıyorum seni; seni yazmak değil yaşamak geliyor içinden. Gözlerinin derinliğini anlatacak kelime bulamıyorum ama o derinlikte yitip gitmeyi seviyorum. Gülümsemeni tarif edecek kelime yok lügatte ama o gülümsemeyi görmeyi seviyorum.
    Hiçbir metot notalayamıyor sesinin senfonik tınısını ama ben sesini duymayı seviyorum. Seni ve güzelliğini çizebilecek bir ressamın dünyaya geldiğine inanmıyorum ama resmini belleğime çizmeyi seviyorum.
    Yerini kimselerin tutamayacağını biliyorum ve seni her şeyden çok seviyorum.
Yaşanası bir yalnızlık içerisinde yaşanası bir hayalle buldum seni. Kimsin, nerdesin, karşıma ne zaman çıkar ve beni ne kadar seversin bilmiyorum. Ama ne olursa olsun seni hayal etmek bu kadar güzelse emin ol seni yaşamak çok daha güzel olacaktır.
    Belki yine yalnızlıklarımın doruklarında olduğum bir anda çıkarsın karşıma. Belli belirsiz bir gülümsemeyle bakarsın gözlerime ve iliklerime heyecanlandırırsın beni. Bakışlarının büyüsüyle sarsılır bedenim ve adını dua kabul eder yüreğim. Kim bilir; belki de hiçbir zaman çıkmazsın karşıma, sadece hayallerimde kalır ve orada büyür sevgim. Seni bulduğum ana dair hayal kurmak istemiyorum aslında; yaşayabileceğim en büyük sürpriz olsa gerek o an. Hayallerini kurduğum bir sevgini, senin gelişinin
    her anını yeniden doğuş kadar kutsal yaşamalıyım. Nefes aldığım her an hatırlayıp hem yüce yaratıcıya hem de sana şükran duymalıyım. Seni karşıma çıkaran kudret önünde hissettiğim saygıyı sana ve senin varlığınla da hissetmeliyim. Karşılaştığımız andan itibaren yaşayacağımız her anı bir ibadet gibi yaşamalıyım. Bir çiçeğe yaklaşır gibi yaklaşmalıyım sana; soldurmamak adına yaşamalıyım. Paha biçilmez bir biblo gibi olmalısın mesela; sana dokunmaya kıyamamalıyım.
    Kokun bilinen en etkileyici aromaları içermeli; içime çektikçe hayat dolmalıyım. Bilinen en kutsal değerin yanında yer almalısın benim için; sen yaşadıkça arınmalı, günahtan uzak durmalıyım. Seninle yaşanan her anı ibadet, beraber yaşadığımız mekânı mabet kabul etmeliyim.
    Duygu yoğunluklarımın hat safhada olduğu anlarda yazdım bu satırları sana; kim olduğunu, nerelerde yaşadığını bilmeden. Hayalime canlandırdığım bilinmez bir sevgilisin sen. Seni bulacağım da, senin karşıma çıkacağın da meçhul; tıpkı şuan yüreğimin meçhul yalnızlığı gibi. Güneşin uzak tepeler ardında kaybolup yerini mavi bir karanlığa bıraktığı anlarda uyandım hayalimden. Ne sen vardın yanımda ne de hayallerimde kurguladığım bakışların.
    Yaşanılası yalnızlığım yüzüme bir tokat gibi çarparken, yaşanası hayallerimde sona eriyordu. Ayın yansıması dalgalı deniz yüzeyinde parlarken, bir kez daha hatırlıyorum gözlerinin kaybolunası güzelliğini.
    Sigaramdan derin bir nefes çekip dumanının savururken karanlık düşlere '' gel artık nerdesin?'' diye sesleniyorum kaderime.
    Ben burada, bu rüzgârlı gecede seni ve senin sevgini bekliyorum. Yüreğimde yaşattığım hayalin gerçek olmasını istiyorum; yaşanılası yalnızlıklardan sıyrılıp yaşanılası sevdaları özlüyorum.
    Nerede olursan ol, ne zaman karşıma çıkarsan çık ben şimdiden söylüyorum; varlığın hayalinden daha güzeldir eminim, seni çok seviyorum