Yozgat Cumhuriyet Alanı, bildim bileli çok renkli bir görüntüye sahiptir. Bu görüntüsünü her daim devam ettirmiş, ettirmeye de devam etmektedir. Bunun bir nedeni de ''Yokluktan!'' kaynaklanmaktadır.
Çocuğunun, torunun elinden tutan Cumhuriyet Alanı'na koşar, orada oynatır, bisiklet sürmesini, top oynamasını izler. Gençlerin tercih ettiği mekan da Cumhuriyet Alanı'dır. Sıcak havalarda kız, erkek alanın merdiverdivenlerine konuşlanıp, bir taraftan çekirdek çitler, bir taraftan da sohbet ederler. Ders çalışanlar bile göze çarpar zamanla.
Resmi tören ve bayramlarla birlikte festival, şölen, kutlama, yıldönümü gibi faaliyetlere de evsahipliği görevini üstlenen Cumhuriyet Alanı, yardım amaçlı düzenlenen kermes ve benzeri faaliyetlerin de mekanıdır. Tanıtım amaçlı düzenlenen etkinlikler de Cumhuriyet Alanı'nda gerçekleştirilir.
Son zamanlarda ise Yozgat'ta konuşlandırılan İranlı, Iraklı, Suriyeli ailelerle birlikte emeklilerde yoğun olarak Cumhuriyet Alanı'nda ''Olta'' atıyor. Soğuk havaların ardından güneşin yüzünü göstermesiyle birlikte soluğu Cumhuriyet Alanı'nda alan emekliler, ellerinde tesbihlerle olta atıyor, sohbet ediyor. Sohbetlerinin ana konusu yeni yılın ilk ayında yapılacak zamlar.
Olta atarken, sohbeti koyulaştıran iki emeklinin yanına yaklaşıp, ''Burasını mesken tuttunuz, gidin bir yerlere oturun, hiç bir şey bilmiyorsanız köye gidin!'' diyerek, takıldım. ''Burası da emeklilerin cezaevinin havalandırması'' diyerek, söze başladılar; ''Nereye gidelim!, kayveye gidiyoruz iki bardak çay parası ödeyince ay başında açık veriyoruz, tenefüs ettiğimiz pis koku da cabası. Buradan başka bir yer yok, bizim gibi emeklilerin kahrını çekecek, bedava ağırlıyacak'' diye sitemle devam ettiler.
Hani var ya, ''Anlayana Sivrisenek saz, anlamayana Davul-Zurna az'' diye bir ata sözümüz. Bizde anlayacağımız anladık. Alacağımızı alıp, oradan uzaklaşırken, anlatılanlara aracı olup, kime ''Saz'', kime ''Davul'' geleceğini görmek de istedim.
Yozgat'ta saydığım ve aklıma şu an için gelmeyen diğer etkinliklerin, faaliyetlerin yapılabileceği bir mekan, alan var mı?..
Yok!...
Denilebilir ki, ''Her mahalleye bir park yapıldı...''
Doğru...
Ama o parkların bir-ikisi hariç çocukların belirli oyunlarına, hareketlerine yanıt verebilecek düzeyde. Çocukların top oynaması, bisiklete binmesi buralarda mümkün değil...
Emeklilerin boş zamanlarını geçirip, sohbet edebilecekleri bir alan, mekan var mı?...
O da yok!...
Daha önceden Müftülük bahçesinde toplanıyorlardı. Şimdi orası da paralı hale geldi. Emeklinin gidebileceği, bir bardak çay içip, akşama kadar konuşlanabileceği bir alan yok. Tarihi Konaklar'dan birisi bu amaçla düşünülebilirdi ama olmadı, ''Sinekten bile yağ çıkartma'' anlayışı yüzünden...
Ne diyelim...
Bugün bir yılın daha sonuna geldik, yeni yılın mutluluk, huzur getirmesi dileğiyle...