Memleketimizde son zamanlarda fake hesaplar üzerinden yazışmalar, tartışmalar moda oldu.
Türkçesi ‘sahte’ ama sosyal medya jargonunda İngilizcesi kullanılıyor ve sahte hesaplara ‘fake hesap’ deniyor.
Memlekette birbirinin yüzüne konuşamayanlar, geçmişte arkadan atarlardı.
Arkadan atmak diye bir tabir vardı yani.
Şimdi arkadan atma dönemi geride kaldı.
Yerini fake hesaptan yazmak aldı.
Belki yüz yüze oturup konuştuğunuz adam, beş dakika sonra fake hesaptan size bir şey yazabiliyor veya sövebiliyor.
Anlayacağınız fake hesap mert adam işi değil…
Benim bu fake hesap yazışmalarına fena halde canım sıkılıyor.
Bugüne kadar hiç fake hesap kullanmadım.
Bana göre er sözü, er yüzüne söylenir…
O yüzden kenarda köşede fake fake yazmayın abi…
FACEKAVUK
Yine evvelden memleketimizde her memlekette olduğu kadar dalkavuklar vardı.
Devir sosyal medya devri olunca, dalkavukluk da unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasına girdi.
Şimdi dalkavukların yerini ‘facekavuklar’ aldı.
Facebook denilen sanal illette, akşama kadar birileri birilerine facekavukluk yapıyor.
O kadar ileri gidiyorlar ki, sevdiğimiz, kıymet verdiğimiz, değerli gördüğümüz insanlardan dahi bizleri soğutabiliyorlar.
Altın kıymetlidir, yere düştüğü zaman pul olmaz.
Lakin hiçbir kuyumcu da dükkânın önüne çıkarak altınını methetmez, cazgırlık yapmaz.
Taş yerinde ağırdır beyler!
Facekavuklardan da yıldığımız doğrudur…
BİZDEN TOPRAK ALINAMAZ
Atalarımızın uzun göçleri ve büyük harpleri neticesinde bu coğrafyayı yurt tuttuk.
Gereken ne ise yerine getirdik, büyük bedeller ödedik, ödemeye de devam ediyoruz.
Halen yaşadığımız aziz vatanımızda topraklarımıza göz diken var.
Onlara kendi içimizde yaşadığımız meselelerden bazı örnekler vermek isterim…
Biz daha Çorum ile Yozgat arasına yapılan havaalanını paylaşamıyoruz ki sizinle toprak paylaşalım.
Biz Aydıncık ile Çorum arasında bulunan kanyonu henüz bölüşebilmiş değiliz mesela…
Veya Çiçekdağı ilçemiz ne Kırşehir’in olabiliyor, ne Yozgat’ın iki derede bir arada duruyor.
Demem o ki biz öyle küffara toprak verecek, yurt bırakacak millet değiliz.
Köylerimizde birinin tarlasına 100 santim giriş yap, bakalım neler olacak.
Koyunun girsin, komşunun bağından çöp yesin, neticelerini görürsün.
Yani bizden toprak alınamaz…
TUZLU KAHVE
Edebin, adabın ve hayanın hakim olduğu yıllarda sunulurmuş tuzlu kahve.
Öyle okudum bir yerde.
Elbette bir anlam ve mesajı varmış.
Eğer kız kendisine görücü gelen oğlanı beğenmez ise veya gönlünde başka biri var ise oğlana tuzlu kahve uzatırmış.
Tuzlu kahveyi içen oğlan durumu anlar, işin üzerine düşmez, oradan umudunu keser ve ayrılırmış.
Kızlar ve erkekler şimdiki gibi sosyal medyadan ‘ilişkisi başladı’ veya ‘ilişkisi sonlandı’ gibi kendine ‘güncelleme’ yapmazmış.
Ne kadar ince ve estetik bir davranış değil mi?
Haydi selametle…
Haydi selametle…