Dün derdimizin büyüklüğünden ve onulmazlığından dem vurmuştuk, bugünde hayatın içinden örnekler verelim.
Yozgat kabul edelim-etmeyelim yıllardır hak ettiği ve ihtiyacı olan yatırım ve hizmetleri alamamıştır.
Özellikle 14 yıldır ülkeyi yöneten AK Parti’ye sınırsız destek veren ve bu partinin kurmuş olduğu hükümetlerde önemli görevler almış siyasileri memleketine istenilen düzeyde fayda ve hizmet getirememiştir.
Vatandaşlara sorduğumuzda Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Yozgat’a sadece Adli Tıp’ın morgunu getirdiğini söyleyerek sitemlerini aktarıyorlar.
Adli Tıp’ın morgundan kasıt, inşaatı halen süren Yozgat Adli Tıp Kurumu ve Adalet Eğitim Merkezi…
***
Meseleye hep birilerini suçlamak ve topu birilerinin kucağına atmak yerine reçete ve öneri sunmak daha doğru olsa gerek.
Yani ‘Karanlığa söveceğine bir mumda sen yak’ düsturuyla hareket etmek menfaatimize olsa gerek.
Daha öncede yazmıştım Yozgat’ta gençlerin hükümetin belirlemiş olduğu bin 300 lira asgari ücreti dahi alamadan çalıştığını.
Asgari ücretin altında bir rakamla çalışarak ev geçindirdiğini.
Sonra vasatın altında olmayan, normal bir kiralık evi en az 500 liraya kiralayabildiğini.
Bir ayakkabı veya kazağa fahiş fiyatlar ödediğini çok kez dile getirdik.
Bunlar gençleri Yozgat’tan kaçıran önemli etkenlerdi.
***
Yozgatlı gençler siyasilerden savunma sanayi yatırımı beklerken evet Yozgat’a gele gele Adli Tıp’ın morgu geldi.
Yapılanları inkardan ziyade, istihdama ve ekonomimizi güçlendirmeye yönelik yatırım ve hizmetleri alamadığımız bir gerçek.
Bozok Üniversitesi’ni, hızlı treni, havayolu ve Diyanet Eğitim Merkezi gibi yatırımları istihdam ve ekonomik refahı artırıcı hizmetler kategorisinde değerlendirmek doğru olmayacaktır.
***
Yozgat’ın bir fabrikası yıkılırken, diğer fabrikası da bugün yarın kapatılma noktasına gelmiştir.
Bira fabrikası yerle yeksan, Sorgun Şeker Fabrikası’nın geleceği karanlık, Saray’da faaliyet gösteren OSB’de ne kuvvetli tüten bir baca, ne de peş peşe sıralanmış işçi servisleri görmek mümkün değil.
Bu arada kapatılan beldeleri de unutmayalım.
Beldesinde sağlık evi, okulu, fırını, itfaiyesi, fen işleri aracı bulunan yerlerin kapısına kilit vurduk.
Devleti temsil eden ve yörede yaşayan insana güven veren belde belediyelerinin tabelalarını indirdik.
Aralarında ilçe olmayı dahi düşünenler vardı ki, onlara ‘bırakın ilçeyi artık belde bile değilsiniz, köysünüz artık dedik’.
Gençler önce köy ve beldelerini, sonra ilçelerini ve son ümit olan illerini terk edip başka diyarlara göçtü gitti.