Türk Cumhuriyetinin en esaslı prensiplerinden biri olan 'Yurt'ta barış, Dünyada barış' gayesi insanlığın ve medeniyetin refah ve ilerleseminde en esaslı etken olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmaz bizler için iftihar nedeni olmalıdır. Kardeşlik ise İslam'ın en önemli güzelliğidir.
Zaman zaman ülkede birbirinden kopmakta olan gruplar başta güzel dinimiz olan islam, Atatürkçü düşünce, barış, kardeşlik, dostluk vicdan, merhamet ve daha pek çok akla gelen haklı sömüren ve damarından giden pek çok iyimser duyguların ardından saklanaram yürümek ve hedeflerine koşmak istiyorlar. Nedense o güzelliklerinde çok çok arkasında olan o asıl olan hedefleri maalesef görmüyorlar sadece bakmakla yetiniyorlar. Hele hele içlerinde olan bir nefret hırs nedense onları dahada çok kendilerini perçinliyor. Ülke bütünlüğünü bozar hale getiriyorlar.
Tüm dünyanında bilgiği gibi Ortadoğuda, Asya'da ateşe atılmamış tek ülke Türkiye'dir. Coğrafi konumu güzelliği ve ekonomik potansiyel açısından pek çok ülkeden ileri bulunan Türkiye'de şu günlerde sıcak bir kazan kaynatılarak bulamaç yapılmak isteniyor. Bu kazana düşen düşene kaynayan kaynayana, kaynatan kaynatana durmadan helle yapılıyor.
Gezi parkı meseleside bu kazandan bir tanesi. Hedefler nedir? Kimlere hizmet ediliyor. Kimler kimin aletinde kamuoyu, tarafından anlamak çok zor. Ben bir eğitmen olarak bu sokak mafyalarını ve şiddetlerini tümünü nefretle kınıyorum. Bu görsellikler medeni çağdaş bir toplum düzenine hiç mi hiç yakışmıyor. Amacımız ağaçların kesilmesi AVMnin yapılmaması ise yani öyle bir vicdah sahibi iseniz, daha önce bu ülkenin kat katıyla kesildiği zamanlarda nerede idiniz. Bu toplumsal ayaklanmaları o zamanla yapsaydınız ne olurdu. O kadar gençlerin terörle mücadelesinde birlik olsaydınız olmazmıydı. Şu günlerde bu sokak tellaklıkları nedir? Acaba bu yüzyıl medeniyetinde Türk milletinin asıl evlatlarına yakışıyormu? Hani nerede sizlerin demokratik çağdaş çizginiz. öne atılan binlerce insanlardan birileri hayatını kaybetse bir ocağın söndüğü gibi diğer ocaklarda sönse o anaların, babaların ahları sizleri ihya eder mi? Eğer sevdanız iktidarı aşağı etmek ise onun anahtarı sokaklar ve kalabalık değil. Sadece seçimdir. Ben Cumhuriyet Halk partisinden bir eğitimçi her zaman doğruların yanı başında olan kişi olarak partisinin bu desteğini kkınıyor, günden güne partiye kan kaybı yaşatan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun büyük yanlışlıklar içinde iktidar partisine yağ, bal sürdüğüne inanıyorum. Yıllar bunun tek ilacıdır. Büyük Kemal Atatürk'ün bu partisinden ağırlığı olan lider bekliyoruz.
Gelelim boş meydanlarda at koşturanlara, diktatörlere sanırım onlarda kazara bir şeyler atıp bulandırıyorlar. İdarecinin idarecilik vasıflarında hareket edileceğini unutuyorlar sanırım, milleti sağ yanlarına alıp Yurtta sulhu sağlayacakları yerde sanki muhalefet havası ile vuruyorlar abalıya. Bu millet sizlere o yetkiyi verdi ise o zaman milleti hiçe sayamazsınız. Faşizmi diktatörlüğü uygulayarak cahil toplum olgusu oluşturamazsınız Sayın Başbakan ne olur sanki ülkedeki olan biteni eğrisiyle doğrusuyla muhalefet ve partilerle kucaklaşarak birlikte kararlar alsanız ılımlı yaklaşımlarla, ülke yasasına nefesler alsanız. Bu çok mu zor. Sizin yaklaşımlarınız o kitleleri sivil toplum örgüt ve kuruluşlarını liderleri sizlere dahada çok kenetlenmez mi? Yaklaştırmaz mı?Aradaki buzlar çözülmez mi? Ama siz iktidar malesef hep kendi hırs ve kinlerinizle hareket ediyorsunuz savunduğunuz İslamda bunların hiç biri yok. Sadece ve sadece kardeşlik birlik ve beraberlik var. Bırakın rutuelliği herşeyin nefis kısmıyla yüreğinizi temizleyin.
Bu güzel mübarek günlerde ülkemizde birlik beraberlik ve kardeşlik duygularının oluşumunu yürekten istiyor. Ülke sürecinin şu arife dönemlerinde her zamankinden dahada çok kardeşlik, barış ve sevgiyle birlikte yürümemizi temenni ediyorum. Hepimize yakışan budur.
Bir daha gezi parkı düşünmek ötesi görmemek dileğiyle. Saygılarımla .