Böylesine hassas konuları sıcağı sıcağına değerlendirmek bazen maksadını aşan söylemlerin söylenmesine, yazılmasına neden olduğundan tehirli yazmayı tercih ediyorum. Bu nedenle de  önceki gün gerçekleşen akillerin protestolar gölgesinde gelip, gidişlerini yorumlamak bugüne kaldı.
Yapılan haberlerin bir bölümünde ''Akil insanlar vatandaşla buluştu'' şeklinde ifadeleri görünce, ister istemez ''Hangi Vatandaş!'' demekten kendimi alamadım. Belirlenmiş isimlerin davet edildiği, belirlenen isim listesinde isimleri bulunmayanların katılamadığı bir toplantının ''Vatandaşlarla buluşma'' olarak duyurulması, sürecin ne kadar anlamsız ve tutarsız olduğunun göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Toplantının içeriğine bile girmeye gerek yok. Psikolojik bir baskı ile sürecin halkın her kesimi tarafından onaylandığı algısını yansıtmak sadece süreci başlatanların kendi kendilerini aldatmaktan öteye bir şey yapmadıklarını ortaya koymaya yeter.
Belliki ortada ciddi bir sorun var. Devam eden süreci başlatanlar da yaptıklarına fazla inanmıyor, doğru bulmuyor. Bu yüzden de gerçeklerin yansıtılmasında sakınca bulup, sansürleme ihtiyacını duyuyorlar.
Diğer taraftan, böylesine bir psikolojik baskı ile insanların düşüncelerini törpileme girişimi, ihtilal dönemlerini hatırlatıyor. Farklı seslerin çıkmasına izin vermeyen ihtilal yönetimi, tek sesliliği ön plana çıkartmak suretiyle kabul ettirdikleri birçok konuya bugün karşı çıkılmaktadır.
Bir taraftan 12 Eylülün zorlayarak kabul ettirdiklerinin yanlışlığından dem vururken, diğer taraftan da aynı yöntemlerle halka birşeyleri kabul ettirmenin ne kadar doğru olduğuna varın siz karar verin, verebilirseniz.
Türkiye farklı bir süreçten geçmektedir. Bu süreç elbetteki kendisine göre sancıları olacaktır. Bu sancıların kalıcı izler bırakmaması ve sürekliliği için farklı görüş ve düşüncelerin de varlığının kabul edilip, değer verilmesi gerekir. Aksi takdirde, ortaya çıkacak tek taraflı çalışmaların ürünü, ileride beraberinde sıkıntıları da getireceğini daha önceki dönemlerde gördük, şuan bir çoğunu da yaşıyoruz.
Proteste eden grupların temsilcileri, aldatılmayıp, toplantının yapıldığı salona gitmelerine izin verilmiş olunsaydı ne olurdu?
Kıyamet mi kopardı?..
Hayır, kopmazdı...
Peki neden götürülmedi?...
Çünkü, akiller üzülmesin, yöneltilen soruların farklılığı karşısında çaresiz kalmasın istendi.
Eğer temsilciler salona götürülmüş olunsaydı, neden tepki verdiklerini de öğrenme imkanı bulunurdu. Bu imkan verilmediğinden, ortaya çıkacak olan tablo, daha doğrusu ileride hazırlık aşamasındaki yeni Anayasa'ya da yansıyacak olan bu gelişmelerin sonucu, beraberinde yanlışları da getirecektir.
Türkiye 10 yılda yapılan ihtilaller sonucunda her birisinde en az 50 yıl geriye gitti. Şimdi ihtilal yok ama ihtilal zihniyetiyle yürütülmeye çalışılan bir çalışma var, bu da aynı etkiyi yapacak, Türkiye yine geriye gidecektir.