Uzunca sayılabilecek bir bayram tatilini daha geride bıraktık.
Kimini hay günü kimine pay günü deyimi insan hayatında sanki bu bayram için söylenmiş gibi.
Güneşin yaz gibi parladığı 9 gün tatilli Kurban Bayramı'nı bir bayramdan ziyade daha çok tatil havasında geçirdik.
Uzun tatili fırsat bilenler sevdikleri ile geçirebilecekleri fazladan her günün hesabıyla çıktılar yollara.
Hasretlikleri gidermek, sevgileri birleştirmek amacıyla coşkuyla çıkılan her yolculuk maalesef bu bayramda mutlu bir şekilde neticelenmedi.
Trafik canavarı denilen melunun şey yine çok can yaktı.
Biz ne kadar kuralsız olduysak o, o kadar acımasız geldi üzerimize.
Yüzlerce insan bu bayramda sevdiklerine kavuşamadan yollarda hayatını kaybetti.
Çok acı ama hayatın durdurulmaz gerçeğiydi bu yaşadıklarımız.
Bu bayram anguslar vurdu damgasını.
Kimine göre kurban olabilir, kimine göre olamazdı.
Az veya çok angus kesenler de oldu elbette.
Bu bayramı Yozgat'ta nasıl geçirdik?
Biraz önce de söylediğim gibi tatil uzun olunca bizimde bu tatile adapte olmamız biraz zor oldu.
Bu bayram Yozgat'ta farklı bir şeyi tespit ettim.
İşçi babanın 4 çocuklu ailesinin bireyi olarak genellikle Kurban Bayramını kurban kesemeden geçiren ailelerden biriyiz.
Şartlar el vermediği için çok istesek de her yıl kurban kesmek nasip olmadı.
Ne zaman ki elimiz ekmek tutmaya, aile bütçesine katkıda bulunmaya başladık işte o zaman imkanlar ölçüsünde kurban kesen bir aile olduk.
Bizim ve bizimle aynı kaderi paylaşan ailelerin neden kurban kesemediği ortada.
Birde imkanı olduğu halde kurban kesemeyenler var.
Maalesef Yozgat'ta kendi oluşturduğumuz bir kültür var. Ve o kültür maalesef çoğu zaman inançlarımızın önüne geçebiliyor.
Daha çok farkında olmadan, genellikle de umursamadan inancın, dinin önüne geçirdiğimiz saplantılı bir kültürümüz var.
İşte bu bayram o kültür yine o inancın önüne geçti.
Allah'ın emirlerini aktaracak kabiliyete sahip değilim ama şunu biliyorum ki maddi durumu elveren, en azından belli bir grama kadar altını veya parası olanların kurban kesmesi Yüce Allah'ın emri.
Geride bıraktığımız Kurban Bayramı'nda farklı giderlerini bahane edip, şartları kesmesini zaruri kıldığı halde kurban kesmekten imtina eden insanlar gördüm.
Bir kaza, bela, ya da istenmeyen olay başına geldiğinde kısa yoldan sorgulayan veya yaratanına hesap sormaktan imtina etmeyen bizler, iş kurban kesmeye gelince inandığı kültürü dinin emirlerinin önüne geçirebiliyor.
Bu bayram çoğu insanda maalesef bu yanlış inanca şahitlik ettim.
Yozgat'ta bu durum sadece kurban bayramına has yaşanmıyor. Farklı durumlarda dinin gerekleri yerine maalesef kendi oluşturduğumuz saplantılı bir kültürü yaşamaya gayret ediyor, adına da din diyor, Allah'ın emri gibi görüyoruz.
Tatili bol bir bayramda yine eski bayramların tadını bulamadık.
Bulanlar da oldu elbette…
Sanırım insanın bayramı önce kendinde başlıyor. Gönül huzuru var ise, bayram bayram oluyor yaşamak isteyene.
Bu bayram sağlık, sıhhat ve gönül huzurunu bir araya getirebilenler gerçek bayramı yaşadı.
Pazar günü bayramın son tatil günü bilgisayarımın başına geçmeden bir çamlık turu çekti gönül.
Çamlık her mevsim bir başka ama baharın kışla karıştığı güneşli günü daha başka oluyor.
Çamlığın yeşiline bahar öyle çökmüş ki, inadına yeşile bürünenler de var, sararıp solan, yaprak atan da.
Hafif keskin havaya harmanlanan güneş sıcaklığı insanın yüzüne öyle bir çalıyor ki, yüreğindeki darlığı söküp atıyor yerinden.
Yozgat'ta bir deyim vardır, kimine hay günü kimine pay günü.
Çamlıktaki görüntü de insanların ağlayan ve gülen yüzü gibi.
Bir taraf inadına yeşil iken diğer taraftan sararıp solan Çamlık, tıpkı insan ruhu gibi.
Acısıyla tatlısıyla bir bayramı daha geride bıraktık. Dilerim, bundan sonraki her günümüz bayramlar kadar huzurlu, bayramlar kadar sağlıklı, bayramlar kadar umut dolu olur.