İstanbul Kocamustafapaşa’da Burunkışla’lı Ermenilerin kurduğu sevgi duygularıyla dolu güzel bir dernek; Yozgat aşkı ve hemşehri sevdasıyla bütünleşmiş dost gönüllü, güler yüzlü, kültürlü Hovsep ARZUMAN diye bir de saygıdeğer başkanları var. Bu güzel insan, yurt içinde ve yurtdışında bulunan Yozgatlı Ermenileri bir araya getirerek misafirperverliğin,vefalı dostlukların, komşuluk, arkadaşlık ve yardımlaşma duygularının ilelebet sadakatle sürdürüldüğü Bozok Yaylasının coğrafyası ve iklimiyle yoğrulan, mayası sağlam insanlık hamurunu yine eskiden olduğu gibi güzelliklerle şekillendirmek için çaba sarfediyor.
Biliyoruz ki bu topraklarda yaşayan Ermeni hemşehrilerimiz bize sanatı, zanaatı ve yaşamımızı kolaylaştıran birçok pratik bilgileri öğretmişler. Hala köylerimiz, kasabalarımız onların eşsiz mimari yapılarıyla dolu. Aynı müzikten esinleniyor, aynı oyunları oynuyoruz. Mutfak kültürümüzde hiçbir değişiklik yok. İştahla arabaşı yutuyor, mercimekli pilav kaşıklıyor, yufka ekmekle madımaklı dürüm dürüyoruz. Hala Bozok yaylasının hasretiyle memleket özlemi çekiyor, o coğrafyanın anılarıyla avunuyoruz. Ben hiçbir hemşehrimizden buralarda yaşamış Ermenilerin kötü yönlerini anlatan birisine rastlamadım.
Temiz ve görgülü yaşamları, yardımlaşma ve üstün komşuluk ilişkileri, zengin yemek kültürleri, köylerde, şehirlerde yapmış oldukları gösterişli konutlar, şehir donatıları ve ortak kullanım alanları, maharetli ustaları, her meslekte yetişmiş nitelikli insanları, bilgi ve kültürleri ile anılıyorlar. Her yerde insani zenginliklerinin hayranlıkla anlatıldığı sohbetlere rastlıyorum.
Onlarca ulusu bünyesinde eşit vatandaş statüsüyle barındıran Osmanlı İmparatorluğu; bilgisi, becerisi, sadakati ve dürüstlüğü ile Millet-i Sadıka diyerek Ermenilere ayrı bir sevgi ve ilgi göstermiştir. Ama bu Dünya medeniyetinin içerisine sızan Fransız, İngiliz vs. art niyetli guruplara koca imparatorluğun gücü yetmemiş, eğemen ve fitne güçlerin her ulus için vaad ettikleri milliyetçlik ve bağımsızlık safsatalarına maalisefki et ve tırnak gibi olduğumuz bu güzel insanlarda alet edilip, izleri yıllarca silinmeyen anlamsız düşmanlıklar inşa edilmiştir. Sonucun böyle olmasını ne onlar ne de biz isterdik.
Ortak yaşadığımız bu toprakları ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı biz; siyasi ve uluslararası nifaklardan dolayı da onlar terkedip; herbirimiz biryerlere göçmüşüz. Aradan geçen zamanın yarattığı katlamalı hasretlerle bizde, onlarda Yozgat özlemini ortak çekiyoruz.
Candan ciğerden paylaşımlarla dolu güzel komşuluklarımızı bitiren, temiz yüreklerimize izi yıllarca silinmeyecek düşmanlık tohumlarını eken batılı ülkeler bu vebalin altından nasıl kalkacaklar merak ediyorum. Alet ettikleri çıkar grupları bu kardeşlerin arasına girmenin ızdırabını, vijdan azabını çekiyormudur acaba?. Emeğini, sanatını, heyecanını sevdasıyla bütünleştikleri bu vatana nakış nakış dokuyan bu sadakati nasıl parçalanmış.
Bir bakıyorsunuz köy ortasında bir fırın ve yardımlaşma, dayanışma içerisinde gönül dolusu paylaşımlarla güzelleştirilen bir ekmek pişirme geleneği. Bir bakıyorsunuz pratik bir ahşap alet. Bir bakıyorsunuz ilimle sanat iç içe girmiş ve pratik bir alet ortaya çıkmış. Binlerce asır geçse bile bu Ermeni kardeşlerimizin izleri silinebilirmi. Onların bu coğrafyaya ve bizlerin hayatına nüfus ettirdikleri bu emek, bu güzellikler unutulabilirmi.
Adını saymakta hatta okumakta bile güçlük çektiğimiz dünyanın en ucra köşelerindeki adalara kadar gaspedip, sömürerek hükümranlık süren Hoolanda, Belçika, İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz, İtalya, Amerika, Rusya vs. dünya fitnesi medeniyetler milyonlarca mazlumun ahını nasıl ödeyecek. Kara Afrika’da, annesinin kucağından alarak esir pazarlarına gönderdikleri, ömürleri yalnızlık, gariplik ve kahredecek özlemlerle geçen köle hayatların bedduaları huzur bırakıyormu onlarda. Kongo’da, Uganda’da, Vietnam’da, Laos’ta, Burkina Faso’da, Volta’da, Zimbabwe’de, Gine Bissau’da, Sierra Leone’de kardeşleri birbirlerine katlettirerek kenardan parsaları toplayan merhametsiz leş kargası milletler, Osmanlı İmparatorluğunun zayıf anını yakalayarak dostluk ve kardeşlik içerisinde yaşayan birbirine çok sadık iki güzel milleti, çıkarcı zafiyet gösteren en zayıf halkaları aracılığı ile birbirine düşürmüş ve yıllarca süren küslük küskünlük ve kopukluklara sebebiyet vermişlerdir.
İşte Hovsep Arzuman, Hayr Zakeos, Nazaret Özahakyan, Hokehankist gibi birbirinden kıymetli beyefendiler yüzleri gibi gönülleride güzel hanımefendilerden oluşan Yozgat sevdasıyla bütünleşmiş Ermeni hemşehrilerimiz kucaklar dolusu özlemler ve sevgilerle Yozgat’a gelmişler.
Bizde onları her zaman gönüller dolusu çiçeklerle karşılayalım. Dünya siyasetine yön verdiğini zanneden kargaşa mimarı batılı güçlere biz bu dostluklar ve güzelliklerle büyümüş milletleriz çekilin aramızdan diyelim. Anadolu’nun her yerinde bu özleme son verelim. Sürmeli türküsünü beraber dinleyip, arabaşımızı beraber yutalım. Bahar aylarında madımak toplayalım, çiğdem gezdirelim. Yozgat kültürünü, engin gönlünü, misafirperverliğini beraber temsil edelim. Festivallerimizi ortak kutlayalım.
Diyorum ki, Valilik, belediyeler, kaymakamlıklar muhtarlıklar, sivil toplum örgütleri dernekler, vakıflar, platformlar yapacağı her etkinliğe bu güzel hemşerilerimizi de davet etsinler. Hatta yapacakları ortak etkinliklerle eski günlerde olduğu gibi Anadolu sıcaklığını, Anadolu güzelliklerini sergileyecek programlar yapsınlar. İnsanlar ve ülkeler arasında esen soğuk rüzgarları sevgiyle yok edip, hoşgörü ve engin misafirperverliğimizi göstererek hasretle kucaklaşalım.