Memleketin gözüne kurban olayım diyor büyükler.

Öyle tabi insanın doğduğu topraklar gibi var mı?

Yok ama, insanın karnı doymuyor, sırtı açık kalıyor, ekmeği, alın teri çalınıyor, günler yarı aç yarı tok geçiyorsa, işte orada dur diyor yeni yetmeler!

Bana Ankara’yı, İstanbul’u bedava verseler istemem?

Büyük şehirlere oldum olası yabancı kalmışımdır!

Kendimi büyük şehirlerde yapayalnız hissederim.

Garip gelir sokakları, Ankara’nın Sincan’ı ne kadar Yozgatlı kaynıyorsa kaynasın bana yabancıdır, taşı, toprağı ve de insanı!

Yozgat’ın kutsallığından değil elbette büyük şehirlerin gözüme öcü gibi gözükmesi.

Alışkanlık meselesi birazda her insanın bünyesi kaldırmıyor.

Benimkisi de öyle bir şey sanırım.

Öyle ama Yozgat’ta kalan ne yapmış, açıyorum tarih sayfalarını, karıştırıyorum.

Bir göçenlere bakıyorum,

Bir de kalanlara…

İsterseniz önce TÜİK’in verilerine bakalım…

Haberimizde okumuşunuzdur Yozgat’tan bir yılda bir ilçe nüfusu kadar insan göçmüş.

Şaka değil, yalan değil, şişirme, pişirme değil devletin resmi kurumu söylüyor; 13 bin küsür insan bir şekilde çekip gitmiş memlekette.

Ne zaman gelirler, işte orası bize karanlık.

Gidenler bir şekilde bir yerlerde ekmek mücadelelerini sürdürüyorlar.

Kalanları Allah korusun!

Bakmayın siz Yozgat’ın “Boz kırına”, “Yiğidin harman, harmanın yiğit” bulduğu sözlerine.

Ne desti kebabının tadı var memlekette, ne de harmanda yiğitler geziyor!

İnsanın karnı aç olmaya görsün!

Artık açlığın tarifi ekmeğe muhtaçlıkla tarif bulmuyor!

İhtiyaçların zamana ayak uydurduğu bir dünyada açlığın adı; borçluluk!

Yozgat’ta borcu kamçı yapmış yiğitler sürüyle.

Borçsuz bir Allah’ın kulu yok!

Belediyesinden en alt tabaka insanına kadar herkesin bir şekilde bir yerlere borcu var!

Borçlanmak da hayatın gereği ama, bu borç işini biz fazla abarttık!

Bir kere memlekette çalışan insanlar ne alın terinin karşılığını, ne de emeğini alıyor.

Altta kalanın canı çıksından öteye gitmiyor ilişkiler.

Bıçağın kemiğe dayandığı noktada borçlu vatandaş ya kaçıyor, ya da kaçar gibi göçüyor.

Göç zoraki göç…

İstihdam olanaklarının kısıtlı olduğu Yozgat’ta maalesef göçün bilançosu her geçen gün artıyor.

Ne gariptir bizim memlekette çalışan da çalışmayan da borçlu…

Şaka gibi değil mi?

Şaka değil gerçeğin ta kendisi aslında…

Çalışmayana devlet yardım ediyor, Allah çalışanı kayırsın!

Kulağa ilk etapta yanlış geliyor bu söz ama işin aslına, astarına bakma zahmetinde bulunmalı bir kere!

Asgari ücretle çalışan bir insan bir de kredi aldı mı babayı tuttu demektir!

Biraz amiyane tabir oldu ama oraya daha ağırını yazsam hafif gelir inanın.

Çünkü bilanço tahminimizden de kötü.

Sözde asgari ücretle çalışan insan sayısı bir hayli fazla memlekette. 

Bordroda asgari ücretli ama aldığı maaş üçte ikisi…

Kalanı işverenin sütüne, vicdanına.

Hatta kimisinin sigortası dahi yok!

İnsanlar çaresiz, elindekini de bulamazsam derdiyle çalışıyor.

Aslında asgari ücret alsa da fark etmiyor insanlar. Borç kredi kartı ile başladığı vakit iş kira ödeyememe, mahalle bakkalına, eşe, dosta borçlanma ile devam ediyor.

E, adam çalışıyor diye vakıftan da yardım talep edemiyor.

İnsanlar çalışmayana yardım ettiği için çalışan borç kıskacınca gidip geliyor.

Çalışanın çalışmayandan farkının kalmadığı Yozgat’ta son ve tek çare olarak; göç çıkıyor karşımıza.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye’deki göçün bilançosunu illere göre yayınlamış.

En fazla göç veren illerden bir tanesi Yozgat…

Bir yılda bir ilçe nüfusu göçer mi göçüyor…

1950’li yıllarda dedelerimiz göçtü, sonra sıra babalarımıza geldi, velhasılı sıra bizde!

İyi ama nereye kadar?

Sanırım mezara kadar…

Borcun ne anlama geldiğini bilmeyen yoktur.

O borç ki insanları diyar diyar gezdiren.

Geçim derdi bitti, borç ödeme derdi ile yaşar oldu insanlar.

Bazen hesaplıyorum da geçmişe bakıyorum, kendim için hiç çalışmamışım…

Alacaklılarla verecekliler arasında sadece köprü vazifesi kuruyorum.

Ondan alıp ona ver, gerisi yandı gülüm keten helva…

Velhasılı beyler, memleket sadece göçmüyor, memleket yırtınıyor, kurtuluş yolu arıyor.

Borç gırtlağa dayanmış kemiği aşmış…

Bir tarafta imparatorluklar kurulurken bir yanda borçlu insanların sayısı artarken bir ilçe nüfusu göçmüş aslına bakarsanız çok da değil.

Bir sabah uyandığımızda Yozgat’ı yerinde bulamazsanız sakın ola şaşırmayın….

 

YOZGAT RÜZGARI

Yozgat’ın ayazı…

Memleket deyim yerinde ise donuyor.

Ayaz Esentepe’den başlayıp Çemsan’ın oradan çıkıyor.

Mekanı cennet ecdadımız Yozgat’ı öyle bir yere kurmuş ki, Çalatlı’yı aşan, Saray’ı deviren ısınıyor.

Ama Yozgat’a adım attığınız an bir ayaz başlıyor!

Öyle günleri yaşıyor Yozgat!

Ne kışlar vardı diyor ya büyükler, o kışların soğuğu var şuan.

Kar (Allah bilir ama) artık eskisi yağmayacağa benziyor.

Musabeyli Barajı’nı da tamamladılar mı Karadeniz olacak Yozgat benden söylemesi.

Adam boyu kar’ın yağdığı kışların soğuğu nerden geliyor bilmiyorum ama eğer bu ayazın devamı kar’a dönerse işte o zaman sürpriz olur…

Kendinize dikkat edin, ayazda açan güneşe aldanmayın,

Ayazdaki güneş, gülen siyasetçiye benzer ne zaman çarpacağı belli olmaz.

Benden söylemesi.