Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
     -Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
     Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
     -İkimiz de Hazreti Adem'in çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
     Sultan Fatih:
     -Bunu sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile kalmaz.
HANGİ BORÇ
     III. Mustafa'nın veziri Koca Ragıp Paşa'nın konağında bir Ramazan günü oruç üzerine sohbet yapılıyor. Ragıp Paşa, orada bulunanlardan Şair Haşmet'e:
     - Haşmet! Senin de borcun var mı? diye sorunca, Haşmet:
     - Evet efendim! diye cevap vermiş. Mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş borcum var.
Ragıp Paşa gülerek:
 - Onu sormuyorum yahu, der. Oruç borcun var mı, sen onu söyle.
 Şair Haşmet şu cevabı vermiş:
    -    Paşam, oruç borcunu Allah sorar. Sizin soracağınız, kul borcudur
KARINCA
     Kanuni Sultan Süleyman, sarayın bahçesindeki armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülmesi için Şeyhül İslam Ebussud Efendi'den şu beyitle fetva istemiş:
     Dırahta ger ziyân etse karınca
     Zararı var mıdır ânı kırınca
     (Ürünlere zarar veren karıncaların öldürülmesinde  dinen bir zarar var mıdır?)
    Ebussud Efendi  de şu beyitle cevap vermiş:
    Yarın Hakkın divanına varınca
    Süleyman'dan hakkın alır karınca…
LA HAVLE VE LA KUVVETE
    Meşhur Cimri Paşa atlarının arpa yemesi gerektiğini söyleyen seyislerine kızar ve her seferinde "La Havle" (ya sabır!) çekermiş. Bir gün arabasının atları dermansızlıktan yığılıp kalınca, hiddetle sormuş.
     - Atlarıma ne oldu?
     Seyis, cevabı yapıştırmış:
     - Ne olacak efendim "La Havle" yiye yiye "Ve la kuvvete" (kuvvetsiz) oldular.
MÜJDE
     Harun Reşid in vezirlerinden biri, Behlül Dânâ ya latife yollu takılarak:
     - "Müjde sana ey Behlül, Sultanımız seni, domuzlarla maymunlara çoban tayin etti" dediğinde, Behlül Dana şu cevabı vermiş:
     - Öyle ise kulaklarını aç da emirlerimi yerine getirmeye hazırlan.
NE YEDİRELİM?
     Lokman Hekim'e:
     -Hastalarımıza ne yedirelim? diye sorduklarında, şu cevabı vermiş:
     -Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz yedirin olur.
SİGORTA
     İngiliz Büyükelçisi, eski Türk evlerinin dış duvarlarına asılan "Ya Hafiz" (Muhafaza Eden Rabbimiz) levhalarını görünce dayanamamış ve Keçecizade Fuad Paşaya bunların ne olduğunu sormuş. Fuad Paşa İngiliz'in tam anlayacağı dille cevap vermiş.
     - O gördükleriniz, Osmanlı Sigorta Şirketinin levhalarıdır.
 SIR
     Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
     - Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş.
     Vezir:
     - Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
     - İyi, ben de bilirim.
 YÜZÜK
     Sultan III. Ahmed Han kendisine hediye edilen çok kıymetli zümrüt yüzüğü, bir gün, divan
    toplantısında vezirlere göstererek:
     -'Acaba bundan daha kıymetlisi var mıdır?' diye sordu. Hazirûn:
     -'Hayır Efendim, sıhhat ve afiyetle takınız. Bundan daha değerli bir şey olamaz' cevabını verdikleri halde yalnız Nevşehirli İbrahim Paşa itiraz etmiş:
     -'Bundan daha kıymetli şey vardır padişahım!'  Padişah beklemediği cevap karşısında sormuş:
     -'Nedir O?'
     -'O yüzüğün takıldığı parmak Efendim' diye cevap verdi.