Araştırmacı – Yazar Gündüz Aydın’ın (Salihli- Manisa)  kaleminden Fetih- 1453 Filminin değerlendirilmesi…
“Büyük masraflarla ve gürültü ile gösterime giren FETİH-1453 isimli filmi Salihli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE Grubunun davetlisi olarak seyrettim. Yaklaşık 3 yıllık hazırlık ve yapım aşamasından sonra  izleyicisiyle buluşan film; çağ açıp kapatan bir fetih olayının manevi yükünü taşıyamamış.
Tarihin en görkemli, en gurur verici olaylarının başında gelen İstanbul'un fethini en güzel görüntülerle, muhteşem prodüksiyon ve sinema anlatım diliyle izleyicisine ulaştırması düşünülen film, gençlere ve çocuklara izletilmemelidir. Filmin senaryosundan tutun da, müziklerine kadar tam bir fiyasko…
Fatih, Topkapı’dan şehre girerken o muhteşem ifade verilememiş filmin içine aşk ve kadın konusu konularak fethin yüceliğine gölge düşürülmüştür. 17 milyon dolarlık bütçenin ayrıldığı filmde, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'in çocukluğundan fetihlerine kadar uzayan zaman dilimi anlatılırken; tüylerimiz diken diken olmadı… Sultan Mehmet, tahta çıktığında hem içte hem de dışta adeta bir sevinç oluşturulmuş. Bizanslılar “Tahta Mehmet çıktı, rahatız” diyorlar… En yakın veziri Mehmet’i desteklemiyor. Sultan Mehmet “Silik” bir görüntü ile takdim ediliyor. İstanbul’un fethi sırasında 40 gün Sultan Mehmet sıkıntı çekiyor ve başarısız olarak gösteriliyor. Bir dahi kişinin, Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olmuş bir kişinin İstanbul’u fethi sanki tesadüflere ve rüyalara bağlanmış gibi gösterilmesi tarihimize ihanet değil mi?
İstanbul’un Fethi’nin kırılma noktası olan gemilerin karadan yürütülmesi yüzeysel olarak geçiştiriliyor; öncesi ve sonrası anlatılmıyor… Bizanslıların her seferinde “Dinsiz Türkler” ifadesini kullanması ve bunun senaryoda cümle aleme duyurulmak istenmesi düşündürücü değil mi? Benim ecdadım abdestsiz makama çıkmazken; Sultan Mehmet’in eşinin dekolte giyimi o devre uygun mu? Ulubatlı Hasan’ın, evlenmeden aşk yaşaması rezalet… Sultan Mehmet kendi çocuğunu kucağına almak için tereddüt ederken; Bizans çocuklarını boynuna sarıp şov yapıyor görüntüsü neyi anlatmak istiyor. “Şuna bak, koskoca Padişah’ta çocuk sevgisi bile yok!”mesajı mı verilmek isteniyor. Ki; benim peygamberimin çocuk sevgisini herkes biliyor. Sultan Mehmet’i Fatih yapan Peygamber sevgisi ve aşkıdır…
Ulubatlı Hasan burçlara bayrağı dikerken on dakikaya yakın bir süre sevdiği kızın eski sevgilisi ile kılıç kalkan oynadı… Bu on dakikalık süre içinde sancağımız yerlerde kaldı… Bir de burçlara dikilen bayrak, bizim gördüğümüz ve bildiğimiz bayrak değildi…
Türkiye'nin yanı sıra Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere, İsviçre, KKTC, Orta Doğu ülkeleri, Endonezya, Malezya, Rusya, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova, Romanya, Yunanistan, Güney Kore, Tayland, Japonya ve Amerika'da gösterime giren film ile Türk tarihine büyük bir kötülük yapılmış  ve ihanet edilmiştir. Müzisyen ve orkestra şefi Benjamin Wallfisch'in müzikleri bir korku filmini hatırlatır nitelikte idi. Filmde mehteri görmek isterdik. Fatih’in askerleri savaşa giderken Allah Allah nidaları attığını biliyorduk ama bu filmde kaba naralardan başka bir şey görmedik…
Bu filmde verilmek istenilen mesajlar nelerdi?
• Bizans ordusunu topraklarını savunurken haklı ve mağdur olarak gösterme…
• Sultan Mehmet 40 gün ordusunu adeta yalnız bırakırken, başarısız gösterilmeye çalışılırken, Bizans Kralının gemisini terk etmeyerek gönüllerde yükseltmek…
• Sultan Mehmet’e, Fatih denilmeden filmi bitirip; Fetih’te, Fatih’in değil, Osmanlı Ordusunun büyük emeği var görüntüsü oluşturma…
• Gemilerin karadan yürütülüp Haliç’e indirilmesinin üzeri örtülerek; bu dahi fikri genç nesillerin zihninden silmek…
•Yıllardır Salı gününün uğursuzluğundan bahsedenler, İstanbul’un Salı günü fethedildiğini biliyor ve bu uydurma fikri empoze etmeye çalışıyordu. İşte bu film bu zihniyetin bir devamıdır.