Göç denilen şey bulaştı mı bırakmıyor toplumun yakasını.
Vebalı hastalık misali, dokunduğu yeri çürütüyor da çürütüyor.
Çaresiz değil elbette ama çareyi bulmak da maharet isteyen bir iş.
Sanırım o maharetli eller yıllardır değmiyor Yozgat'a. Öyle olmasa benim insanım hala umudunu başka yerlere göçerek aramazdı.
Yani çare göç olmazdı!
İşte göçün faturası: 670 bin nüfuslu Yozgat gitti, 460 bin nüfuslu Yozgat geldi.
Son rakamlar yakında açıklanacak, bildiğim son rakamlar şimdilik bunlar.
Herkes kendine göre yorumluyor göçün neticesini. Kim nasıl yorumlarsa yorumlasın çok da önemli değil aslında.
Tavşan yamaca geçti bir kere.
Gitti mi 2 milletvekili…
Lamicimi yok giden gitti, kalan 4 sağ bizim bu vakitten sonra. Onu da nasıl paylaşabilirsek.
Bilmem nerenizi taştan taşa vurun Yozgat'ın milletvekili sayısı 4.
Ih deseniz, vah deseniz de çıkmak 4'e.
E, kayıp bu kadar mı?
Değil elbette. Yıllar önce bir hata yapıldı köyler belde oldu.
Amaç siyasi gelir elde etmek miydi, yoksa birileri hakikaten vatana hizmet mi etmek istedi açıkçası tartışılır.
Küçük beldelerin içinde bulunduğu duruma şöyle bir bakınca hiçte iyi bir şey yapılmadığı ortaya çıkıyor.
Sadece modern köyler kurmuşuz geçen zaman içerisinde.
Onların borcu, harcı da sizin olsun.
Başkanlara faydası olduysa bilemem, ama millete pek de fayda etmediği ortada.
Büyük bölümü bu şekilde kurulan belediyelerden nüfusu 2 binin altındakilerin kapanması yeniden gündeme geldi.
Hatırlarsanız 2008 yılında bir kere daha gündeme gelmişti. Ama nedendir bilinmez (!) ertelendi.
31 Aralık tarihi itibari ile Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'nin yeni sonuçları netleşecek.
2008 yılında Yozgat merkez ve ilçelere bağlı toplam 32 belde belediyesinin ismi kapanacaklar arasında telaffuz ediliyordu.
Geçen 2 yıllık sürede bunlara yenileri eklendi mi bilmiyorum.
Ha, şu da var, önümüz genel seçimler.
Siyasi bir sıkıntı doğmaması adına bu belediyeler kapanmaya bilir.
Seçim sonrası beklenirse bu belediyelerin ömrü biraz daha uzar.
2 bin nüfus altı belediyeler için başka bir proje de geliştirilmediğine göre kapanma olasılığı bir hayli yüksek.
Türkiye genelinde 2 bin nüfusun altında 900'e yakın belediye var. (Yenileri eklenmediyse tabii)
Ekim ayında Özel İdare bünyesindeki 305 kişilik norm kadronun nüfusumuz azaldığı için 282'ye düştüğünü yazmıştım.
Nüfus düştüğü için kanuni bir zorunluluktu bu yapılan.
A grubundan B grubu diye adlandırılan 400-599 bin nüfuslu statüye geçtiğimiz için işçi sayımız dahi düştü.
Memleketten gidenler gidiyor…
Düne kadar köyden kente, kentten de metropole sessiz bir göç vardı.
Kimsenin bu göçten haberi dahi yoktu.
Güneş yüzünü göstermeye yakın sessiz vedalarla topraklarını terk-i diyar eylemek zorunda kalanlara zamanla yenileri eklendi.
Eklentiler eklentileri doğurdu.
Haliyle insanlar beklenti içinde; beklentinin adı iş, aş, kısaca geçim derdi.
O dert insanları alıp götürdü Yozgat'tan.
Geriye dönüş şimdilik zor gibi.
Başbakanın üç çocuk önerisi Yozgat'ta pek de tutmadı gibi.
Adam kendi karnını doyuramıyor ki üç çocuğun sorumluluğunu alsın.
Eskiden çocuğun maması un, emziğe şeker sarılmış tülbent, bezi muşamba, pişik kremi toprak, tedavisi yavşan otu, duası kuvvetli hocalar, okulu ise kumaştan dikilmiş bir çanta, bir kalem, defter, kitap.
Ama şimdi öyle mi?
Zaman değiştikçe şartlar da değişti. Üç çocuk fazla bir çocuk karar hale geldi.
Başbakanın üç çocuk tavsiyesini destekleyenlerdenim aslında.
Ama öyle söylemeyle de olmuyor çocuk büyütmek maalesef.
Her neyse, mesele Yozgat meselesi.
Yarın seçime 4 milletvekili ile girecek Yozgat.
Kim bilir 60 küsür belediyeden kaçı kapanacak.
Yozgat'ı neler bekliyor, neler değişecek, değişim neleri doğuracak.
Bulaşıcı hastalığın adı göç, bulaşmış bırakmıyor bir kere. Her geçen zaman bir şeyleri alıp götürüyor bedenden.
Bu gün milletvekili, yarın belediye, daha ertesi gün neyi götürür inanın ben düşünmek dahi istemiyorum.