Bilmem hatırlayabildiniz mi Sarıkaya’nın Kadıgüllü Köyü’nde Şehit Halit Aksu’nun da ismini taşıyan bir ilköğretim okulu var!
Eğitim yatırımlarının en son ulaştığı,
Her şeyin kıyıdan köşeden geleniyle yetinen/yetinmek zorunda kalan,
Değirmenini döndürecek taşıma sudan umudunu kesmiş rüzgarın gücüne hasret,
Köy ahalisinin omuz verdiği,
Yöneticinin genellikle aklına getiremediği,
Bildik köy okullarından bir tanesi Kadıgüllü Şehit Halit Aksu İlköğretim Okulu.
Bu okulun kaderi de diğer köy okullarının kaderiyle hemen hemen aynı.
Onları farklı kılan ise 46 bin okul arasında 1. olmaları.
Evet evet yanlış duymadınız 46 bin okul arasında 1. olan okulun adı Kadıgüllü Şehit Halit Aksu İlköğretim Okulu.
Kısaca Kadıgüllü Şehit Halit Aksu İlköğretim Okulu’nun elde ettiği 1’inciliğin sebebini açıklayayım unutanlara (!)
Efendim, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Toplam Kalite Yönetimi dalında 7 yıldır okullar arasında düzenlediği bir yarışma var.
Toplam Kalite derken elde edilen SBS başarısı, yıllara göre ortaya çıkan öğrenci başarıları değerlendirilip en başarılı ilk üç okula, bir de 4’üncüye mansiyon olmak üzere ödül veriliyor.
İşte bu yarışmaya Yozgat’ı temsilen katılan tek okul Kadıgüllü Şehit Halit Aksu İlköğretim Okulu.
46 bin okulun 3 bin 600 proje ile katıldığı yarışmada ilk 14 okul arasına girenlerden bir tanesi oldu bu okulumuz.
Tahmin ettiğiniz gibi 14 okul arasında Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Yönetim Değerlendirme ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı’nın bizzat okulu ziyaret ederek yaptığı değerlendirmeler neticesinde Yozgat, yani Sarıkaya, yani Kadıgüllü Köyü Şehit Halit Aksu İlköğretim Okulu 1’inci oldu.
Her şeyde sonuncu olduğumuz, birçok alanda geriye gittiğimiz, eğitimi bir türlü körükleyemediğimiz bir dönemde bir okulumuz Türkiye birincisi oluyor.
Onlarca özel okulu, büyük şehir okullarını, binlerce liralık parası olan okulların önüne geçmeyi başarıyor.
Ayakta alkışlanacak bir durum. Önünde eğitilmek lazım bu başarıyı yakalayanların.
Takdir etmeli, reklam etmeli diğer okullara da örnek olması için.
Asıl meseleye gelmeden önce Kadıgüllü’ye birinciliği getiren başarıları ne ola ki diye sormak gerekmez mi?
Hemen açıklayayım!
Bu güne kadar Kadıgüllü İlköğretim Okulu;
- OKS ve SBS’de (2008 yılı) başarı yüzde 20, yerleştirme yüzde 30.
2009 yılında başarı yüzde 50, yerleştirme yüzde 75.
2010 yılında başarı yüzde 87, yerleştirme yüzde 100…
Okul 1960 yılında eğitime başlamış, 2007 yılına kadar 1 kız öğrenci orta öğretime devam ederken son 3 yılda bu sayı 15.
Yine bu tarihler arasında bursluluk sınavını kazanan öğrenci hiç yokken, son üç yılda 2 öğrenci de olsa bursluluk sınavını kazandı.
Ve bu okul Milli Eğitim Bakanlığı’nın önemli başarı nişanelerinden olan “Beyaz Bayrak”, “Mavi Gök Yeşil Yaprak” ödüllerini alarak, en çevreci okullar arasında il ikincisi oldu.
Buraya kadar saydıklarımız bir köy okulunun yapabileceklerinin çok ama çok ötesinde.
Bir köy okulu bu başarıyı elde ederken yöneticiler ne yaptı?
Hiçbir şey…
Ne gariptir ki, Ankara’daki ödül töreninde diğer okulların masasında ilin önde gelen yöneticilerin plaketleri yer alırken, Kadıgüllü Köyü Şehit Halit Aksu İlköğretim Okulu’nun kinde köy muhtarının, ilçe kaymakamının, vatandaşların verdiği plaketler yer aldı.
Asıl olanı da bu, halkın takdirini kazanmak.
Ama bir öğretmen, eğitimci, en azından öğrencisi takdir edilmek, ne biliyim bir devlet tebessümü görmek ister.
Açın bakın internete, başka illerde Toplam Kalite Yönetimi’nde bırakın derece elde etmeyi, katılım gösteren okullar için dahi ödül töreni düzenlenmiş.
Ama biz Ankara’da dahi yanında olamadık Kadıgüllü Köyü Şehit Halit Aksu İlköğretim Okulu öğretmen, öğrenci ve yöneticilerinin.
Onları yarışma sürecinde dahi yalnız bıraktık.
Güç vermedik, moral veremedik, sahip çıkamadık!
Yanlış anlaşılmasın lütfen, amacım suçlu aramak değil. Öyle yapsam inanın kolayına kaçmış olurdum.
Bu gün Yozgat eğitimi adına harcanan mesai, yapılan yenilikler, atılan adımlar, projeler, planlar, çalıştaylar havada kalıyor, fayda getirmiyor, gelecek vaat etmiyorsa işte bunun en önemli nedenlerinden,
Bizim bir türlü göremediğimiz ama aslında hep karşımızda asılı duran nedenlerden bir tanesi:
Toplam Kalite Yönetimi’ni Yozgat’ta hayata geçirememek.
Yönetici-okul-öğretmen-öğrenci-veli arasındaki köprünün hep bir yerden kopuyor olması.
Zincirin halkalarının biri kopunca haliyle Yozgat’ı temsilen bir okul katılabiliyor Toplam Kalite Yönetimi yarışmasına.
“Eğitime verilen önem bu mu” diye sorarken aslına bakarsanız verilen emekleri hiçe saymak değil Türkiye birincisini görmeyen gözlere biraz itelemeyle de olsa bir şeyler göstermekti.
Bu kez olmadı belki bundan sonrası için…
YOZGAT RÜZGARI
İhanetin yürek yangını…
İhanetin yangın yeri neresidir;
Şehit babası, şehit annesi, şehit eşi, şehit çocuğu, şehit kardeşi, Türk milletinin kalbidir.
Bir hain çıkıp da ihanetini üzerimize üzerimize kusuyor
Ve bu ihanet karşısında konuşması gereken ağızlar susuyor, görmesi gereken gözler kör olup, duyması gereken kulaklar sağırlaşıyorsa işte o zaman bir yerlerde yürekler yanıyor!
Yangın yerine dönen o yüreklerden bir tanesi Şehit Aileleri Derneği Başkanı Zübeyir Altunok’a ait.
Ne zaman bir hain, bir soysuz çıkıp da bunu açık açık dile getirse yeni bir şehit cenaze gelmiş gibi büyük üzüntülere gark olur Zübeyir Altunok!
Ak sakallı nur yüzüne hüzün düşer,
Bakışları kimsesizleşir, mahzunluk beliriverir çehresinde.
Cumartesi günü yine böyle bir haldeydi Zübeyir Amca…
Tunceli'de 30 Haziran 1996 tarihinde askerlerin bayrak merasimi sırasında hamile kadın kılığına girerek düzenlediği intihar saldırısıyla 8 askerimizin şehit olmasına, 29 askerin ise yaralanmasına yol açan Zilan kod adlı PKK’lı Zeynep Kınacı’nın Diyarbakır’daki anma etkinliğine katılan BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel açık açık ihanet kusmuş.
Sözde anma töreninde soysuz katilleri, canileri, onların elebaşı Abdullah Öcalan’ı açık açık övüyor Sayın (!) Vekil…
Kim bilir belki ben ihanet telalarlına soysuz dediğim için suçlu duruma düştüm şuan,
Ama ne hikmetse ihanetini açık açık üzerimize kusan,
Terörü göklere çıkaran, ölen teröristlere şehit diyen bu Sayın (!) Vekile en ufak bir tepki yok!
Tepki vermesi gerekenler suskun!
Onlar sustukça, işte onlar sustukça kabrindeki şehitlerin kemikleri sızlıyor,
Şehit babasının onuru inciniyor, yüreği yangın yerine dönüyor,
Şehit çocuğu varlığını sorguluyor, şehit babasının beton mermerine isyan ediyor!
Ne için?