HANİ bildik bir söz vardır, 'Guru guruya gadanı alayım' diye.. Bizimkisi de ona benziyer.. Koro halinde, 'gadasını alacağımızı' söylüyoruz ama iş icraata geldiğinde ortalıkta kimse görünmüyor.. Gazetelerin bürolarına gelen mesajlara, sosyal medya hesaplarından yapılan duyurulara, verilen tepkiler ile yaşanılanlar bir biriyle örtüşmüyor/örtüştürülemiyor.. 'Vatan.. Millet.. Sakarya..' naralarında en önde, eylemde yok kimse..

YAPILAMAZ MI?..

Yozgat il merkezi bu kadar mı dağınık, bu kadar mı vurdum duymaz.. Söylemlerini eyleme dönüştüremiyor, dönüştürmek istemiyor.. Afrin'e yönelik operasyon düzenleniyor.. Mehmetçiklerimiz şehit oluyor, barış ve huzur için.. Birbiri ardına bildiri yayınlayan sivil toplum kuruluşları, sosyal medya hesaplarından her gün farklı şeyler paylaşanlar, Cumhuriyet Alanı'nın bir köşesine stant kurup, imza kampanyası yapamazlar mı?.. Hani şu meşhur bildiriye karşılık olarak.. Eğitim alanında faaliyet gösteren sendikalar, öğretmenler, okul müdürleri yapacakları organizasyon ile 'Mehnmetçiğe Mektup' yazdıramazlar mı? Minik öğrencilere.. Veya diğer sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, hani top mermisinin üzerine adını yazdıranlar, bir kampanya yapıp, Mehmetçik için analarımıza, bacılarımıza bir hatıra yaptırıp, 'biz yanınızdayız!' mesajı verdiremezler mi?...

KIZMAKTAN ÖTE..

Yozgat şehrinin imarınında termal taşlardan birisi olan 'Memleket Hastanesi' binası hafta sonunda İl Özel İdaresi'nin kepçeleriyle, iş makineleriyle yıktırıldı.. Meclisin kararına rağmen yıktırıldı.. Sonrasında sosyal medyada bir grup tepkilerini dile getirmeye çalıştı.. Bu bir elin parmaklarını geçmeyecek düzeyde kaldı.. Ama özelde bir elin değil, şehrin önemli bölümü yıkılmasına karşı olduğunu dile getirdiğini biliyorum.. Ama suskun kalmaları, 'yıkılsın!' anlamına gelmedi mi?.. Geldi ve yıkıldı.. Dün de aynısı oldu.. Bugün devam etti.. O nedenle kimse çıkıp Cemil Çiçek'e 'Tol Çarşı' ile ilgili, Yaşar Erbaz'a 'Abide İşhanı' için, Mehmet Erdemir'e 'Çamlık Palas Oteli' için, Yusuf Başer'e Kent Park bölgesindeki 'Çinçin Mahallesi' denilen yerleşim alanı için, Vali Abdülkadir Yazıcı'ya 'Valilik Sarayı, Spor Vadisi, Kadınlara özel Spor tesisi' gibi projelerin yanlışlığını öne sürüp, kızmasın.. Hakkı yok.. Zira, sessizliğimizle, bunların olmasına, bu şehrin dününün yok edilmesine, geleceğinin önünün tıkanmasına destek verdik, bir şekilde...
Kendimi dışarıda tutmuyorum.. 'Söyledim, dinlemediler!' tezini savunup, 'vicdanen rahatım!' diyemiyorum.. Çünkü, yapılanların, tepkisizliklerin nedenlerinin artmasına destek verenlerdeniz.. 'Yalakalık' gırtlağımıza dayandı, sesimizi kendi kendimize kestik...