Geçtiğimiz yıllarda yürürlüğe giren 6360 sayılı kanun ile Yozgat’ta 36 belde belediyesi kapatılarak köy statüsüne alındı.
Bunlardan bazıları nüfuslarını 2 bin üzerine çıkarmayı başarıp beldelerini korurken, bazıları da komşularıyla birleşti ya da ilçeye mahalle oldu.
Söz konusu 6360 sayılı kanun kapsamında Türkiye’de 14 vilayet büyükşehir belediyesi olurken, 27 adette yeni ilçe kurulması kararı alındı.
Kamuoyunda büyükşehir yasası diye bilinen yasa bizi, yani Yozgat’ı küçük şehir yaptı bana göre.
Zaten sürekli göç veren ve köyleri boşalan Yozgat’ta birde beldelerimiz kapatıldı.
Böylelikle beldelerde ne belediye başkanı kaldı, ne çöp arabası, ne itfaiye ne de iş makineleri.
Hepsi devletin hurdalıklarına çekilerek, paslanmayı ve hurda olmayı bekliyor.
İşe yarar olanları ise İl Özel İdaresi kendi araç filosuna kattı araçları.
Buraya kadar tamam.
Ama birde bu beldelerin birde taşınmazları var.
İşte bunların akıbeti şu anda karanlık kaldı.
Örneğin İşhanları, dükkanlar, fırınlar, halı saha tesisi gibi taşınmazlara sahip bazı kapatılan beldeler.
Şimdi bunları muhtarlar kiraya verse veremiyor, muhtarın buraları işletebilme yetkisi ve imkanı zaten yok.
Boş bıraksanız atıl kalacak, ören kalacak, sahipsiz kalacak.
Zaten Yozgat’ın köyleri, beldeleri boşalırken birde üstüne bu eklenince köylerimizin boşalma süreci hızlanacak.
Halbuki oradaki belediyeye ait bu binalar, araçlar, iş makineleri hepsi devletin birer nişanesiydi.
Vatandaş belde belediyesine ait fırından ekmeğini alıyor, beldesine ait araçlar çöpünü topluyor, iş makineleri yolunu-mahallesini onarıp, tamir ediyordu.
Şimdi bazı kapatılan belde belediye muhtarları, İl Özel İdaresi İl Genel Meclisi’nden bu taşınmazların kendilerine tahsisini talep ediyor.
Ediyor etmesine ama mecliste ne yapacağını, ne karar vereceğini bilemiyor, karar veremiyor.
Bazı köylerde muhtarlar bu binaları kira kontratı olmadan kiraya veriyor, yasal bir dayanağı olmadan bu binalar el değiştiriyor, yasal boşluk sıkıntı yaratıyor.
Hadi bu binaları satalım ve elden çıkaralım diyorsunuz, o zamanda karşınıza başka problemler çıkıyor.
Örneğin bazı binaların ruhsatları yok, ruhsatsız inşa edilmiş…
Bunun gibi teknik sorunlar yüzünden satışı da yapılamıyor.
Sonra satsanız kime satabilirsiniz ki o da ayrı bir soru.
Tüm bu bilgiler İl Genel Meclisi’ndeki ilgili komisyonun hazırladığı rapordan ortaya çıkan sonuç.
Bu taşınmazlara sahip çıkan veya bir hala-yola koyan olmaz ise, önümüzdeki yıllarda bunların çatıları çökecek, boyaları dökülecek, camları kırılacak ve viran-ören olacak.
Hal böyle olunca burada ikamet edenlerde pılısını-pırtısını toplayıp toprağını terk edip gidecek.
Gitmesi için var olan sebep, kalması için geçerli olan sebeplerden fazla.
Buda benim endişem işte…