SOKAĞA çıkıp, halkın sesini dinlediğimizde, bizim gündemimiz ile onların gündeminin örtüşmediği gerçeğini iliklerimize kadar hissedebiliyoruz. Sosyal medya hesaplarında da durum farklı değil. Genel seçimlerin ardından gerçekleştirilecek yerel yönetim seçimlerine yönelik anket çalışmaları yapılıp, 'kim olacak?' sorusunun yanıtı şu günlerde vatandaşın ilgisini çekmiyor...
Sokakta, işyerinde, alışverişte, pazarda, kahvede iki kişi bir araya gelmiş, sohbetine kulak misafiri olduğunuzda ilginç diyaloglar yaşanıyor. Meydan yerinde toplanan bir grup esnaf, doların, avronun yükselişinin kendilerine etkisini anlatıp, bundan etkilenmemek için ne yapılması gerektiği konusunda kafa yoruyor. Bir başkası, yanlarına yaklaşıp, doların bu kadar yükselmesinde dış güçlerin etkisinden söz etmeye başladığında, anlamlı anlamlı bakıyorlar...
Başka bir mekanda, 'hükümet yabancı mallarla ilgili boykot kararları almalı' diyen esnafa, 'Türk malları öne çıkartılmalı. Vergi indirimleri ile teşvik edilmeli. Yabancı, özellikle ABD ürünlerinden alınan vergi miktarları yükseltilmeli' önerisini sunarak, destek veriyor, diğeri. Bir diğeri, 'herkesin cebinde 5-6 milyarlık cep telefonu var. Ne gereği var. Bizde israf çok. Bu israf önlenirse, kriz kalmaz' diye devam ediyor. Dördüncü şahıs, 'doğru söylüyorsun. Bakanların, milletvekillerin altında son model yabancı arabalar var. Yozgat'ta görev yapan müdürün, şefin bile altında devletin verdiği araçlar var. Bunların hepsini kaldıracaksın. En azından benzinden tasarruf olur. Dolara endeksli, dövizle aldıklarımızdan başlanmalı tasarrufa' diye karşılık veriyor...
Bir süre sessizlik hakim oluyor, havaya. Sonrasında, 'her şeyi devletten, hükümetten bekliyoruz!' diye yükselen ses bozuyor, sessizliği. Diğeri başını sallayarak, bir diğeri 'doğru söylüyorsun. Önce hükümet devreye girmeli, vatandaşı bilgilendirmeli. Vatandaş da hangi ürünü alacağını, hangisini almayacağını bilmeli. Bu işler, colayı dökmekle, doları yırtmakla olmaz!' karşılığını verirken, ses tonunu da yükseltiyor, baskın çıkıyor. Sohbet, 'Düzenleme mi? yoksa zam mı?' konusuna yönelip, Yozgat'ta ekmek fiyatlarına yapılan 'gizli zammın' yansımalarına geliyor. 'Düzenleme yapmışlar, zam yok! Fiyat aynı' diyerek, gülümsüyor. Diğeri 'zam olmaz mı! Yüzde 25 zam yapıyorlar. Sadece vatandaşın aklı ile alay ediyorlar' diye çıkışıyor. Bir diğeri 'adı ne olursa olsun, ekmeğin gramajının küçülmesi israfı önler. Bir ekmek alınıyor, yüzde 25'i zaten çöpe atılıyor' diyor. İtiraz gecikmiyor. 'Senin unun kuru tuzun kuru. Günde 5-6 ekmek alan ne yapsın! Onları düşünmek gerekir!' karşılığını veriyor. Diğer devreye giriyor. 'Askıda ekmek uygulaması var. Belediyeler yaygınlaştırsın!' yanıtını veriyor. 'İhtiyacı olan oradan ekmek almaz, yine dolar istifi yapanlar gider bir şekilde askıdaki ekmeği alıp, evine götürür!' diye kendi kendine söylenir gibi konuya dahil oluyor. Velhasıl, vatandaşın gündeminde seçim yok. Herkes geçim derdine düşmüş. Kendisini dolara endekslemiş, bilesiniz istedim...
DÜNDEN BUGÜNE, BUGÜNDEN YARINA
-Doğumevi kendini yeniledi
YOZGAT Merkez ile birlikte 13 ilçe ve köylerine hizmet veren Doğumevi Hastanesi, 23 Eylül 2003 tarihinde ‘Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi’ne dönüştürüldü. Yozgat Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi Başhekimi Dursun Türkay, daha önce Devlet Hastanesinde bulunan Çocuk Servisinin, yeni düzenleme ile kendi bünyelerine dahil edildiğini söyledi.